TFRS 7 Finansal Araçlar: Açıklamalara İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 7) Hakkında Tebliğ

30 Ocak 2007 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 26419

TEBLİĞ

Türkiye Muhasebe Standartları Kurulundan:

TFRS 7 FİNANSAL ARAÇLAR: AÇIKLAMALARA İLİŞKİN

TÜRKİYE FİNANSAL RAPORLAMA STANDARDI (TFRS 7)

HAKKINDA TEBLİĞ

SIRA NO: 42

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı; “TFRS 7 Finansal Araçlar: Açıklamalar” (TFRS 7) Standardının yürürlüğe konulmasıdır.

(2) Adı geçen Türkiye Finansal Raporlama Standardı bu Tebliğin 1 no’lu ekinde yer almıştır.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğin kapsamı TFRS 7 Standardının Ek/1’de yer alan metninde belirlenmiştir.

Hukuki dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 28/7/1981 tarih ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun Ek-1 inci maddesi ile 24/2/2004 tarihli ve 2004/6924 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin (b) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

(a) TMSK ve Kurul: Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunu,

(b) TMS: Türkiye Muhasebe Standartlarını,

(c) TFRS: Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını,

ifade eder.

Yürürlük ve uygulamaya ilişkin hükümler

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğin 1 no’lu ekinde yer alan TFRS 7 Standardı 1/1/2007 tarihinden sonra başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girer. TFRS 7 Standardının uygulanmasıyla “TMS 30 Bankalar ve Benzeri Finansal Kuruluşların Finansal Tablolarında Yapılacak Açıklamalar” Standardı yürürlükten kalkar. İsteyen işletmeler bu hükümler çerçevesinde TFRS 7’yi 31/12/2006 tarihli finansal tablolarında uygulayabilirler.

(2) TFRS 7 Standardını, 31/12/2006 tarihli finansal tablolarında uygulamayan işletmeler 31/12/2006 tarihli finansal tablolarında;

(a) “TMS 32 Finansal Araçlar: Sunum”  Türkiye Muhasebe Standardını, bu Tebliğin 2 no’lu ekinde yer alan şekliyle,

(b) “TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme” Türkiye Muhasebe Standardının 1, 9, 45, 48 ve UR 29 no’lu maddelerini bu Tebliğin 3 no’lu ekinde yer alan şekliyle,

uygularlar.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu yürütür.

EK 1 Türkiye Finansal Raporlama Standardı

(TFRS 7)

Finansal Araçlar: Açıklamalar

Amaç

1. Bu TFRS’nin amacı, finansal tablo kullanıcılarının aşağıdaki hususları değerlendirebilmeleri için gerekli olan bilgilerin işletme finansal tablolarında kamuoyuna açıklanmasını sağlamaktır:

(a) Finansal araçların işletmenin finansal durumu ve performansı açısından önemi; ve

(b) İşletmenin dönem içerisinde ve raporlama tarihinde finansal araçlar nedeniyle maruz kaldığı risklerin niteliği ve düzeyi ile işletmenin sözü edilen riskleri yönetme şekli.

2. Bu TFRS’de yer alan ilkeler, “TMS 32 Finansal Araçlar: Sunum” ve “TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme” Standartlarında yer alan finansal varlık ve borçların muhasebeleştirilmesi, ölçülmesi ve sunumuna ilişkin ilkeleri tamamlar.

Kapsam

3. Bu Standart, tüm işletmeler tarafından aşağıda sayılan istisnalar haricinde tüm finansal araçlara uygulanır:

(a) “TMS 27 Konsolide ve Bireysel Finansal Tablolar”, “TMS 28 İştiraklerdeki Yatırımlar” ve “TMS 31 İş Ortaklıklarındaki Paylar” Standartları kapsamında muhasebeleştirilen bağlı ortaklık, iştirak ve iş ortaklıklarındaki paylar. Diğer taraftan, bazı durumlarda, TMS 27, TMS 28 ve TMS 31 Standartları bağlı ortaklık, iştirak ve iş ortaklıklarındaki payların TMS 39’a göre muhasebeleştirilmesine izin vermektedir. Bu hallerde, işletme, bu Standartta yer alanlara ek olarak, TMS 27, TMS 28 veya TMS 31’de yer alan kamuoyuna açıklama hükümlerini de uygulamak durumundadır. Bu Standart, ilgili türev ürün TMS 32’de yer alan özkaynağa dayalı finansal araç tanımına girmediği sürece, bağlı ortaklıklardaki, iştiraklerdeki ve iş ortaklıklarındaki paylarla ilişkilendirilmiş her türlü türev ürüne de uygulanır.

(b) “TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar” Standardının uygulandığı emeklilik fayda planları kapsamındaki işveren hak ve yükümlülükleri.

(c) İşletme birleşmelerindeki koşullu ödemeler için yapılan sözleşmeler (bakınız: “TFRS 3 İşletme Birleşmeleri” Standardı).  Söz konusu istisna sadece edinen açısından uygulanır.

(d “TFRS 4 Sigorta Sözleşmeleri” Standardında tanımlanan sigorta sözleşmeleri. Ancak, TMS 39 Standardının sigorta sözleşmelerinde saklı türev ürünlerin ayrı ayrı muhasebeleştirilmesini gerektirdiği durumlarda, anılan türev ürünler için bu Standart uygulanır. Diğer yandan, ihraççının, finansal teminat sözleşmelerine ilişkin muhasebeleştirme ve ölçme işlemlerinde TMS 39’u uygulamakta olması durumunda da bu Standart uygulanır. İhraççının, anılan sözleşmelere ilişkin muhasebeleştirme ve ölçme işlemlerinde TFRS 4’ün 4(d) Paragrafı uyarınca TFRS 4’ü uygulamayı seçmesi durumunda ise TFRS 4 uygulanır.

(e) TMS 39’un 5-7 nci Paragrafları kapsamındaki sözleşmeler hariç olmak üzere, “TFRS 2 Hisse Bazlı Ödemeler” Standardı uygulanan hisse bazlı ödeme işlemleri kapsamındaki finansal araçlar, sözleşmeler ve yükümlülükler.

4. Bu TFRS, muhasebeleştirilmiş ve muhasebeleştirilmemiş finansal araçlar için uygulanır. Muhasebeleştirilmiş finansal araçlar, TMS 39 kapsamındaki finansal varlık ve finansal borçları içerir. Muhasebeleştirilmemiş finansal araçlar ise, TMS 39’un kapsamı dışında olmalarına rağmen bu TFRS kapsamında olan bazı finansal araçları içerir (bazı kredi taahhütleri gibi).

5. Bu TFRS, finansal olmayan bir kalemin alımı veya satımına ilişkin olarak düzenlenen TMS 39 kapsamındaki sözleşmelere (bakınız: TMS 39 Paragraf 5 – 7) uygulanır.

Finansal araç sınıfları ve açıklanacak bilgilerin düzeyi

6. Bu TFRS’nin finansal araç sınıfları itibariyle kamuoyuna açıklama yapılmasını gerektirdiği durumlarda, işletme, açıklanan bilginin niteliğine uygun bir şekilde ve finansal araçların özelliklerini de dikkate almak suretiyle finansal araçları sınıflara ayırır. İşletme, bilançoda sunulan kalemlerle gerekli mutabakatın yapılmasına yönelik yeterli düzeyde bilgi sunar.

Finansal araçların finansal durum ve performans açısından önemi

7. Finansal tablo kullanıcılarının işletmenin finansal durum ve performansı açısından finansal araçların önemini değerlendirmelerine imkan veren bilgiler kamuoyuna açıklanır.

Bilanço

Finansal varlık ve finansal borç sınıfları

8. TMS 39’da tanımlanan aşağıdaki sınıflardan her birine ilişkin defter değeri, bilanço veya dipnotlarda kamuoyuna açıklanır:

(a) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlıklar; (i) ilk muhasebeleştirmede bu şekilde sınıflananlar ile (ii) TMS 39’a göre alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflananlar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle;

(b) Vadeye kadar elde tutulacak yatırımlar;

(c) Kredi ve alacaklar;

(d) Satılmaya hazır finansal varlıklar;

(e) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal borçlar; (i) ilk muhasebeleştirmede bu şekilde sınıflananlar ile (ii) TMS 39’a göre alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflananlar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle; ve

(f) İtfa edilmiş maliyetinden ölçülen finansal borçlar.

Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlıklar ya da finansal borçlar

9. Bir kredi veya alacağın (veya kredi ya da alacak grubunu) gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanmış olması durumunda aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklama yapılır:

(a) İlgili kredi veya alacağa (veya kredi ya da alacak grubuna) ilişkin raporlama tarihi itibariyle maruz kalınan azami kredi riski tutarı (bakınız: Paragraf 36 (a).

(b) Sözü edilen azami kredi riski tutarının herhangi bir kredi türevi veya benzeri bir araçla azaltılabilecek kısmı.

(c) Aşağıdaki şekillerden biriyle tespit edilen, ilgili kredi veya alacağın (veya kredi ya da alacak grubunun) gerçeğe uygun değerinde meydana gelen ve finansal varlığın kredi riskiyle ilişkilendirilebilen değişikliğin dönem içerisinde gerçekleşen tutarı ve birikmiş tutarı:

(i) Gerçeğe uygun değerde meydana gelen ve piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişiklikler ile ilişkilendirilemeyen değişiklik tutarı olarak; veya

(ii) Bir varlığın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişikliğin ilgili varlığın kredi riskindeki değişmelerden kaynaklanan kısmını daha doğru bir şekilde yansıttığı düşünülen alternatif bir yöntem aracılığıyla

Piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişiklikler; gözlemlenen (gösterge) faiz oranı, mal fiyatı, döviz kuru veya fiyat ya da oran endeksindeki değişiklikleri içerir.

(d) İlgili herhangi bir kredi türevi veya benzeri bir aracın gerçeğe uygun değerinde dönem içerisinde meydana gelen değişim tutarı ile kredi veya alacağın sınıflandığı tarihten bu yana söz konusu türev ürün veya aracın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen birikmiş değişim tutarı.

10. Bir finansal borcun, TMS 39’un 9 uncu Paragrafı uyarınca gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanmış olması durumunda aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklama yapılır:

(a) Bir finansal borcun kredi riskindeki değişmelerden kaynaklanan gerçeğe uygun değer değişikliğinin aşağıda belirtilen iki yöntemden biri kullanılmak suretiyle tespit edilecek dönem içerisinde gerçekleşen tutarı ile birikmiş tutarı:

(i) Gerçeğe uygun değerde meydana gelen ve piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişiklikler ile ilişkilendirilemeyen değişiklik tutarı olarak; veya

(ii) Bir borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişikliğin ilgili borcun kredi riskindeki değişmelerden kaynaklanan kısmını daha doğru bir şekilde yansıttığı düşünülen alternatif bir yöntem aracılığıyla.

Piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişiklikler; gösterge faiz oranı, diğer bir işletmenin finansal aracının fiyatı, mal fiyatı, döviz kuru veya fiyat ya da oran endeksindeki değişiklikleri içerir. Birim birleştirici özelliği bulunan sözleşmeler açısından, piyasa koşullarındaki değişiklikler, ilgili dahili veya harici yatırım fonunun performansındaki değişiklikleri içerir.

(b) Finansal borcun defter değeri ile işletmenin sözleşme hükümlerine göre vade tarihinde hak sahibine ödemek zorunda olduğu tutar arasındaki fark.

11. İşletme aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Paragraf 9 (c) ve 10 (a)’da yer alan hükümlerin yerine getirilmesinde kullanılan yöntemler.

(b) İşletmenin, Paragraf 9 (c) ve 10 (a)’da yer alan hükümlerin yerine getirilmesi amacıyla yaptığı açıklamanın ilgili finansal varlık veya finansal borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen ve anılan kalemlerin kredi riskindeki değişikliklerle ilişkilendirilebilen değişimi doğru olarak göstermediğine inanması durumunda, bu sonuca ulaşılmasındaki sebepler ve ilgili olduğu düşünülen etkenler.

Yeniden sınıflandırma

12. İşletmenin bir finansal varlığı:

(a) Gerçeğe uygun değer yerine maliyetinden veya itfa edilmiş maliyetinden; ya da

(b) Maliyeti veya itfa edilmiş maliyeti yerine gerçeğe uygun değerinden

ölçmek suretiyle yeniden sınıflandırması durumunda, ilgili sınıflara eklenmek ve çıkarılmak suretiyle her bir sınıf itibariyle yeniden sınıflanan tutar ve söz konusu yeniden sınıflandırmanın nedeni hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulur (bakınız: TMS 39 Paragraf 51-54).

Bilanço dışı bırakma

13. İşletme, finansal varlıklarını, devredilen finansal varlıkların bir kısmı veya tamamının bilanço dışı bırakılma hükümlerini (bakınız: TMS 39 Paragraf 15-37) karşılamadığı bir biçimde devretmiş olabilir. İşletme, bu türden her bir finansal varlık sınıfı için aşağıdakiler hakkında kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Varlıkların niteliği;

(b) Mülkiyetten kaynaklanan risk ve yararlardan işletmenin elinde bulundurmaya devam ettiği kısmın niteliği;

(c) İşletmenin anılan varlıkların tamamını finansal tablolarına yansıtmaya devam etmesi halinde, sözü edilen varlıkların ve bunlardan kaynaklanan borçların defter değeri; ve

(d) İşletmenin anılan varlıkları devam eden ilgisi oranında finansal tablolarına yansıtmaya devam etmesi halinde, başlangıçtaki varlıkların toplam defter değeri, finansal tablolara yansıtılmaya devam edilen varlıkların tutarı ve bunlardan kaynaklanan borçların defter değeri.

Teminat

14. İşletme aşağıda belirtilen hususlarda kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) TMS 39 Paragraf 37(a) uyarınca yeniden sınıflandırılmış bulunan tutarlar da dahil olmak üzere, işletmenin borçları veya koşullu borçları için teminat olarak verdiği finansal varlıkların defter değeri; ve

(b) Verilen teminata ilişkin kayıt/kural ve koşullar.

15. İşletme, elinde teminat bulundurması (finansal veya finansal olmayan) ve teminat sahibi temerrüde düşmeksizin anılan teminatı satma veya yeniden teminat/rehin olarak verme hakkına sahip olması durumunda, aşağıdakilere ilişkin kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Sahip olunan teminatın gerçeğe uygun değeri;

(b) Satılan veya yeniden rehin verilen söz konusu teminatın gerçeğe uygun değeri ve işletmenin ilgili teminatı geri verme konusunda herhangi bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı; ve

(c) İşletmenin sözü edilen teminatı kullanma kayıt/kural ve koşulları.

Kredi zararlarına ilişkin karşılık hesabı

16. Finansal varlıkların kredi zararları neticesinde değer düşüklüğüne uğraması ve işletmenin ilgili varlığın defter değerini doğrudan düşürmek yerine oluşan değer düşüklüğünü ayrı bir hesaba kaydetmesi durumunda (bireysel değer düşüklüklerini kaydetmek için kullanılan bir karşılık hesabı veya varlıklarda topluca meydana gelen değer düşüklüğünü kaydetmekte kullanılan benzer bir hesap gibi), sözü edilen hesapta dönem içerisinde her bir finansal varlık sınıfına ilişkin olarak meydana gelen değişimlerin mutabakatı hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulur.

Çoklu saklı türev ürün içeren bileşik finansal araçlar

17. İşletmenin, hem bir borç hem de bir özkaynak bileşeni içeren bir araç ihraç etmesi (bakınız: TMS 32 Paragraf 28) ve sözü edilen aracın, değerleri birbirine bağlı olan çoklu saklı türev ürünler içermesi durumunda (alım opsiyonlu dönüştürülebilir borçlanma aracı gibi), anılan özelliklerin varlığına ilişkin kamuoyuna açıklamada bulunulur.

Temerrüt ve ihlaller

18. İşletme, raporlama tarihi itibariyle finansal tablolarında yer almakta olan kredi borçları için aşağıdaki açıklamalarda bulunulur:

(a) Anapara, faiz ve borç itfa fonu (sinking fund) ödemelerinde dönem içerisinde meydana gelen temerrütlere ilişkin detaylı bilgiler veya sözü edilen borçların itfa koşulları;

(b) Raporlama tarihi itibariyle temerrüde düşülmüş bulunan kredi borçlarının defter değeri; ve

(c) Finansal tabloların yayınlanmak üzere onaylanmasından önce söz konusu temerrüdün giderilip giderilmediği veya anılan kredi borçlarına ilişkin şartların yeniden görüşülüp görüşülmediği.

19. Dönem içerisinde ilgili kredi anlaşmasının koşullarında 18 inci Paragrafta açıklananlar dışında bir ihlalin meydana gelmesi ve anılan ihlallerin borç verenin hızlandırılmış geri ödeme talep etmesine imkan vermesi durumunda (bu ihlaller giderilmediği veya ilgili kredi anlaşmasının koşulları yeniden görüşülmediği taktirde), işletme 18 inci Paragrafta açıklanması istenen bilgilerin aynıları hakkında kamuoyuna açıklamada bulunur.

Gelir tablosu ve özkaynak

Gelir, gider, kazanç ve kayıp kalemleri

20. İşletme aşağıda yer alan gelir, gider, kazanç ve kayıp kalemleri hakkında finansal tablolarında veya dipnotlarda kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Aşağıdakilerden elde edilen net kazanç veya kayıplar:

(i) İlk muhasebeleştirme sırasında gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırılmış finansal varlıklar veya finansal borçlar ile TMS 39 uyarınca alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflandırılan finansal varlık veya finansal borçlar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık veya finansal borçlar;

(ii) Dönem içerisinde doğrudan özkaynaklarda muhasebeleştirilmiş kazanç veya kayıplar ile özkaynaklardan çıkarılıp döneme ilişkin kâr veya zararda muhasebeleştirilen tutarlar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle, satılmaya hazır finansal varlıklar;

(iii) Vadeye kadar elde tutulacak yatırımlar;

(iv) Kredi ve alacaklar; ve

(v) İtfa edilmiş maliyetinden ölçülen finansal varlıklar;

(b) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılmayan finansal varlıklar veya finansal borçlara ilişkin toplam faiz geliri ve toplam faiz gideri (etkin faiz yöntemi kullanılarak hesaplanan);

(c) Aşağıdakilerden kaynaklanan ücret gelir ve gideri (etkin faiz oranının belirlenmesinde kullanılan tutarların dışında kalan):

(i) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılmayan finansal varlıklar veya finansal borçlar; ve

(ii) Varlıkların bireyler, vakıflar, emeklilik fayda planları ve kurumlar adına saklanması veya yatırım olarak değerlendirilmesi sonucunu doğuran emanet ve diğer saklama faaliyetleri;

(d) Değer düşüklüğüne uğramış finansal varlıklara ilişkin olarak TMS 39 Paragraf UR 93 uyarınca tahakkuk ettirilen faiz geliri; ve

(e) Her bir finansal varlık sınıfına ilişkin değer düşüklüğü zararı tutarı.

Diğer açıklamalar

Muhasebe politikaları

21. İşletme, önemli muhasebe politikalarının özetinde, finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan ölçüm esası (veya esasları) ile finansal tabloların anlaşılması için gerekli diğer muhasebe politikalarını “TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu” Standardının 108 inci Paragrafı uyarınca kamuoyuna açıklar.

Finansal riskten korunma muhasebesi

22. İşletme TMS 39’da yer alan her bir finansal riskten korunma işlemi itibariyle (diğer bir ifadeyle, gerçeğe uygun değer riskinden, nakit akış riskinden ve yurtdışındaki işletmede bulunan net yatırım riskinden korunma işlemleri itibariyle) aşağıdakileri ayrı ayrı kamuoyuna açıklar:

(a) Her bir finansal riskten korunma işleminin niteliği;

(b) Finansal riskten korunma aracı olarak belirlenmiş olan finansal araçların niteliği ve raporlama tarihindeki gerçeğe uygun değerleri; ve

(c) Korunulan riskler.

23. İşletme nakit akış risklerine ilişkin olarak aşağıdaki açıklamalarda bulunur:

(a) Nakit akışlarının meydana gelmesi beklendiği dönemler ile kâr veya zararı etkilemelerinin beklendiği zaman;

(b) Daha önce finansal riskten korunma muhasebesi uygulanmış ancak meydana gelmesi artık beklenmeyen tahmin işlemlerin niteliği;

(c) Dönem içerisinde özkaynaklarda muhasebeleştirilen tutar;

(d) Gelir tablosunda ilgili her bir kaleme dâhil edilen tutar ayrıca gösterilmek suretiyle, özkaynaklardan çıkarılan ve dönem kâr veya zararına dâhil edilen tutar; ve

(e) Dönem içerisinde özkaynaklardan çıkarılan ve edinimi veya yüklenimi finansal riskten korunan gerçekleşme olasılığı yüksek tahmini işlemin konusunu oluşturan finansal olmayan varlık veya borcun başlangıç maliyetine veya diğer bir defter değerine eklenen tutar.

24. İşletme aşağıdakiler hakkında ayrı ayrı açıklamada bulunur:

(a) Gerçeğe uygun değer riskinden korunma işlemleri açısından aşağıda yer alanlardan kaynaklanan kazanç veya kayıplar:

(i) Finansal riskten korunma aracına ilişkin kazanç veya kayıplar; ve

(ii) Finansal riskten korunma konusu kalemde meydana gelen ve korunan riskle ilişkilendirilebilen kazanç veya kayıplar.

(b) Nakit akış riskinden korunma amaçlı işlemlerden kaynaklanan ve kâr veya zararda muhasebeleştirilen etkin olmama durumu/etkinsizlik; ve

(c) Yurtdışındaki işletmede bulunan net yatırım riskinden korunma amaçlı işlemlerden kaynaklanan ve kâr veya zararda muhasebeleştirilen etkin olmama durumu/etkinsizlik.

Gerçeğe uygun değer

25. 29 uncu Paragrafta belirtilenler haricinde, her bir finansal varlık ve finansal borç sınıfının (bakınız: Paragraf 6) gerçeğe uygun değeri, anılan değerin bunlara ilişkin defter değeriyle karşılaştırılmasını sağlayacak şekilde kamuoyuna açıklanır.

26. Gerçeğe uygun değerlerin kamuoyuna açıklanması sırasında, işletme, ilgili finansal varlık ve borçları sınıflarına göre gruplandırır. Ancak anılan finansal varlık ve borçlar bunlara ilişkin defter değerlerinin bilançoda netleştirildiği oranda netleştirilir.

27. İşletme aşağıdakiler hakkında kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Kullanılan yöntemler ve bir değerleme yönteminin kullanılmış olması durumunda, her bir finansal varlık ve finansal borç sınıfının gerçeğe uygun değerinin belirlenmesinde kullanılan varsayımlar. Örneğin işletme, mümkün ise, peşin ödeme oranları, beklenen kredi zararlarının oranı ve faiz veya indirim oranlarına ilişkin varsayımlar hakkında kamuoyuna açıklamada bulunur.

(b) Gerçeğe uygun değerlerin, tamamen veya kısmen, doğrudan aktif bir piyasada kayıtlı fiyatlar referans alınmak suretiyle mi yoksa bir değerleme yöntemi kullanılarak mı belirlendiği (bakınız: TMS 39 Paragraf UR 71-UR 79).

(c) Finansal tablolarda muhasebeleştirilen veya kamuoyuna açıklanan gerçeğe uygun değerlerin, tamamen veya kısmen, aynı araca ilişkin gözlemlenebilir cari piyasa işlemlerinde oluşan fiyatlarla (diğer bir ifadeyle, değiştirilmeksizin veya yeniden düzenlenmeksizin) desteklenmeyen varsayımları temel alan ve mevcut gözlemlenebilir piyasa verilerine dayanmayan bir değerleme yöntemi kullanılarak mı tahmin edildiği. Finansal tablolarda muhasebeleştirilen gerçeğe uygun değerler açısından anılan varsayımlardan biri veya daha fazlasının yeterli düzeyde olası alternatif varsayımlarla değiştirilmesinin gerçeğe uygun değeri önemli ölçüde etkileyecek olması durumunda, işletme sözü edilen hususu ve anılan değişikliklerin etkilerini kamuoyuna açıklar. Burada sözü edilen “önem” kavramı, kâr veya zarar ve toplam varlıklar ve toplam borçlara göre değerlendirilir. Gerçeğe uygun değerde meydana gelen değişikliklerin özkaynakta muhasebeleştirildiği durumlarda ise toplam özkaynaklar açısından değerlendirilir.

(d) (c) alt Paragrafının geçerli olması durumunda, bu tür bir değerleme tekniğini kullanarak tahmin edilen gerçeğe uygun değerde meydana gelen ve dönem içerisinde kâr veya zararda muhasebeleştirilmiş bulunan toplam değişiklik tutarı.

28. Bir finansal araca ilişkin piyasanın aktif olmaması durumunda, işletme ilgili finansal aracın gerçeğe uygun değerini bir değerleme yöntemi aracılığıyla belirler (bakınız: TMS 39 Paragraf UR 74-UR 79). Diğer yandan TMS 39 Paragraf UR 76’da yer alan koşullar karşılanmadığı sürece, ilk muhasebeleştirmede gerçeğe uygun değere ilişkin en iyi gösterge yapılan işlemin fiyatıdır (diğer bir ifadeyle, alınan veya ödenen bedelin gerçeğe uygun değeridir). Dolayısıyla, ilk muhasebeleştirmedeki gerçeğe uygun değer ile anılan tarihte değerleme yöntemi kullanılarak belirlenen tutar arasında bir fark oluşabilir. Bu tür bir farkın bulunması durumunda, işletme, finansal araç sınıfı itibariyle aşağıdaki açıklamalarda bulunur:

(a) Fiyatın belirlenmesi sırasında piyasa katılımcılarının göz önünde bulunduracağı etkenlerde (zaman da dahil olmak üzere) meydana gelen değişiklikleri yansıtmak amacıyla söz konusu farkın kâr veya zararda muhasebeleştirilmesine ilişkin muhasebe politikası (bakınız: TMS 39 Paragraf UR 76A); ve

(b) Dönem başı ve sonu itibariyle henüz kâr veya zararda muhasebeleştirilmemiş bulunan toplam fark tutarı ve sözü edilen tutarın bakiyesinde meydana gelen değişikliklerin mutabakatı.

29. Aşağıdaki durumlarda gerçeğe uygun değerin açıklanması gerekmez:

(a) Kısa vadeli ticari alacaklar ve borçlar gibi finansal araçlarda olduğu üzere, defter değerinin gerçeğe uygun değere yeterince yakın olduğu durumlar;

(b) Gerçeğe uygun değeri güvenilir olarak ölçülemediğinden TMS 39’a göre maliyetinden ölçülen aktif bir piyasada kayıtlı bir fiyatı bulunmayan özkaynağa dayalı finansal araçlara veya bu türden özkaynağa dayalı finansal araçlara bağlı bulunan türev ürünlere yapılan yatırımlar; veya

(c) İçerdiği isteğe bağlı katılım özelliğinin (TFRS 4’te açıklanan şekilde) gerçeğe uygun değeri güvenilir olarak ölçülemeyen sözleşmeler.

30. Paragraf 29(b) ve (c)’de yer alan durumlarda, işletme, finansal tablo kullanıcılarının ilgili finansal varlık veya finansal borçların defter değerleri ile gerçeğe uygun değerleri arasındaki olası farklılıkların düzeyi hakkında değerlendirmede bulunabilmelerine yardımcı olacak bilgiyi de sunar. Anılan bilgi aşağıdakileri içerir:

(a) Sözü edilen araçların gerçeğe uygun değerinin güvenilir olarak ölçülememesi nedeniyle bunların gerçeğe uygun değerlerine ilişkin bilgi verilemediği;

(b) Sözü edilen finansal araçların niteliği, defter değerleri ve neden gerçeğe uygun değerlerinin güvenilir olarak ölçülemediği;

(c) Sözü edilen araçların piyasası hakkında bilgi;

(d) İşletmenin anılan finansal araçları elden çıkarma niyetinde olup olmadığı ve nasıl elden çıkaracağı; ve

(e) Gerçeğe uygun değerleri önceden güvenilir olarak ölçülemeyen finansal araçların bilanço dışı bırakılmış olmaları durumunda, anılan husus ve bilanço dışı bırakıldıkları zamanki defter değerleri ile muhasebeleştirilen kazanç veya kayıp tutarı.

Finansal araçlardan kaynaklanan risklerin niteliği ve düzeyi

31. İşletme, raporlama tarihi itibariyle finansal araçlardan kaynaklanan risklerin niteliği ve düzeyini finansal tablo kullanıcılarının değerlendirmelerine olanak sağlayan bilgiyi kamuoyuna açıklar.

32. Paragraf 33-42 uyarınca yapılması gereken açıklamalarda, finansal araçlardan kaynaklanan riskler ile bunların nasıl yönetildiği üzerinde durulmaktadır. Anılan riskler, bunlarla sınırlı olmamakla birlikte, genellikle, kredi riski, likidite riski ve piyasa riskini içerir.

Niteliksel açıklamalar

33. İşletme, finansal araçlardan kaynaklanan her bir risk türü için aşağıdakileri kamuoyuna açıklar:

(a) Maruz kalınan riskler ve ortaya çıkma şekilleri;

(b) İlgili risklerin yönetimine ilişkin hedefler, politikalar ve süreçler ile bunların ölçümünde kullanılan yöntemler; ve

(c) Bir önceki dönemden bu yana (a) veya (b)’de meydana gelen değişiklikler.

Sayısal açıklamalar

34. İşletme, finansal araçlardan kaynaklanan her bir risk türü için aşağıdakileri kamuoyuna açıklar:

(a) Raporlama tarihi itibariyle ilgili risklere maruz kalma durumuna ilişkin özet sayısal veriler. Sözü edilen açıklamada, yönetim kuruluna veya icra kurulu başkanına yapılan raporlamalar gibi, işletmenin kilit yönetici personeline (TMS 24 İlişkili Taraf Açıklamaları Standardında tanımlanan şekilde) sağlanan bilgiler esas alınır.

(b) İlgili riskin önemli olması koşuluyla, (a)’ya göre yapılan açıklamalarda hakkında bilgi sunulmamış Paragraf 36-42’de yer alan diğer açıklamalar (önemlilik konusundaki açıklamalar için bakınız: TMS 1 Paragraf 29-31).

(c) (a) ve (b)’de belirgin olmaması durumunda, risk yoğunlaşmaları.

35. Raporlama tarihi itibariyle açıklanan sayısal verilerin işletmenin dönem içerisinde maruz kaldığı risk düzeyini göstermemesi durumunda, maruz kalınan risk düzeyini daha iyi yansıtan ek bilgiler sunulur.

Kredi riski

36. İşletme, finansal araç sınıfları itibariyle aşağıdakileri kamuoyuna açıklar:

(a) Elde bulundurulan hiçbir teminat veya kredi güvenilirliğinde artış sağlayan diğer bir unsur (örneğin TMS 32’ye göre netleştirilmeleri mümkün olmayan netleştirme anlaşmaları) dikkate alınmaksızın, raporlama tarihi itibariyle maruz kalınan azami kredi riskini en iyi gösteren tutar;

(b) (a) kapsamında açıklanan tutara karşılık, güvence olarak elde bulundurulan teminat ve kredi güvenilirliğinde artış sağlayan diğer unsurların niteliği;

(c) Vadesi geçmemiş ya da değer düşüklüğüne uğramamış finansal varlıkların kredi kalitesine ilişkin bilgi; ve

(d) Koşulları yeniden görüşülmüş bulunan, aksi taktirde vadesi geçmiş veya değer düşüklüğüne uğramış olacak finansal varlıkların defter değeri.

Vadesi geçmiş veya değer düşüklüğüne uğramış finansal varlıklar

37. İşletme, finansal araç sınıfları itibariyle aşağıdakileri kamuoyuna açıklar:

(a) Raporlama tarihi itibariyle vadesi geçmiş ancak değer düşüklüğüne uğramamış bulunan finansal varlıkların yaşlarına ilişkin açıklamalar;

(b) İşletmenin finansal varlıkların değer düşüklüğüne uğradığının tespiti sırasında göz önünde bulundurduğu etkenler de dahil olmak üzere, raporlama tarihi itibariyle bireysel olarak değer düşüklüğüne uğradığı tespit edilen finansal varlıklara ilişkin açıklama; ve

(c) (a) ve (b) kapsamında açıklanan tutarlara ilişkin olarak işletme tarafından güvence olarak tutulan teminat ve kredi güvenilirliğinde artış sağlayan diğer unsurların niteliği ve mümkün ise bunların tahmini gerçeğe uygun değerleri.

Edinilen teminatlar ve kredi güvenilirliğinde artış sağlayan diğer unsurlar

38. İşletmenin dönem içerisinde, güvence olarak elinde bulundurmakta olduğu teminatın mülkiyetini üzerine almak veya kredi güvenilirliğinde artış sağlayan diğer unsurları (garantiler gibi) kullanmak suretiyle finansal veya finansal olmayan varlıklar edinmesi ve anılan varlıkların diğer Standartlarda yer alan muhasebeleştirme koşullarını karşılamaları durumunda, işletme aşağıdaki açıklamalarda bulunur:

(a) Edinilen varlıkların niteliği ve defter değeri; ile

(b) Anılan varlıkların halihazırda nakde dönüştürülebilir nitelikte olmamaları durumunda, işletmenin söz konusu varlıkların elden çıkarılması veya işletme faaliyetlerinde kullanılmasına ilişkin yaklaşımı.

Likidite riski

39. İşletme aşağıdakileri kamuoyuna açıklar:

(a) Finansal borçların geriye kalan sözleşmeye dayalı vadelerini gösteren bir vade analizi; ve

(b) (a) ya göre ortaya çıkan likidite riskini yönetme şekli.

Piyasa riski

Duyarlılık analizi

40. İşletme 41 inci Paragrafta yer alan hükümleri karşılamadığı sürece aşağıdaki açıklamalarda bulunur:

(a) Anılan tarih itibariyle ilgili risk değişkenlerine ilişkin yeterli düzeyde olası değişimlerin kâr veya zarar ile özkaynakları nasıl etkileyeceğini gösteren, raporlama tarihi itibariyle maruz kalınan her bir piyasa risk türüne ilişkin duyarlılık analizi;

(b) Duyarlılık analizinin hazırlanmasında kullanılan yöntemler ve varsayımlar; ve

(c) Kullanılan yöntem ve varsayımlarda bir önceki döneme göre meydana gelen değişiklikler ve anılan değişikliklerin nedeni.

41. İşletmenin, örneğin riske maruz değer gibi, ilgili risk değişkenlerinin (faiz oranları ve döviz kurları gibi) birbirine olan bağımlılığını yansıtan bir duyarlılık analizi oluşturması ve bunu finansal risklerin yönetiminde kullanması durumunda, sözü edilen duyarlılık analizi 40 ıncı Paragrafta yer verilen analizin yerine kullanılabilir. İşletme aynı zamanda aşağıdaki açıklamalarda bulunur:

(a) Anılan duyarlılık analizinin hazırlanmasında kullanılan yöntem ile sağlanan verilerin dayandırıldığı temel parametre ve varsayımlar; ve

(b) Kullanılan yöntemin amacı ile sunulan bilginin ilgili varlık ve borçların gerçeğe uygun değerini tam olarak yansıtamamasına sebep olabilecek sınırlamalar.

Diğer piyasa riski açıklamaları

42. Paragraf 40 ve 41 uyarınca kamuoyuna açıklanan duyarlılık analizlerinin finansal aracın yapısında var olan bir riski içermemesi durumunda (örneğin yılsonu risk tutarı, yıl içerisinde maruz kalınan risk tutarını yansıtmamaktadır), işletme, anılan hususu ve duyarlılık analizlerinin ilgili riski içermeme nedenini kamuoyuna açıklar.

Yürürlük tarihi ve geçiş hükümleri

43. “-”

44. Bu TFRS’nin 1 Ocak 2006 tarihinden önce başlayan yıllık dönemler için uygulanması durumunda, finansal araçlardan kaynaklanan risklerin niteliği ve düzeyine ilişkin olarak Paragraf 31-42 uyarınca yapılması gereken açıklamalara ilişkin karşılaştırmalı bilgi sunulmasına gerek yoktur.

TMS 30 Standardının yürürlükten kaldırılması

45. Bu TFRS, “TMS 30 Bankalar ve Benzeri Finansal Kuruluşların Finansal Tablolarında Yapılacak Açıklamalar” Standardının yerine geçer.

Ek A

Terimlere ilişkin tanımlar

Bu Ek, TFRS’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

Kredi riski Finansal aracın taraflarından birinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle diğer tarafta finansal bir kayıp/zarar meydana gelmesi riski.

Yabancı para riski Döviz kurlarında meydana gelen değişimler nedeniyle bir finansal aracın gerçeğe uygun değerinde veya gelecekteki nakit akışlarında dalgalanma olması riski.

Faiz oranı riski Faiz oranlarında meydana gelen değişimler nedeniyle bir finansal aracın gerçeğe uygun değerinde veya gelecekteki nakit akışlarında dalgalanma olması riski.

Likidite riski Bir işletmenin finansal borçlardan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmekte zorlanması riski.

Kredi borçları Kredi borçları, normal kredi koşulları kapsamındaki kısa vadeli ticari borçlar dışında kalan finansal borçlardır.

Piyasa riski Piyasa fiyatlarında meydana gelen değişimler nedeniyle bir finansal aracın gerçeğe uygun değerinde veya gelecekteki nakit akışlarında dalgalanma olması riski. Piyasa riski üç türlü riskten oluşur: yabancı para riski, faiz oranı riski ve diğer fiyat riski.

Diğer fiyat riski Meydana gelen değişimin ilgili finansal aracın kendisinden veya ihraç edenden ya da piyasada işlem gören benzeri finansal araçların tamamını etkileyen faktörlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın, piyasa fiyatlarında oluşan değişimler nedeniyle bir finansal aracın gerçeğe uygun değerinde veya gelecekteki nakit akışlarında dalgalanma olması (faiz oranı riski veya yabancı para riskinden kaynaklananlar dışında) riski

Vadenin geçmesi Karşı tarafın sözleşmeye göre vadesi gelmiş bir ödemeyi yapmaması durumunda, ilgili finansal varlık vadesi geçmiş olarak nitelendirilir.

Aşağıdaki terimler TMS 32’nin 11 inci Paragrafında veya TMS 39’un 9 uncu Paragrafında tanımlanmış ve bu TFRS’de TMS 32 ve TMS 39 Standartlarında belirtilen anlamlarda kullanılmıştır.

•  Finansal varlık veya finansal borcun itfa edilmiş maliyeti

•  Satılmaya hazır finansal varlıklar

•  Bilanço dışı bırakma

•  Türev ürün

•  Etkin faiz yöntemi

•  Özkaynağa dayalı finansal araç

•  Gerçeğe uygun değer

•  Finansal varlık

•  Finansal araç

•  Finansal borç

•  Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık veya finansal borç

•  Finansal teminat sözleşmesi

•  Alım satım amaçlı olarak elde tutulan finansal varlık veya finansal borç

•  Tahmini işlem

•  Finansal riskten korunma aracı

•  Vadeye kadar elde tutulacak yatırımlar

•  Kredi ve alacaklar

•  Normal yoldan alım veya satım

Ek B

Uygulama rehberi

Bu Ek, TFRS’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

Finansal araç sınıfları ve açıklanacak bilgilerin düzeyi (Paragraf 6)

B1. Paragraf 6, finansal araçların, açıklanan bilgilerin niteliğine uygun bir şekilde ve ilgili finansal araçların özellikleri de dikkate alınmak suretiyle sınıflara ayrılmasını gerektirir. Paragraf 6’da yer verilen sınıflar işletme tarafından belirlenmeleri nedeniyle TMS 39’da yer alan finansal araç sınıflarından farklıdırlar (TMS 39 Standardı finansal araçların nasıl ölçülmeleri gerektiği ve gerçeğe uygun değerde meydana gelen değişimlerin muhasebeleştirilmeleri gereken durumları belirler).

B2. Finansal araç sınıflarının belirlenmesi sırasında işletme en azından aşağıdaki işlemlerde bulunur:

(a) İtfa edilmiş maliyetinden ölçülen araçları gerçeğe uygun değerinden ölçülenlerden ayırır.

(b) Bu TFRS’nin kapsamı dışında bulunan finansal araçları ayrı bir sınıf ya da ayrı sınıflar olarak dikkate alır.

B3. İşletme, içinde bulunduğu koşulları da dikkate almak suretiyle, bu TFRS’nin hükümlerini karşılamak için sunacağı bilgilerin detayını, ilgili hükümlerde yer alan farklı unsurlara vereceği önemi ve mevcut durumunu ortaya koymak için bilgileri nasıl birleştirmesi (farklı özellikteki bilgileri birleştirmeksizin) gerektiğini belirler. Çok fazla detay içerdiklerinden kullanıcılarına hiçbir fayda sağlamayan finansal tablolarla, çok fazla bilginin birleştirilmiş olmasından ötürü önemli bilgilerin arada kaybolduğu finansal tablolar arasında bir denge kurulması gerekir. Örneğin, önemli bir bilginin gereksiz çok fazla ayrıntının arasında gösterilmesi nedeniyle arada kaybolmasına sebep olunmamalıdır. Aynı şekilde, kamuoyuna açıklanan bilgiler, ilgili bireysel işlemler veya bunlara bağlı riskler arasındaki önemli farklılıkların anlaşılmasını önleyecek düzeyde birleştirilmiş olmamalıdır.

Finansal araçların finansal durum ve performans açısından önemi

Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal borçlar (Paragraf 10 ve 11)

B4. Paragraf 10(a) bir finansal borcun gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanması durumunda, anılan finansal borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen ve ilgili borcun kredi riskindeki değişikliklerle ilişkilendirilebilen değişim tutarının kamuoyuna açıklanmasını gerektirir. Paragraf 10(a)(i) işletmenin bu tutarı, ilgili finansal borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen ve piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişiklikler ile ilişkilendirilemeyen değişiklik tutarı olarak belirlemesine izin verir. Borç ile ilgili olarak piyasa koşullarında meydana gelmiş olan tek değişikliğin gösterge faiz oranına ilişkin olması durumunda, bu tutar aşağıdaki şekilde tahmin edilebilir:

(a) İşletme, ilk olarak, borcun dönem başındaki gözlemlenen piyasa fiyatını ve sözleşmeye dayalı nakit akışlarını kullanmak suretiyle ilgili borcun dönem başındaki içsel getiri oranını (internal rate of return) hesaplar. Anılan getiri oranından dönem başındaki gözlemlenen (gösterge) faiz oranını çıkarmak suretiyle içsel getiri oranının araca özgü bileşenine ulaşır.

(b) Daha sonra, borcun dönem sonundaki sözleşmeye dayalı nakit akışlarını ve (i) dönem sonundaki gözlemlenen (gösterge) faiz oranı ile (ii) (a)’da belirlenen içsel getiri oranının araca özgü bileşeninin toplamına eşdeğer bir iskonto oranını kullanarak borç ile ilişkili nakit akışlarının bugünkü değerini hesaplar.

(c) Borcun dönem sonundaki gözlemlenen piyasa fiyatı ile (b)’de hesaplanan tutar arasındaki fark, gerçeğe uygun değerde meydana gelen ve gözlemlenen (gösterge) faiz oranlarındaki değişikliklerle ilişkilendirilemeyen değişiklik tutarıdır. Açıklanacak olan tutar bu tutardır.

Bu örnekte, gerçeğe uygun değerde meydana gelen değişimlerden aracın kredi riskindeki veya faiz oranlarındaki değişimler dışındaki faktörlerden kaynaklananların, önemli düzeyde olmadıkları varsayılmıştır. Örnekteki aracın saklı türev ürün içermesi durumunda, ilgili saklı türev ürünün gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimler, Paragraf 10(a) uyarınca açıklanacak tutarın belirlenmesinde dikkate alınmazlar.

Diğer açıklamalar- muhasebe politikaları (Paragraf 21)

B5. 21 inci Paragraf, finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan ölçüm esası (veya esasları) ile finansal tabloların anlaşılması için gerekli diğer muhasebe politikalarının kamuoyuna açıklanmasını gerektirir. Finansal araçlar açısından bu açıklamaların aşağıdakileri içermesi mümkündür:

(a) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırılan finansal varlıklar veya finansal borçlar açısından:

(i) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırılan finansal varlıklar veya finansal borçların nitelikleri;

(ii) Sözü edilen finansal varlıkların ve finansal borçların ilk muhasebeleştirme sırasında bu şekilde sınıflanmalarında göz önüne alınan kriterler; ve

(iii) İşletmenin bu tür bir sınıflamanın yapılmasına ilişkin olarak TMS 39’un, 9, 11A veya 12 nci Paragraflarında yer alan koşulları nasıl karşıladığı. TMS 39’un gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık veya finansal borçların tanımının yer aldığı bölümünün (b)(i) Paragrafı uyarınca sınıflanan araçlar açısından yapılacak olan açıklamada aksi halde ortaya çıkacak ölçüm ve muhasebeleştirme tutarsızlığının ardındaki nedenlere de yer verilir. TMS 39’un gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık veya finansal borçların tanımının yer aldığı bölümünün (b)(i) Paragrafı uyarınca sınıflanan araçlar açısından yapılacak açıklamada, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak yapılan sınıflamanın işletmenin belgelendirilmiş risk yönetimi ve yatırım stratejisiyle tutarlılığına ilişkin açıklamalara da yer verilir.

(b) Finansal varlıkların satılmaya hazır finansal varlık olarak sınıflanmalarında göz önünde bulundurulan kriterler.

(c) Finansal varlıkların normal yoldan alımı veya satımı işlemlerinin ticari işlem tarihinde mi yoksa teslim tarihinde mi muhasebeleştirildiği (bakınız: TMS 39 Paragraf 38).

(d) Kredi zararları nedeniyle değer düşüklüğüne uğramış bulunan finansal varlıkların defter değerlerinin azaltılmasında bir karşılık hesabının kullanılmış olması durumunda:

(i) Değer düşüklüğüne uğramış finansal varlıkların defter değerlerinin ne zaman doğrudan azaltıldığı (veya azaltma işleminin tersine çevrildiği durumlarda, doğrudan yükseltileceği) ve ne zaman buna yönelik bir karşılık hesabı kullanıldığına ilişkin kriterler; ve

(ii) Karşılık hesabına kaydedilen tutarların değer düşüklüğüne uğramış finansal varlıkların defter değerlerinden düşülmesinde kullanılan kriterler (bakınız: Paragraf 16).

(e) Her bir finansal araç sınıfı itibariyle net kazanç veya net kayıpların nasıl belirlendiği (bakınız: Paragraf 20(a)) Örneğin, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarar yansıtılan olarak sınıflanan kalemlere ilişkin net kazanç veya net kayıpların faiz ya da temettü geliri içerip içermediği.

(f) Değer düşüklüğü zararının meydana geldiğine yönelik tarafsız delil bulunduğunun belirlenmesinde kullanılan kriterler (bakınız: Paragraf 20(e)).

(g) Aksi halde vadesi geçmiş ya da değer düşüklüğüne uğramış olacak finansal varlıklara ilişkin koşulların yeniden görüşüldüğü durumlarda, koşulları yeniden görüşülen söz konusu finansal varlıklara ilişkin muhasebe politikası (bakınız: Paragraf 36(d)).

TMS 1 Standardının 113 üncü Paragrafı, muhasebe politikalarının uygulanması sürecinde yönetimin yaptığı değerlendirmelerden tahmin içermeyen ve finansal tablolara yansıtılan tutarlar üzerinde en önemli etkiye sahip olanların, önemli muhasebe politikalarının özetinde veya diğer türden dipnotlarda kamuoyuna açıklanmalarını gerektirir.

Finansal araçlardan kaynaklanan risklerin niteliği ve düzeyi (Paragraf 31- 42)

B6. Paragraf 31-42’de yapılması öngörülen açıklamalara doğrudan finansal tablolarda yer verilebileceği gibi, finansal tablolar aracılığıyla kullanıcılar işletme finansal tablolarıyla aynı koşul ve zamanlarda elde edebilmelerinin mümkün olduğu, yönetim görüşü veya risk raporu gibi diğer bazı belgelere de yönlendirilebilirler. Bu tür bir atıfta bulunmak suretiyle gerekli bilginin sunulmadığı finansal tablolar eksik olarak düzenlenmiş sayılırlar.

Sayısal açıklamalar (Paragraf 34)

B7. Paragraf 34(a), işletmenin kilit yönetici personeline yapılan işletme içi raporlamalarda kullanılan bilgiler esas alınmak suretiyle, maruz kalınan risklere ilişkin özet sayısal verilerin kamuoyuna açıklanmasını gerektirir. İşletmenin maruz kaldığı bir riski yönetmede farklı yöntemler kullanması durumunda, en geçerli ve güvenilir bilgiyi sağlayan yöntem ya da yöntemlerin verdiği bilgiler kamuoyuna açıklanır. “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerinde Değişiklikler ve Hatalar” Standardı geçerlilik ve güvenilirlik konularını ele alır.

B8. Paragraf 34(c) risk yoğunlaşmalarına ilişkin açıklama yapılmasını gerektirir. Risk yoğunlaşmaları, benzer özelliklere sahip olan ve ekonomik ya da diğer koşullardaki değişikliklerden benzer şekilde etkilenen finansal araçlardan ortaya çıkar. Risk yoğunlaşmalarının tespit edilmesi işlemi, işletmenin içinde bulunduğu koşulları göz önünde bulunduran bir muhakemede bulunmasını gerektirir. Risk yoğunlaşmalarına ilişkin olarak yapılması gereken açıklamalar aşağıdakileri içerir:

(a) İşletme yönetiminin yoğunlaşmaları tespit şekli;

(b) Her bir risk yoğunlaşmasını belirleyen ortak özellikler (örneğin karşı taraf, coğrafi alan, para birimi veya piyasa); ve

(c) Söz konusu özellikleri taşıyan tüm finansal araçlara ilişkin risk düzeyi.

Azami kredi riski (Paragraf 36(a))

B9. Paragraf 36(a), işletmenin karşı karşıya olduğu azami kredi riskini en iyi gösteren tutarın kamuoyuna açıklanmasını gerektirir. Genellikle, bir finansal varlık açısından söz konusu tutar ilgili varlığın brüt defter değerinden aşağıdakiler düşüldükten sonra geriye kalan tutarı ifade eder:

(a) TMS 32 uyarınca mahsup edilen tutarlar; ve

(b) TMS 32 uyarınca muhasebeleştirilen değer düşüklüğü zararları.

B10. Kredi riskine sebebiyet veren eylemler ile bunlardan kaynaklanan azami kredi riskleri, bunlarla sınırlı olmamakla birlikte aşağıdakileri içerir:

(a) Müşterilere sağlanan kredi ve alacaklar ile diğer işletmelere verilen avanslar. Bu durumlarda, azami kredi riski ilgili finansal varlıkların defter değeri tutarıdır.

(b) Döviz kuruna ilişkin sözleşmeler, faiz oranı swap sözleşmeleri ve kredi türevleri gibi türev sözleşmeler yapmak. Sonuçta ortaya çıkan varlık gerçeğe uygun değerden ölçüldüğünde, raporlama tarihindeki azami kredi riski defter değerine eşdeğer olacaktır.

(c) Finansal teminat sağlanması. Bu durumda, azami kredi riski, işletmenin sağladığı teminatı yerine getirmesi gerektiğinde ödemesi gerekecek azami tutardır. Ödenmesi gerekecek söz konusu tutarın borç olarak muhasebeleştirilmiş bulunan tutardan önemli ölçüde yüksek olması da mümkündür.

(d) Bir tesisin ömrü boyunca vazgeçilemeyecek/gayri kabili rücu olan veya sadece önemli düzeyde olumsuz bir değişiklik olması durumunda vazgeçilebilecek/kabili rücu olan bir kredi taahhüdünde bulunulması. Taahhütte bulunanın anılan kredi taahhüdünü nakit veya diğer bir finansal araçla net olarak ödeme hakkının bulunmaması durumunda, azami kredi riski tutarı taahhüt edilen tutarın tamamıdır. Bunun nedeni, kullanılmamış kısmın gelecekte kullanılıp kullanılmayacağının belirsiz olmasıdır. Anılan kısmın borç olarak muhasebeleştirilen tutardan önemli ölçüde fazla olması mümkündür.

Sözleşmeye dayalı vade analizi (Paragraf 39(a))

B11. Finansal borçlar için Paragraf 39(a)’da öngörülen sözleşmeye dayalı vade analizlerinin yapılması/hazırlanması sırasında, işletme, uygun sayıda zaman aralığının tespitine yönelik bir değerlendirmede bulunur. Örneğin, işletme aşağıdaki zaman aralıklarının uygun olduğu sonucuna varabilir:

(a) Bir aydan az;

(b) Bir aydan fazla üç aydan az;

(c) Üç aydan fazla bir yıldan az; ve

(d) Bir yıldan fazla beş yıldan az.

B12. Karşı tarafın ne zaman ödemede bulunulacağına karar verme hakkının olduğu durumlarda, ilgili borç, işletmenin ödemede bulunmasının istenebileceği en erken tarih itibariyle dikkate alınır. Örneğin, işletmenin talep üzerine geri ödemesinin istenebileceği finansal borçlar (vadesiz mevduat gibi) en erken zaman aralığına dahil edilir.

B13. İşletmenin taksitler halinde ödemede bulunmayı taahhüt etmiş olması durumunda, ilgili her bir taksit, işletmenin ödeme yapması istenebilecek en erken dönemde dikkate alınır. Örneğin, henüz kullanılmamış bir kredi taahhüdü, kullanılabileceği en erken tarihi içeren zaman aralığına dahil edilir.

B14. Vade analizinde açıklanan tutarlar, sözleşmeye dayalı indirgenmemiş (iskonto edilmemiş) nakit akışlarıdır. Örneğin:

(a) Finansal kiralama yükümlülüklerinin brüt tutarı (finansman giderleri düşülmeden önce);

(b) Finansal varlıkların nakden satın alınmalarına yönelik forward anlaşmalarda yer alan fiyatlar;

(c) Net tutarların el değiştirdiği, ödemelerin değişken faizli, tahsilatların sabit faizli olduğu faiz oranı swaplarına ilişkin net tutarlar;

(d) Brüt nakit akışlarının el değiştirmesine yönelik bir türev finansal araçta (döviz swapı gibi) el değiştirecek sözleşmeye dayalı tutarlar; ve

(e) Kredi taahhütlerinin brüt tutarı.

Sözü edilen indirgenmemiş nakit akışları, bilançoya yansıtılmış tutarlar indirgenmiş nakit akışlarını esas aldıklarından, bilançoya yansıtılan tutarlardan farklılık arz etmektedir.

B15. Uygun olduğu taktirde, işletme, finansal borçlar için Paragraf 39(a) uyarınca kamuoyuna yaptığı sözleşmeye dayalı vade analizi açıklamasında, türev finansal araçlara ilişkin analizi türev olmayan finansal araçlara ilişkin analizden ayrı olarak sunar.  Örneğin, türev finansal araçlardan kaynaklanan nakit akışlarının brüt olarak ödenmeleri durumunda, türev finansal araçlara ilişkin nakit akışları ile türev olmayan finansal araçlara ilişkin nakit akışları arasında bir ayrım yapılması uygun olur. Nitekim, brüt nakit çıkışına bununla ilişkili bir nakit girişinin eşlik etmesi de mümkündür.

B16. Borç tutarının sabit olmaması durumunda, açıklanacak tutara raporlama tarihinde mevcut olan koşullara göre karar verilir. Örneğin, borç miktarının bir endekste meydana gelen değişikliklere göre farklılaşması durumunda, açıklanacak tutar için raporlama tarihindeki endeks seviyesi esas alınabilir.

Piyasa riski – duyarlılık analizi (40 ve 41 inci Paragraflar)

B17. Paragraf 40(a), işletmenin maruz kaldığı her bir piyasa risk türü için bir duyarlılık analizi yapılmasını gerektirir. Paragraf B3’e uygun olarak, işletme, önemli ölçüde farklı ekonomik çevrelerden kaynaklanan risklere ilişkin farklı karakterlerdeki bilgileri birleştirmeksizin, işletmenin mevcut durumunun kamuoyuna açıklanmasında kullanılan bilgilerin nasıl birleştirilmeleri gerektiğine karar verir. Örneğin:

(a) Finansal araç alım satımıyla uğraşan bir işletme, sözü edilen bilgileri alım satım amaçlı olarak elde tutulan finansal araçlar ile alım satım amaçlı olarak elde tutulmayan finansal araçlar itibariyle ayrı ayrı açıklayabilir.

(b) İşletme, yüksek enflasyonlu alanlardan kaynaklanan piyasa riskleri ile aynı piyasa risklerine ilişkin düşük enflasyonlu alanlardan kaynaklanan tutarları birleştirmez.

Sadece tek bir ekonomik çevrede tek türde bir piyasa riskine maruz bulunan bir işletme, bilgileri ayrıştırılmış şekilde sunmaz.

B18. Paragraf 40(a), yapılan duyarlılık analizinin, ilgili risk değişkenlerine (mevcut piyasa faiz oranları, döviz kurları, hisse senedi fiyatları veya mal fiyatları gibi) ilişkin makul düzeyde olası değişimlerin kâr veya zarar ile özkaynaklar üzerindeki etkilerini göstermesini gerektirir. Bu amaçla işletmelerin:

(a) İlgili risk değişkenleri farklı olması durumunda dönem kâr veya zarar tutarının ne olacağını tespit etme yükümlülükleri bulunmaz. Bunun yerine, işletmeler, kâr veya zarar ile özkaynak üzerindeki söz konusu etkiyi, bilanço tarihi itibariyle ilgili risk değişkeninde makul düzeyde olası bir değişiklik meydana geldiğini ve anılan değişikliğin bilanço tarihinde var olan risklere uygulandığını varsaymak suretiyle açıklarlar. Örneğin yılsonu itibariyle değişken faizli bir borcu bulunan bir işletme, faiz oranlarının makul düzeyde olası miktarlarda değişmesi durumunda bunun cari yılın kâr veya zararı üzerindeki etkisi (diğer bir ifadeyle, faiz gideri) hakkında kamuoyuna açıklamada bulunur.

(b) İlgili risk değişkenine ilişkin makul düzeyde olası değişiklik aralığında yer alan her bir değişikliğin kâr veya zarar ile özkaynak üzerindeki etkilerini açıklama yükümlülüğü bulunmaz. Söz konusu makul düzeyde olası değişiklikleri gösteren aralığın sınırlarında yer alan değişikliklerin etkilerinin açıklanması yeterlidir.

B19. İlgili risk değişkenine ilişkin makul düzeyde olası değişikliğin ne olduğunun tespitinde, işletme aşağıdakileri dikkate alır:

(a) Faaliyet gösterdiği ekonomik çevreler. Makul düzeyde olası değişiklik, uzak veya “en kötü” senaryoları ya da “stres testleri”ni içermemelidir. Ayrıca ilgili risk değişkenindeki değişim oranının sabit olması durumunda, işletmenin risk değişkeninde yapmış olduğu makul düzeyde olası değişiklik seçimini değiştirmesi gerekmez. Örneğin faiz oranlarının yüzde 5 olduğunu ve işletmenin faiz oranlarında ±50 baz puanlık bir dalgalanmanın makul düzeyde olası olduğunu tespit ettiğini varsayalım. İşletme, faiz oranlarının yüzde 4.5 veya yüzde 5.5 olacak şekilde değişmesinin kâr veya zarar ile özkaynaklar üzerinde meydana getireceği etkiyi açıklar. Faiz oranları bir sonraki dönemde yüzde 5.5’e çıkmıştır. İşletme faiz oranlarına ilişkin makul düzeyde olası değişikliğin halen ±50 baz puanlık bir dalgalanma olduğuna (diğer bir ifadeyle, faiz oranlarındaki değişiklik oranının sabit olduğuna) inanmaktadır. İşletme, faiz oranlarının yüzde 5 veya yüzde 6 olacak şekilde değişmesinin kâr veya zarar ile özkaynaklar üzerinde meydana getireceği etkiyi açıklar. Faiz oranlarının çok daha hareketli bir yapıya büründüğüne dair bir gösterge bulunmadığı sürece, işletmenin faiz oranlarına ilişkin yeterli düzeyde olası değişim miktarı olarak dikkate aldığı ±50 baz puanlık dalgalanma öngörüsünü değiştirmesi gerekmez.

(b) Değerlendirmenin içerdiği zaman süreci. Duyarlılık analizi, sözü edilen açıklamaların yeniden yapılacağı döneme kadar olan ve genellikle bir sonraki yıllık raporlama dönemini ifade eden süre boyunca yeterince olası olduğu düşünülen değişimlerin etkilerini gösterir.

B20. 41 inci Paragraf söz konusu duyarlılık analizinin finansal risklerin yönetiminde kullanması durumunda, örneğin riske maruz değer gibi ilgili risk değişkenlerinin birbirlerine karşı olan bağımlılığını yansıtan bir duyarlılık analizinin kullanılmasına izin vermektedir. Bu durum, sözü edilen yöntemin sadece zarar potansiyelini ölçüp kazanç potansiyelini ölçme imkanının bulunmadığı durumlarda dahi geçerlidir. Bu tür bir işletme, kullanılan riske maruz değer modelinin türünü (örneğin anılan modelin Monte Carlo simülasyonlarına dayandırılıp dayandırılmadığını), modelin nasıl işlediğini ve temel varsayımlarını (elde tutma süresi ve güvenilirlik düzeyi gibi) açıklamak suretiyle Paragraf 41(a)’da yer alan gereklilikleri yerine getirebilir. İşletmeler gözlemlenen geçmiş dönemi ve anılan dönem içerisinde elde edilen gözlemlerin nasıl ağırlıklandırıldığını, opsiyonların hesaplamalarda nasıl dikkate alındığını ve hangi dalgalanma ve korelasyonların (veya alternatif olarak Monte Carlo olasılık dağılım simülasyonlarının) kullanıldığını da açıklayabilir.

B21. İşletme faaliyetlerinin tamamı için duyarlılık analiz bulunur. Ancak, farklı finansal araç sınıfları için farklı türde duyarlılık analizinde bulunulması mümkündür.

Faiz oranı riski

B22. Faiz oranı riski, bilançoya yansıtılmış bulunan faiz içeren finansal araçlardan (örneğin, kredi ve alacaklar ile ihraç edilmiş borçlanma araçları gibi) ve bilançoya yansıtılmamış bulunan diğer bazı finansal araçlardan (bazı kredi taahhütleri gibi) kaynaklanır.

Yabancı para riski

B23. Yabancı para riski (veya döviz kuru riski), yabancı bir para biriminden, diğer bir ifadeyle ölçüldükleri geçerli para birimi dışında bir para biriminden ihraç edilmiş olan finansal araçlarda ortaya çıkar. Bu TFRS’nin amaçları açısından, parasal olmayan finansal araçlarda veya geçerli para biriminden düzenlenmiş bulunan finansal araçlarda yabancı para riski bulunmaz.

B24. İşletmenin önemli düzeyde ilişkisi bulunduğu her bir yabancı para için bir duyarlılık analizi yapılır ve kamuoyuna açıklanır.

Diğer fiyat riski

B25. Diğer fiyat riski, finansal araçlar için, mal veya özkaynak araçlarının fiyatları gibi etkenlerdeki değişiklikler neticesinde ortaya çıkar. 40 ıncı Paragrafa uyulması amacıyla, işletme, belirli bir borsa endeksindeki, mal fiyatındaki veya diğer risk değişkenlerindeki azalmanın etkisini kamuoyuna açıklayabilir. Örneğin, kalıntı değer garantisi/teminatı (ki bir finansal araçtır) verilmesi durumunda, işletme, verilen garantinin kapsadığı varlıkların değerindeki artış veya azalışları kamuoyuna açıklar.

B26. Fiyat riski bulunan özkaynak aracı içeren özkaynağa dayalı finansal araçlara ilişkin iki örnek; diğer bir işletmenin özkaynaklarına sahip olunması ve özkaynağa dayalı finansal araçlara yapılan yatırımları bulunan bir yatırım ortaklığına yatırım yapılmasıdır. Forward sözleşmeler, belirli tutarda özkaynağa dayalı finansal aracın alımı veya satımına ilişkin opsiyonlar ve özkaynak araçlarının fiyatına endeksli swaplar buna ilişkin diğer örnekleri oluşturur. Sözü edilen finansal araçların gerçeğe uygun değerleri, içerdiği özkaynak aracının piyasa fiyatındaki değişimlerden etkilenir.

B27. Paragraf 40(a) uyarınca, kâr veya zarardaki duyarlılık (örneğin, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırılan araçlardan ve satılmaya hazır finansal varlıklardaki değer düşüklüklerinden kaynaklanan), özkaynaktaki duyarlılıktan (örneğin, satılmaya hazır olarak sınıflandırılan araçlardan kaynaklanan) ayrı olarak kamuoyuna açıklanır.

B28. İşletmenin özkaynağa dayalı finansal araç olarak sınıflandırdığı finansal araçlar yeniden ölçülmez. Söz konusu araçlarda yer alan özkaynak aracına ilişkin fiyat riskinden kâr veya zarar ya da özkaynakların etkilenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla, herhangi bir duyarlılık analizinde bulunulması gerekmez.

EK 2

TFRS 7 Standardını 31/12/2006 tarihli finansal tablolarında uygulamayan işletmeler için, TMS 32 Standardının sadece 31/12/2006 tarihli finansal tablolarda uygulanacak olan şekli

Türkiye Muhasebe Standardı

(TMS 32)

Finansal Araçlar: Açıklamalar ve Sunum

Amaç

1. Bu Standardın amacı; finansal araçların bir işletmenin finansal durumu, performansı ve nakit akışları üzerindeki etkilerinin finansal tablo kullanıcıları tarafından anlaşılması imkanının geliştirilmesidir.

2. Bu Standardın amacı, finansal araçların borç veya özkaynak olarak sunulmaları ile finansal varlık ve borçların netleştirilmelerine ilişkin ilkeleri belirlemektir. Bu Standart, ihraç eden (ihraçcı) açısından finansal araçların,  finansal varlık, finansal borç ve özkaynağa dayalı finansal araç olarak sınıflandırılması, bunlara ilişkin faiz, temettü, kayıp ve kazançların sınıflandırılması ve finansal varlık ve borçların netleştirilmeleri gereken durumlara uygulanır. Standart, işletmenin finansal araçlarla ilişkili nakit akışlarının tutarını, zamanını ve kesinliğini etkileyen faktörler ile anılan araçlara uygulanan muhasebe politikaları hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulmasını gerektirir. Bu Standart, işletmenin kullandığı finansal araçların niteliği ve düzeyi, hizmet ettikleri işletme amaçları, ilişkili oldukları riskler ve yönetimin söz konusu risklerin kontrol edilmesine yönelik politikaları hakkında da kamuoyuna açıklamada bulunulmasını gerektirir.

3. Bu Standartta yer alan ilkeler, “TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme” Standardında yer alan finansal varlık ve borçların muhasebeleştirilme ve ölçümüne ilişkin ilkeleri tamamlar.

Kapsam

4. Bu Standart, tüm işletmeler tarafından aşağıda sayılan istisnalar haricinde tüm finansal araçlara uygulanır:

(a) “TMS 27 Konsolide ve Bireysel Finansal Tablolar”, “TMS 28 İştiraklerdeki Yatırımlar” ve “TMS 31 İş Ortaklıklarındaki Paylar” Standartları kapsamında muhasebeleştirilen bağlı ortaklık, iştirak ve iş ortaklıklarındaki yatırımlar. Öte yandan, bazı durumlarda, TMS 27, TMS 28 ve TMS 31’de bağlı ortaklık, iştirak ve iş ortaklıklarındaki payların TMS 39’a göre muhasebeleştirilmesine izin verilmektedir; bu tür durumlarda, işletme, bu Standartta yer alanlara ek olarak TMS 27, TMS 28 veya TMS 31’de yer alan kamuoyuna açıklama hükümlerini de uygular. İşletmeler, bu Standardı bağlı ortaklıklardaki, iştiraklerdeki ve iş ortaklıklarındaki yatırımlarına ilişkin tüm türev ürünlere uygularlar.

(b) “TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar” Standardının uygulandığı emeklilik fayda planları kapsamındaki işveren hak ve yükümlülükleri.

(c) İşletme birleşmelerindeki koşullu ödemeler için yapılan sözleşmeler (bakınız: “TFRS 3 İşletme Birleşmeleri” Standardı).  Söz konusu istisna sadece edinen açısından uygulanır.

(d) “TFRS 4 Sigorta Sözleşmeleri” Standardında tanımlanan sigorta sözleşmeleri. Ancak, sigorta sözleşmelerinde saklı türev ürünler için, TMS 39 Standardının işletmenin söz konusu işlemleri ayrı ayrı muhasebeleştirmesini gerektirmesi durumunda bu Standart uygulanır. Bunun dışında ihraççının, finansal teminat sözleşmeleri için, muhasebeleştirme ve ölçme işlemlerinde TMS 39’u uyguluyor olması durumunda bu Standart; TFRS 4’ün 4(d) Paragrafına uygun olarak muhasebeleştirme ve ölçme işlemlerinde TFRS 4’ü uygulamayı seçmesi durumunda ise TFRS 4 uygulanır.

(e) İsteğe bağlı katılım şekli içermeleri nedeni ile TFRS 4 kapsamındaki finansal araçlar. Anılan araçları ihraç edenler, söz konusu araçlara finansal borçlar ve özkaynağa dayalı finansal araçlar arasındaki ayrım konusunda Standardın 15-32 ve UR 25-UR 35 Paragraflarını uygulamaktan muaftırlar. Ancak, bu araçlar Standardın diğer bütün hükümlerine tabidir. Ayrıca, Standart anılan araçlarda saklı türev ürünler için de uygulanır (bakınız: TMS 39).

(f) Aşağıdaki istisnalar haricinde, “TFRS 2 Hisse Bazlı Ödemeler” Standardının uygulandığı hisse bazlı ödeme işlemlerindeki finansal araçlar, sözleşmeler ve yükümlülükler;

(i) Bu Standardın uygulandığı, bu Standardın 8-10 uncu Paragrafları kapsamındaki sözleşmeler,

(ii) Bu Standardın 33 ve 34 üncü Paragraflarının uygulandığı, çalışanlara hisse edinme opsiyonu sağlayan planlar, çalışanların hisse satın alma planları ve diğer bütün hisse bazlı ödeme düzenlemeleri ile bağlantılı olarak satın alınan, satılan, ihraç edilen veya iptal edilen işletmenin geri satın alınan kendi hisseleri.

5. Bu TFRS, muhasebeleştirilmiş ve muhasebeleştirilmemiş finansal araçlar için uygulanır. Muhasebeleştirilmiş finansal araçlar, işletme tarafından ihraç edilmiş bulunan özkaynağa dayalı finansal araçlar ile TMS 39 kapsamındaki finansal varlık ve finansal borçları içerir. Muhasebeleştirilmemiş finansal araçlar ise, TMS 39’un kapsamı dışında olmalarına rağmen bu TFRS kapsamında olan bazı finansal araçları içerir (bazı kredi taahhütleri gibi).

6. “-”

7. Belirli finansal araç çeşitlerine özgü bulunan diğer bazı Standartlar, ilave birtakım sunum ve açıklama hükümleri içerir. Örneğin, “TMS 17 Kiralama İşlemleri” ve “TMS 26 Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama” Standartları, sırasıyla, finansal kiralamalar ile emeklilik fayda planlarına ilişkin yatırımlarla ilgili olarak kamuoyuna yapılması gereken açıklamaları içerir. Buna ek olarak, başta “TMS 30 Bankalar ve Benzeri Finansal Kuruluşların Finansal Tablolarında Yapılacak Açıklamalar” Standardı olmak üzere, diğer bazı Standartlarda yer alan birtakım hükümler de finansal araçlar açısından uygulanır.

8. Bu Standart, işletmenin beklenen alış, satış ya da kullanım gerekliliklerine uygun olarak finansal olmayan bir kalemin alınması veya teslimi amacı ile düzenlenmiş olan ve elde tutulmaya devam edilen sözleşmeler hariç olmak üzere, net ödemenin nakit ya da başka bir finansal araçla ya da finansal araç sözleşmesi gibi finansal araçların takası yoluyla yapıldığı finansal olmayan bir kalemin alım ya da satım sözleşmelerine uygulanır.

9. Net ödemenin nakit ya da başka bir finansal araçla ya da finansal araçların takası yoluyla yapıldığı finansal olmayan bir kalemin alım veya satım sözleşmelerini düzenlemenin birçok yolu vardır. Bunlar aşağıdakileri içerir:

(a) Sözleşme hükümlerinin her iki tarafa da net ödemeyi nakit karşılığı, başka bir finansal araç ya da finansal araçların takası yoluyla yapma izni vermesi,

(b) Net ödemenin nakit karşılığı, başka bir finansal araç ya da finansal araçların takası yoluyla yapılacağının sözleşme hükümlerinde açık olarak belirtilmemesi; ancak işletmenin pratikte benzer sözleşmelere ilişkin net ödemeyi nakit karşılığında, başka bir finansal araçla ya da finansal araçların takası yoluyla yapması (karşı tarafa veya başka bir tarafa, netleştirme sözleşmesinin düzenlenmesi ya da sözleşmenin kullanılması veya vadesinin gelmesinden önce satılması yoluyla),

(c) Benzer sözleşmelerde, işletmenin fiyattaki ya da satıcının kâr marjındaki kısa dönemli dalgalanmalardan kâr sağlamak amacı ile sözleşmeye konu malı teslim alıp teslimden kısa bir süre sonra satma uygulamasının bulunması,

(d) Sözleşme konusu finansal olmayan kalemin kolaylıkla nakde çevrilebilmesi.

(b) veya (c) maddelerinin uygulandığı sözleşmeler, işletmenin beklenen alış, satış ya da kullanım gereksinimlerine uygun olarak, finansal olmayan kalemin alınması ya da teslimatı amacı ile düzenlenmez ve dolayısıyla anılan sözleşmeler bu Standart kapsamındadır. 8 inci Paragrafın uygulandığı diğer sözleşmeler, finansal olmayan kalemin işletmenin beklenen alış, satış ya da kullanım gerekliliklerine uygun olarak alınması ya da teslimatı amacı ile yapılıp yapılmadıkları ya da elde tutulmaya devam edilip edilmedikleri ve dolayısıyla bu Standart kapsamında olup olmadıklarının belirlenmesi açısından değerlendirilir.

10. Net ödemenin nakit karşılığı, başka bir finansal araç ya da finansal araçların takası yoluyla yapıldığı finansal olmayan bir kalemin alınması ya da satılmasına yönelik yazılı bir opsiyon, Paragraf 9 (a) ve (d) uyarınca bu Standart kapsamındadır. Bu tür bir sözleşme, işletmenin beklenen alış, satış ve kullanım gereklilikleri çerçevesinde finansal olmayan bir kalemin alınması ya da teslimatı amacı ile düzenlenemez.

Tanımlar (bakınız: Uygulama Rehberi Paragraf UR 3 – UR 24)

11. Bu Standartta geçen terimlerin anlamları aşağıdaki gibidir:

Finansal araç: Bir işletmenin finansal varlığı ile diğer bir işletmenin finansal borcunda ya da özkaynağa dayalı finansal aracında artışa neden olan herhangi bir sözleşmedir.

Finansal varlık: Aşağıdaki varlıklardan herhangi biridir:

(a) Nakit;

(b) Başka bir işletmenin özkaynağına dayalı finansal araç;

(c) (i) Başka bir işletmeden nakit ya da başka bir finansal varlık almak için veya

(ii) Potansiyel olarak işletmenin lehine olan koşullarda finansal varlık veya borçların başka bir işletme ile takas edilmesi için düzenlenen sözleşmeden doğan hak; veya

(d) İşletmenin özkaynağına dayalı finansal aracıyla ödenecek ya da ödenebilecek olan ve:

(i) İşletmenin değişken sayıda özkaynağına dayalı finansal aracını almak zorunda olduğu ya da olabileceği bir türev olmayan sözleşme; veya

(ii) İşletmenin belirli sayıda özkaynağına dayalı finansal aracını, belirli bir nakdini ya da başka bir finansal varlığını takas etmesi dışındaki şekillerde ödenecek ya da ödenebilecek bir türev sözleşme. Bu amaçla, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlar, söz konusu araçların gelecekte yapılacak tahsilatları ya da teslimatlarına ilişkin sözleşmeler olarak düzenlenen araçları içermez.

Finansal borç: Aşağıdaki borçlardan herhangi biridir:

(a) (i) Başka bir işletmeye nakit ya da başka bir finansal varlık verilmesi için veya

(ii) Potansiyel olarak işletmenin aleyhine olan koşullarda finansal varlık veya borçların başka bir işletme

ile takas edilmesi için düzenlenen sözleşmeden doğan yükümlülük; veya

(b) İşletmenin özkaynağına dayalı finansal aracıyla ödenecek veya ödenebilecek olan ve:

(i) İşletmenin değişken sayıda özkaynağına dayalı finansal aracını vermek zorunda olduğu ya da olabileceği bir türev olmayan sözleşme; veya

(ii) işletmenin belirli sayıda özkaynağına dayalı finansal aracını, belirli bir nakdini ya da başka bir finansal varlığını takas etmesi dışındaki şekillerde ödenecek ya da ödenebilecek bir türev sözleşme. Bu amaçla, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlar, söz konusu araçların gelecekte yapılacak tahsilatları ya da teslimatlarına ilişkin sözleşmeler olarak düzenlenen araçları içermez.

Özkaynağa (Hisse senedine) dayalı finansal araç: İşletmenin tüm borçları çıkarıldıktan sonra varlıklarında bir payı/hakkı gösteren sözleşmedir.

Gerçeğe uygun değer: Karşılıklı pazarlık ortamında, bilgili ve istekli gruplar arasında bir varlığın el değiştirmesi ya da bir borcun ödenmesi durumunda ortaya çıkması gereken tutardır.

12. Aşağıdaki kavramlar TMS 39 Standardının 9 uncu Paragrafında tanımlanmış ve bu Standartta TMS 39 da belirtilen anlamları ile kullanılmıştır:

• Finansal varlık veya finansal borcun etkin faiz yöntemiyle hesaplanan itfa edilmiş maliyeti

• Satılmaya hazır finansal varlıklar

• Bilanço dışı bırakma

• Türev ürün

• Etkin faiz yöntemi

• Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık veya finansal borçlar

• Finansal teminat sözleşmeleri

• Kesin taahhüt

• Tahmini işlem

• Finansal riskten korunma işleminin etkinliği

• Finansal riskten korunma konusu kalem

• Finansal riskten korunma aracı

• Vadeye kadar elde tutulacak yatırımlar

• Kredi ve alacaklar

• Normal yoldan alım veya satım

• İşlem maliyetleri

13. Bu Standarttaki “sözleşme” ve “sözleşmeye dayalı” terimleri, iki veya daha fazla taraf arasında açık ekonomik sonuçları olan, genellikle anlaşmanın kanunen yaptırımı nedeniyle tarafların kaçınma ihtimallerinin çok az olduğu veya hiç olmadığı bir anlaşmayı ifade eder. Sözleşmeler ve dolayısıyla finansal araçlar çok değişik biçimlerde olabilirler ve yazılı olmaları gerekmez.

14. Bu Standartta ifade edilen “işletme” terimi; bireyleri, ortaklıkları, anonim şirketleri, vakıfları ve devlet kurumlarını içerir.

Sunum

Borçlar ve özkaynak (bakınız: Paragraf UR 25 – UR 29)

15. İhraçcı ilgili finansal aracı ya da finansal aracın bileşenlerini ilk defa muhasebeleştirirken sözleşmedeki düzenlemelerin özüne uygun ve finansal borç, finansal varlık ve özkaynağa dayalı finansal araç tanımlarıyla uyumlu bir sınıflandırma yapar.

16. İhraççı, bir finansal aracın finansal borçtan ziyade özkaynağa dayalı finansal araç olup olmadığını belirlemek için Paragraf 11 deki tanımları uyguladığında, araç sadece ve sadece aşağıdaki (a) ve (b) koşullarını taşıyorsa anılan araç özkaynağa dayalı finansal araçtır:

(a) Araç sözleşmeye dayalı aşağıdaki yükümlülükleri içermemektedir:

(i) Başka bir işletmeye nakit veya diğer bir finansal araç vermek; veya

(ii) Potansiyel olarak ihraç edenin aleyhine olan koşullarda başka bir işletmeyle finansal varlık ya da finansal borç takası yapmak.

(b) Eğer aracın ödemesi ihraççının özkaynağına dayalı finansal aracıyla yapılacak ya da yapılabilecekse, bu:

(i) İhraççının özkaynağına dayalı finansal aracından değişken sayıda vermesine dair sözleşmeye dayalı yükümlülük içermeyen bir türev olmayan araç; ya da

(ii) Yalnızca ihraççı tarafından sabit tutarda bir nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığında özkaynağına dayalı finansal aracını takas etmesi yoluyla ödenen bir türev araçtır. Bu amaçla, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlar; söz konusu araçların gelecekte yapılacak tahsilatları ya da teslimatlarına ilişkin sözleşmeler olarak düzenlenen araçları içermez.

Gelecekte ihraççının özkaynağına dayalı finansal araçlarının alınması ya da verilmesiyle sonuçlanacak veya sonuçlanabilecek ancak yukarıdaki (a) ve (b) koşullarına uymayan türev finansal araçtan doğan bir sözleşmeye dayalı yükümlülük, özkaynağa dayalı finansal araç değildir.

Nakit ya da başka bir finansal varlığın verilmesine ilişkin sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğünün bulunmaması (Paragraf 16(a))

17. Finansal borcu özkaynağa dayalı finansal araçtan ayıran önemli bir özellik, finansal aracın taraflarından birinin (ihraççı) diğer tarafa (hamil) nakit ya da başka bir finansal araç vermesi ya da potansiyel olarak ihraççının aleyhine olan koşullar altında hamil ile finansal varlık veya finansal borç takasına ilişkin olarak yapılan sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğünün bulunmasıdır. Özkaynağa dayalı finansal aracı elinde bulunduran (hamil) temettünün veya diğer özkaynak dağıtımlarının oransal bir payını alma hakkına sahip olsa bile, ihraççının bu tür dağıtımlarda bulunmak için sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğü bulunmaz; çünkü diğer tarafa nakit ya da başka bir finansal araç vermesi zorunlu kılınamaz.

18. Finansal aracın işletmenin bilançosunda sınıflandırılmasında yasal şeklinden ziyade özü belirleyici olur. Öz ve yasal şekil genellikle uyumludur; ancak bu durum her zaman için geçerli değildir. Bazı finansal araçlar yasal şekilleri itibariyle özkaynağa dayalı araçlardır, ama özleri itibariyle yükümlülüktürler; bazıları ise özkaynağa dayalı finansal araçlarla ilişkilendirilen özelliklerle finansal borçla ilişkilendirilen özellikleri birlikte taşırlar. Örneğin:

(a) İhraççının sabit ya da belirlenebilir bir tarihte sabit ya da belirlenebilir bir tutar karşılığı geri satın almasını zorunlu kılan veya hamile, ihraççının aracı belirli ya da daha sonraki bir tarihte sabit veya belirlenebilir bir tutar karşılığı geri satın almasını talep etme hakkını veren imtiyazlı hisse senedi, bir finansal borçtur.

(b) Hamile, ihraççıya nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığı satma hakkı veren (“satılabilir araç”) finansal araç bir finansal borçtur. Söz konusu nakit ya da diğer finansal varlık tutarının bir endeks veya artma ya da azalma potansiyeli olan bir başka kalem bazında belirlenmesi ya da satılabilir aracın yasal şeklinin hamile ihraççının varlıklarında geriye kalan paydan hak verdiği durumda bile böyledir. Hamilin aracı ihraççıya nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığı satma seçeneğinin varlığı, satılabilir aracın finansal borç tanımını karşıladığı anlamına gelir. Örneğin, açık uçlu yatırım fonları, menkul kıymetler yatırım fonları, ortaklıklar ve bazı kooperatif işletmeleri, mutasarrıflarına ya da üyelerine, ihraç edendeki paylarını herhangi bir zamanda ihraç edenin varlık değerinin payı oranına eşit tutarda nakit karşılığı geri satın alma hakkını verir. Ancak, finansal borç olarak sınıflandırma, “mutasarrıflarına dağıtılabilir net varlık değeri” ve “mutasarrıflara dağıtılabilir net varlık değerindeki değişim” gibi tanımların ortaklarca oluşturulan sermayesi olmayan bir işletmenin (bazı yatırım fonları ve menkul kıymet yatırım fonları gibi, bakınız: Açıklayıcı Örnek 7) finansal tablolarında kullanılmasını ya da üyelerin toplam paylarının ihtiyatlar gibi özkaynak tanımını karşılayan ve satılabilir araçlar gibi karşılamayan kalemleri içerdiğini göstermek için ilave açıklamalar yapılmasına engel olmaz. (bakınız: Açıklayıcı örnek 8).

19. İşletmenin nakit ya da başka bir finansal varlıkla ödemekten kaçınma konusunda koşulsuz bir hakkının bulunmadığı bir sözleşmeye dayalı finansal yükümlülük, finansal bir borçtur. Örneğin:

(a) Yabancı paraya erişememe ya da bir düzenleyici makamdan ödeme için onay alma gereksinimi gibi, işletmenin sözleşmeye dayalı yükümlülüğünü yerine getirme kabiliyetine yönelik bir sınırlama, işletmenin sözleşmeye dayalı yükümlülüğünü ya da hamilin araç üzerindeki sözleşmeye dayalı hakkını ortadan kaldırmaz.

(b) Karşı tarafın geri satma hakkını kullanmasına bağlı olan sözleşmeye dayalı yükümlülük finansal bir borçtur; çünkü işletme nakit ya da başka bir finansal araç vermekten kaçınma konusunda koşulsuz bir hakka sahip değildir.

20. Sözleşmeye dayalı nakit ya da başka bir finansal varlık verme yükümlülüğünü açık olarak içermeyen finansal araç, kayıt ve koşullarıyla dolaylı olarak bir yükümlülük oluşturabilir. Örneğin:

(a) Bir finansal araç, sadece ve sadece, işletmenin dağıtımda veya aracı geri satın almada başarısız olması durumunda yerine getirilmesi gereken finansal olmayan bir yükümlülük içerebilir. Eğer işletme, nakit ya da başka bir finansal varlık ile ödeme yapmaktan sadece finansal olmayan bir yükümlülüğü yerine getirerek kaçınabiliyorsa, söz konusu finansal araç bir finansal borçtur.

(b) İşletmenin ödeme aşamasında aşağıdakilerden herhangi birini vermesini sağlayan bir finansal araç, finansal bir borçtur:

(i) Nakit ya da başka bir finansal varlık; veya

(ii) Nakit ya da başka finansal varlığın değerini önemli ölçüde aştığı belirlenen değerde kendi hissesi.

İşletmenin nakit ya da başka bir finansal varlık vereceğinin açık olarak belirtildiği bir sözleşmeye dayalı yükümlülüğü olmamasına rağmen, hisseyle ödeme alternatifinin değeri işletmenin nakitle ödeme yapmasına eşdeğerdir. Esasen hamil, her koşulda, en azından nakit ödeme opsiyonu tutarına eşit bir tutarı elde etme konusunda garanti edilmiştir (bakınız: Paragraf 21).

İşletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarıyla yapılan ödeme (Paragraf 16/b)

21. Bir sözleşmenin, özkaynağa dayalı finansal araç olması için, sadece, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarının alınması ya da verilmesiyle sonuçlanması yeterli değildir. Bir işletmenin alınacak ya da verilecek özkaynağına dayalı finansal araçlarının gerçeğe uygun değerinin sözleşmeye dayalı hak ya da yükümlülüğe eşit olması için kendi hisse senetlerini ya da diğer özkaynağa dayalı finansal araçlarını değişen sayılarda almak ya da vermek için sözleşmeye dayalı bir hak ya da yükümlülüğü olabilir. Bu tür bir sözleşmeye dayalı hak ya da yükümlülük sabit bir tutar ya da işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarından başka bir değişkendeki (örneğin bir faiz oranı, bir mal fiyatı veya finansal araç fiyatı) değişimlerle bütünüyle veya kısmen dalgalanan bir tutar olabilir. İki örnek (a) 100 PB1 ‘ye eşit değerde işletmenin özkaynağına dayalı finansal aracından veren bir sözleşme ve (b)  100 ons altın değerine eşit değerde işletmenin özkaynağına dayalı finansal aracından veren bir sözleşme. Bu tür bir sözleşme, işletme özkaynağına dayalı finansal araçlarını vererek ödemek zorunda ya da ödemesi mümkün olsa dahi, işletmenin finansal borcudur. Söz konusu sözleşme özkaynağa dayalı finansal araç değildir; çünkü işletme bir sözleşmenin ödenmesi için özkaynağına dayalı finansal araçlarından değişken miktarlarda kullanmaktadır. Diğer yandan sözleşme, tüm borçlar düşüldükten sonra işletmenin kalan varlıklarında bir hak ifade etmemektedir.

22. İşletmenin sabit bir tutarda nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığında özkaynağına dayalı finansal araçlarından vermesiyle (almasıyla) ödenecek olan bir sözleşme, öz kaynağa dayalı finansal araçtır. Örneğin, karşı tarafa işletmenin hisselerini sabit bir fiyat ya da bir tahvilin sabitlenmiş nominal anapara tutarı karşılığında alma hakkı veren hisse senedi opsiyonu, özkaynağa dayalı finansal araçtır. Sözleşmeyi ödemede, alınacak ya da verilecek nakit ya da diğer finansal varlıkların tutarını ya da alınacak veya verilecek özkaynağa dayalı finansal araç miktarını etkilemeyen piyasa faiz oranlarındaki değişimler nedeniyle sözleşmenin gerçeğe uygun değerinde oluşan değişimler, sözleşmenin özkaynağa dayalı finansal araç olmasını engellemez. Alınan her karşılık (yazılı opsiyon için alınan prim ya da işletmenin kendi hisselerindeki rehin gibi) doğrudan özkaynağa eklenir. Ödenen her karşılık (satın alınan opsiyon için ödenen prim gibi) doğrudan özkaynaktan düşülür. Özkaynağa dayalı finansal aracın gerçeğe uygun değerindeki değişimler finansal tablolarda muhasebeleştirilmez.

23. Bir işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarını nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığında satın alması yükümlülüğünü içeren bir sözleşme, geri satın alınan tutarın bugünkü değeri kadar (örneğin, forward geri satın alma fiyatı, opsiyon kullanma fiyatı veya diğer geri satın alım tutarının bugünkü değeri) bir finansal borç doğurur. Bu durum, sözleşmenin kendisinin özkaynağa dayalı finansal araç olduğu durumlarda bile geçerlidir. İşletmenin forward sözleşmesi çerçevesinde özkaynağına dayalı finansal araçlarını nakit karşılığı satın alma yükümlülüğü buna bir örnektir. TMS 39’a göre, anılan finansal borç ilk muhasebeleştirilmesi sırasında gerçeğe uygun değeri (geri satın alma tutarının bugünkü değeri) özkaynaktan çıkarılmak suretiyle yeniden sınıflandırılır. Bunu takiben, finansal borcun değerlemesi TMS 39 ile uyumlu olarak yapılır. Sözleşmenin teslim işleminin gerçekleştirilmesinden önce zamanaşımına uğraması durumunda, finansal borcun defter değeri yeniden özkaynaklar içerisinde sınıflandırılır. Bir işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarını satın almasına yönelik sözleşmeye dayalı yükümlülüğü, anılan yükümlülük karşı tarafın satış hakkını (örneğin karşı tarafa işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarını sabit bir tutar karşılığında işletmeye satma hakkı veren bir yazılı satım opsiyonu) kullanmasına bağlı olsa bile, geri satın alım tutarının bugünkü değeri kadar bir finansal borç doğurur.

24. İşletmenin değişken bir nakit tutar ya da başka bir finansal varlık karşılığında özkaynağına dayalı finansal araçlarından sabit bir miktarda alması ya da vermesiyle ödenecek olan bir sözleşme, finansal varlık ya da finansal borçtur. İşletmenin 100 ons altın değerine eşit olacak şekilde hesaplanan bir nakit karşılığında özkaynağına dayalı finansal araçlarından 100 adet vermesine ilişkin sözleşme buna bir örnektir.

Koşullu ödeme hükümleri

25. Bir finansal araç, işletmenin borsa endeksi, tüketici fiyat endeksi, faiz oranı veya vergi yükümlülükleri ya da ihraççının gelecekte gerçekleşecek olan gelirleri, net kâr veya borcun özkaynağa oranındaki değişiklikler gibi, gelecekte ihraççı ve hamilin kontrolü dışında bazı olayların olması veya olmaması durumunda, nakit veya başka bir finansal varlık verilmesi veya finansal borç teşkil edecek bir şekilde ödemede bulunulmasını gerektirebilir. Bu tür bir araç ihraç edenin, nakit ya da başka bir finansal varlık vermekten kaçınmak (veya bir finansal borç olacak şekilde ödemek) konusunda koşulsuz bir hakkı yoktur. Bu nedenle söz konusu araç, aşağıdaki durumların oluşması haricinde ihraççının finansal borcudur:

(a) Koşullu ödeme hükmünün nakit ya da başka bir finansal varlıkla (veya bir finansal borç olacak şekilde) takasını gerektiren kısmının gerçekleşebilir mahiyette olmaması; veya

(b) İhraççının, ilgili yükümlülüğü nakit ya da başka bir finansal varlık (veya finansal borç olacak şekilde) olarak sadece tasfiyesi durumunda ödemesinin zorunlu olması.

Ödeme seçenekleri

26. Bir türev finansal araç, taraflardan birine ödemenin nasıl yapılacağına (örneğin ihraççı veya hamil ödemeyi net nakit veya nakit karşılığı hisse senedi takası olarak yapmayı seçebilir) dair bir seçenek vermesi durumunda, tüm ödeme alternatiflerinin aracın özkaynağa dayalı finansal araç olmasıyla sonuçlanması durumu haricinde, bir finansal varlık veya finansal borçtur.

27. Finansal borç olan ödeme seçenekli türev finansal araca örnek; ihraççının nakit karşılığında kendi hisse senetlerini takas etmek veya netleştirme yaparak nakden ödemede bulunmak konusunda karar verme imkanının bulunduğu hisse senedi opsiyonudur. Benzer olarak, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçları karşılığında finansal olmayan bir kalemin alımı ya da satımına ilişkin sözleşmelerin bir kısmı da bu Standart kapsamındadır; çünkü anılan sözleşmeler finansal olmayan bir araç veya net tutarda bir nakit ya da başka bir finansal aracın verilmesi suretiyle ödenebilir (bakınız: Paragraf 8-10). Bu tür sözleşmeler bir finansal varlık veya finansal borçtur; yani özkaynağa dayalı finansal araç değildir.

Bileşik finansal araçlar (bakınız: Paragraf UR 30-UR 35 ve Açıklayıcı Örnek 9-12)

28. Türev olmayan bir finansal araç ihraç eden, anılan aracın borç ve özkaynak bileşenlerinin her ikisini birden taşıyıp taşımadığını belirlemek için ilgili finansal aracın koşullarını değerlendirir. Paragraf 15’e göre bu gibi bileşenler; finansal borç, finansal varlık ya da öz kaynağa dayalı finansal araç olarak ayrı ayrı sınıflandırılır.

29. Bir işletme (a) işletmenin finansal borcunu yaratan ve (b) hamiline, işletmenin özkaynağına dayalı finansal aracına çevirebilme imtiyazı sağlayan finansal araç bileşenlerini ayrı ayrı dikkate alır. Örneğin; hamili tarafından işletmenin belirli sayıda adi hisse senedine çevrilebilme özelliğine sahip bir bono ya da benzeri bir araç, bileşik bir finansal araçtır. İşletmenin bakış açısından, bu tür bir araç iki unsurdan oluşur: finansal borç (nakit ya da diğer bir finansal varlık verilmesine ilişkin sözleşmeye dayalı düzenleme) ve özkaynağa dayalı finansal araç (belirlenmiş bir zaman süresince, hamile, ilgili aracı işletmeye ait belirli sayıda adi hisse senedine çevirebilme hakkını veren alım opsiyonu).  Bu tür bir finansal araç ihraç etmenin ekonomik etkisi, aynı anda erken ödeme hükmü bulunan bir borçlanma aracı ve adi hisse alım garantisi veren bir finansal araç ihraç etmekle veya ayrılabilir hisse alım garantisi olan bir borçlanma aracı ihraç etmekle büyük ölçüde aynıdır. Bu çerçevede, tüm hallerde işletme, bilançosunda borç ve özkaynak bileşenlerini ayrı ayrı sunar.

30. Değiştirme hakkının kullanılmasının bazı hamiller açısından ekonomik olarak daha avantajlı hale gelmesi durumunda dahi hakkın kullanım olasılığında meydana gelen değişiklik nedeniyle dönüştürülebilir araçların borç ve özkaynak bileşenlerinin yeniden sınıflandırılması gerekmez. Hamiller, her zaman beklenen şekilde davranmayabilir; örneğin, dönüşümden kaynaklanan vergisel sonuçlar hamiller arasında farklılık gösterebilir. Buna ek olarak, dönüşüm olasılığı zaman içinde değişiklik gösterir. İşletmenin gelecekte yapacağı ödemeler ile ilgili sözleşmeye bağlı yükümlülükleri; dönüştürme, aracın vadesinin gelmesi ya da başka bir işlemle ortadan kalkana kadar mevcudiyetini sürdürür.

31. TMS 39 finansal varlık ve borçların ölçümünü açıklar. Özkaynağa dayalı finansal araçlar, işletmenin tüm borçları düşüldükten sonra kalan varlıkları üzerindeki pay hakkın gösteren araçlardır. Dolayısıyla, bileşik finansal aracın ilk defter değeri özkaynak ve yükümlülük bileşenlerine ayrıldığında, yükümlülük bileşeni için ayrıca belirlenen tutarın aracın toplam gerçeğe uygun değerinden düşülmesinden sonra kalan tutar özkaynak bileşenine devrolunur. Bileşik bir finansal araçta saklı her türlü türev ürünün (örneğin: alım opsiyonu) değeri özkaynak bileşeni (özkaynak değiştirme hakkı gibi) yerine borç bileşenine dahil edilir. İlk muhasebeleştirme işleminde borç ve özkaynak bileşenlerine dağıtılmış defter değerlerinin toplamı, her zaman, aracın tamamına atfedilecek gerçeğe uygun değere eşittir. Aracın bileşenlerinin ilk başta ayrı olarak muhasebeleştirilmesinden herhangi bir kazanç ya da kayıp oluşmaz.

32. Paragraf 31’de yer alan yaklaşıma göre, adi hisse senedine çevrilebilir bir bono ihraç eden, öncelikle, müşterek bir özkaynak bileşenine sahip olmayan benzer bir borç bileşeninin (özkaynakla ilgili olmayan saklı türev işlemlerin tamamı dahil olmak üzere) gerçeğe uygun değerini ölçmek suretiyle ilgili borç bileşeninin defter değerini belirler. Bunu takiben, özkaynağa dayalı finansal aracın adi hisse senedine dönüştürülme seçeneğini gösteren defter değeri, bileşik finansal aracın toplam gerçeğe uygun değerinden finansal borcun gerçeğe uygun değerinin düşülmesi suretiyle tespit edilir.

İşletmenin geri satın alınan kendi hisseleri (bakınız: Paragraf 36)

33. İşletmenin, özkaynağına dayalı finansal araçlarını yeniden edinmesi durumunda, bu araçlar (“işletmenin geri satın alınan kendi hisseleri”) özkaynaktan düşülür. İşletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarının alışından, satışından, ihracından ya da iptalinden dolayı gelir tablosuna herhangi bir kazanç ya da kayıp yansıtılmaz. Bunun gibi, işletmenin geri satın alınan kendi hisseleri, işletme tarafından ya da konsolide edilmiş şirketler grubunun diğer üyeleri tarafından geri alınabilir ya da elde tutulabilir. Alınan ya da ödenen tutarlar doğrudan özkaynakta muhasebeleştirilir.

34. “TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu” Standardı uyarınca, işletmenin geri satın alınan kendi hisselerinin elde bulundurulan tutarı ya bilançoda ya da dipnotlarda ayrı ayrı kamuoyuna açıklanır. İşletme, özkaynağına dayalı finansal araçlarını ilişkili taraflardan geri satın alması durumunda, “TMS 24 İlişkili Taraf Açıklamaları” Standardı ile uyumlu olarak kamuoyuna açıklamada bulunur.

Faizler, temettüler, kayıp ve kazançlar (bakınız: Paragraf UR 37)

35. Bir finansal araca bağlı veya finansal borç unsuru teşkil eden faizler, temettüler, kayıp ve kazançlar, kâr ya da zararda gelir veya gider olarak muhasebeleştirilir. Özkaynağa dayalı finansal araç sahiplerine yapılan ödemeler, işletme tarafından, her türlü gelir vergisi indiriminden arındırılmış olarak doğrudan özkaynağa borç olarak muhasebeleştirilir. Özkaynak işlemlerinden kaynaklanan işlem maliyetleri, her türlü gelir vergisi indiriminden arındırılmış şekilde özkaynaktan indirilerek muhasebeleştirilir.

36. Bir finansal aracın, finansal borç veya özkaynağa dayalı finansal araç olarak sınıflandırılması, bu finansal araca bağlı faiz, temettü, kayıp ve kazançların kâr ya da zararda gelir veya gider olarak muhasebeleştirilmesini belirler. Bu suretle, tamamı borç olarak muhasebeleştirilen hisselere ait temettü ödemeleri, bono faizleri gibi gider olarak muhasebeleştirilir. Benzer biçimde, finansal borçların geri satın alınması ya da yeniden finanse edilmesi ile bağlantılı kazanç ve kayıplar kâr ya da zararda muhasebeleştirilirken, özkaynağa dayalı finansal araçların geri satın alınması ya da yeniden finanse edilmesi özkaynakta meydana gelen değişim olarak muhasebeleştirilir. Özkaynağa dayalı finansal aracın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişiklikler finansal tablolara yansıtılmaz.

37. İşletme özkaynağına dayalı finansal araç ihraç etmesi ya da anılan aracı geri satın alması sırasında çeşitli maliyetlere katlanır. Bu maliyetler, tescil ve diğer mevzuata dayalı ücretleri, yasal, mali ve diğer profesyonel danışmanlık ücretlerini, basım maliyetlerini ve damga vergilerini kapsayabilir. Özkaynak işleminin işlem maliyetlerinin, doğrudan özkaynak işlemine atfedilebilen, aksi halde katlanılmasına gerek olmayan ek maliyetler olmaları durumunda, anılan maliyetler özkaynaktan indirilerek muhasebeleştirilirler (ilgili gelir vergisi etkisinden arındırılmış olarak). Vazgeçilen özkaynak işlemleri ile ilgili maliyetler gider olarak muhasebeleştirilir.

38. Bir bileşik finansal aracın ihracına ilişkin işlem maliyetleri, elde edilen tutarların ilgi araca dağıtımı oranında araca ait borç ve özkaynak bileşenlerine dağıtılır. Birden fazla işlemle ilgili işlem maliyetleri (örneğin bazı hisse senetlerinin arz edilmesi işlemleri ile diğer bazı hisselerin borsaya kaydedilmesi işlemlerinin eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi ile ilgili maliyetler), makul ve benzer işlemlerle tutarlılık arz eden bir tahsis yöntemi esas alınmak suretiyle ilgili işlemlere dağıtılır.

39. Dönem içinde özkaynaktan indirilerek muhasebeleştirilen işlem maliyetlerinin tutarı, “TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu” Standardı kapsamında ayrıca kamuoyuna açıklanır. Doğrudan özkaynakta muhasebeleştirilen gelir vergisi tutarı, “TMS 12 Gelir Vergileri” Standardı kapsamında kamuoyuna açıklanan ve özkaynağa borç veya alacak kaydedilen toplam cari ve ertelenmiş gelir vergisine dahil edilir.

40. Gider olarak sınıflandırılmış temettüler, gelir tablosunda, diğer borçların faizleri ile birlikte veya ayrı bir kalem olarak gösterilebilir. Bu Standart hükümlerine ek olarak, faiz ve temettülerin kamuoyuna açıklanması TMS 1 ve “TMS 30 Bankalar ve Benzeri Finansal Kuruluşların Finansal Tablolarında Yapılacak Açıklamalar” Standartlarının hükümlerine de tabidir. Bazı durumlarda, vergisel uygulamadaki farklılıklar nedeniyle faiz ve temettülerin gelir tablosunda ayrı ayrı kamuoyuna açıklanması tercih edilebilir. Vergi etkileri ise TMS 12 uyarınca kamuoyuna açıklanır.

41. Bir finansal borcun defter değerindeki değişikliklerden kaynaklanan kazanç ve kayıplar, nakit ya da başka bir finansal varlığın verilmesi karşılığında işletme aktifinde arta kalan bakiye üzerinde bir hak sağlayan araçlara ilişkin olmaları durumunda dahi, kâr ya da zararda gelir veya gider olarak muhasebeleştirilir (bakınız: Paragraf 18(b)). TMS 1’e göre, işletme, bu tür bir aracın yeniden ölçülmesinden kaynaklanan her türlü kazanç veya kaybı, işletmenin performansının açıklanması açısından önemli olması durumunda gelir tablosunda sunar.

Finansal varlık ve borçların birbirinden mahsup edilmesi (netleştirilmesi) (bakınız: Paragraf UR 38 ve UR 39)

42. Bir finansal varlık ve borcun birbirine mahsup edilerek (netleştirilerek) net tutarın bilançoda gösterilmesi ancak ve ancak işletmenin;

(a) Muhasebeleştirilen tutarları netleştirme konusunda yasal bir hakkının bulunması; ve

(b) Net esasa göre ödemede bulunma ya da varlığı elde etme ve borcu ödeme işlemlerini eş zamanlı olarak gerçekleştirme niyetinde olması durumunda mümkün olabilir.

İşletme, bilanço dışı bırakılma koşullarını taşımayan bir finansal varlığın devrini muhasebeleştirmesi sırasında, devrolunan varlığı ve buna ilişkin borçları netleştiremez (bakınız: TMS 39 Paragraf 36).

43. Bu Standart, finansal varlık ve borçların net esasına göre sunumunu, bu sunum esnasında iki ya da daha fazla sayıda farklı finansal aracın ödenmesinin işletmenin gelecekteki tahmini nakit akışını yansıtması durumunda zorunlu tutar. İşletmenin tek bir net tutarda ödeme yapma veya alma hakkı olduğunda ve işletme bu yönde hareket etme niyeti taşıdığında, tek bir finansal varlık ya da finansal borcu var demektir. Diğer durumlarda finansal varlıklar ve finansal borçlar, işletmenin kaynak veya yükümlülüklerini gösterme nitelikleri dolayısıyla birbirlerinden ayrı olarak sunulur.

44. Muhasebeleştirilmiş bir finansal varlığın ve muhasebeleştirilmiş bir finansal borcun netleştirilmesi ve net tutarın sunulması, bir finansal varlığın veya finansal borcun bilanço dışı bırakılması işleminden farklıdır. Mahsup işlemi, kazanç ya da kaybın muhasebeleştirilmesine neden olmamasına rağmen; finansal bir aracın bilanço dışı bırakılması önceden muhasebeleştirilmiş kalemin bilançodan çıkarılmasının yanında, bir kazanç ya da kayıp muhasebeleştirilmesine yol açabilir.

45. Netleştirme hakkı, borçlunun alacaklıya olan borcunu ilgili alacaklıdan olan alacağıyla takas etme veya alacaklıdan olan alacağının tamamından ya da bir kısmından mahsup etme imkanı veren, sözleşmeden veya başka bir sebepten kaynaklanan yasal bir haktır. Bazı istisnai durumlarda, her üç taraf arasında, borçlunun borcunu alacaklısından mahsup etmesine açıkça imkan veren bir anlaşma olması durumunda, borçlu üçüncü bir taraftan olan alacağını alacaklısından mahsup eder. Netleştirme yasal bir hak olduğu için bu hakkı düzenleyen kurallar ve tarafların ilişkilerine uygulanan kurallar, farklı mevzuatlara göre değişiklik gösterebilir ve tarafların arasındaki ilişkiyi düzenleyen kuralların dikkate alınması gerekebilir.

46. Finansal bir varlığı ve finansal bir borcu netleştirmenin yasal bir hak olması, finansal varlık ve finansal borca ilişkin hak ve yükümlülükler ile işletmenin maruz kaldığı kredi ve likidite riskini etkileyebilir. Ancak söz konusu hakkın varlığı, netleştirme işlemi için tek başına yeterli temel oluşturmaz. İşletmenin, hakkın uygulanması veya eş zamanlı olarak netleştirme yapılması yönünde niyetinin olmaması durumunda, gelecekteki nakit akışının zamanı ve tutarı etkilenmez. İşletmenin söz konusu hakkın uygulanması veya eş zamanlı netleştirme yapılması yönünde bir niyetinin bulunması durumunda, varlık ve borçların net esasa göre sunumu, gelecekte beklenen nakit akışının tutarını ve zamanını ve de anılan nakit akışının maruz kaldığı riskleri daha sağlıklı bir biçimde yansıtır. Taraflardan biri veya her ikisinin herhangi bir yasal hak olmaksızın sözleşmeyi net esasına göre yerine getirmeyi istemeleri, netleştirme hakkının tanınması için yeterli değildir; çünkü münferit finansal varlık ya da borca ait haklar ve yükümlülükler değişmeyecektir.

47. İşletmenin belirli varlık ve borçlarının elde edilmesi/ödenmesine yönelik niyeti, normal işletme alışkanlıklarından, finansal piyasaların gereklerinden ve net tutarı elde etme/ödeme veya eş zamanlı elde etme/ödeme imkanını kısıtlayan diğer durumlardan etkilenebilir. İşletme, netleştirme hakkına sahip olmakla birlikte net tutarı elde etme/ödeme veya varlık ve borçlarını eş zamanlı olarak elde etme ve ödeme niyetinde değilse, bu hakkın işletmenin maruz kaldığı kredi riskine olan etkileri 76 ncı Paragrafa göre kamuoyuna açıklanır.

48. İki finansal araç, örneğin organize bir finansal piyasadaki takas odası işlemi veya birebir takas işlemi yoluyla eş zamanlı olarak ödenebilir. Bu gibi durumlarda nakit akışları tek bir net tutara eşittir ve maruz kalınan kredi ve likidite riski yoktur. Diğer durumlarda, işletme, tüm varlık tutarı kadar bir kredi riskine veya tüm finansal borç tutarı kadar bir likidite riskine maruz kalarak ayrı tutarlar ödemek ya da elde etmek suretiyle her iki aracı birden yerine getirebilir. Bu gibi risk tutarları, kısa süreli bile olsa önem taşıyabilir. Dolayısıyla, sadece işlemlerin aynı anda olmaları halinde, finansal varlığın elde edilmesi ve finansal borcun ödenmesinin eş zamanlı olarak gerçekleştiği kabul edilir.

49. Aşağıda belirtilen durumlarda, genellikle, Paragraf 42’de yer alan koşullar yerine getirilmemiş olur ve netleştirme yapılması genellikle uygun olmaz;

(a) Birçok farklı finansal aracın, tek bir finansal aracın özelliklerini taşıyacak şekilde kullanılması (sentetik türev ürün);

(b) Aynı temel riske maruz (örneğin bir forward sözleşme portföyüne ya da başka bir türev araç portföyüne dahil bulunan varlık ve borçlar) fakat farklı taraflar içeren finansal araçlardan doğan finansal varlık ve borçlar;

(c) Rücu edilemeyen finansal borçlar için, finansal veya diğer varlıkların teminat olarak verilmesi;

(d) Borcun ödenmesinde alacaklı tarafından geçerli kabul edilmeksizin, finansal varlıkların bir yükümlülüğün ifası amacıyla borçlu tarafından bir yed-i emine tevdii edilmesi (örneğin, geri satın alma/itfa fonuna ilişkin anlaşmalar);

(e) Zarara yol açan olaylar nedeniyle ortaya çıkan yükümlülüklerin tazmininin bir sigorta sözleşmesi aracılığıyla üçüncü bir taraftan talep edilmesi.

50. Tek bir tarafla birden çok finansal araç işlemi gerçekleştiren bir işletme, karşı taraf ile karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren bir anlaşmaya girebilir. Bu tür bir anlaşma, anlaşma kapsamındaki tüm finansal araçların, herhangi bir sözleşmenin, sözleşmeye ilişkin temerrüde düşülmesi ya da iptal olması halinde, tek seferde net olarak ödenmesine imkan verir. Bu düzenlemeler, genellikle, finansal kuruluşlar tarafından, iflas veya karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen diğer durumlardan kaynaklanan zararlardan korunmak için kullanılır. Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşma; genellikle, özel bir temerrüt halinde veya normal koşullarda ortaya çıkması beklenmeyen durumlar sonrasında işlerlik kazanan ve finansal bir varlığın ya da borcun tahsil edilmesini veya ödenmesini etkileyen bir mahsup hakkı yaratır. Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşma, Paragraf 42’de yer alan koşulların ikisi de sağlanmadığı takdirde netleştirme için temel oluşturmaz. Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşmaya konu olan finansal varlık ve borçlar netleştirilmemiş ise, bu anlaşmanın işletmenin kredi riskine olan etkisi 76 ncı Paragrafa göre kamuoyuna açıklanır.

Açıklama

51. Bu Standartta yer alan açıklama hükümlerinin amacı; finansal araçların işletmenin finansal durumu, performansı ve nakit akışı üzerindeki etkilerinin anlaşılması imkanının geliştirilmesi ve bu araçlar ile ilişkili gelecekteki nakit akışlarının tutarı, zamanı ve kesinliğine ilişkin değerlendirmelerde yardımcı olmaktır.

52. Finansal araçlarla yapılan işlemler, aşağıda belirtilen finansal risklerden birinin veya daha fazlasının işletme tarafından üstlenilmesine veya karşı tarafa aktarılmasına sebep olabilir. Kamuoyuna yapılması gereken açıklamalar, finansal araçlara ilişkin risk düzeyinin finansal tablo kullanıcıları tarafından değerlendirilmesine yardımcı olan bilgi sağlar.

(a) Piyasa riski üç çeşit riskten oluşur;

(i) Yabancı para riski: Döviz kurlarında meydana gelen değişimler nedeniyle finansal aracın değerinde dalgalanma olması riski.

(ii) Gerçeğe uygun değer faiz oranı riski: Piyasa faiz oranlarında meydana gelen değişimler nedeniyle finansal aracın değerinde dalgalanma olması riski.

(iii) Fiyat riski: Meydana gelen değişimin ilgili finansal aracın kendisinden veya ihraç edenden ya da piyasada işlem gören araçların tamamını etkileyen faktörlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın, piyasa fiyatlarında oluşan değişimler nedeniyle finansal aracın değerinde dalgalanma olması riski.

Piyasa riski, sadece kayıp potansiyeli değil kazanç potansiyeli de ihtiva eder.

(b) Kredi riski: Finansal aracın taraflarından birinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bunun sonucunda diğer tarafta finansal bir kayıp/zarar oluşmasına sebep olması riski.

(c) Likidite riski (fonlama riski olarak da adlandırılır): İşletmenin finansal araçlarla ilgili taahhütlerini karşılayacak fon bulmakta zorluk çekmesi riski. Likidite riski, finansal varlığın hızlı bir biçimde gerçeğe uygun değerine yakın bir değerden satılamamasından kaynaklanabilir.

(d) Nakit akış faiz oranı riski: Piyasa faiz oranındaki dalgalanmalar nedeni ile finansal aracın gelecekteki nakit akışının dalgalanması riski. Örneğin değişken faizli bir borçlanma aracı için bu tür dalgalanmalar aracın etkin faiz oranında değişime yol açarken, buna paralel olarak gerçeğe uygun değerinde değişikliğe yol açmayabilir.

Finansal araçların şekli, yeri ve sınıflandırılması

53. Bu Standart kamuoyuna açıklanması gereken bilginin şeklini veya açıklamanın finansal tabloların hangi bölümünde yapılması gerektiğini belirlemez. Gerekli bilgilere finansal tablolarda yer verildiği sürece, aynı bilgiyi dipnotlarda tekrarlamak gerekmez. Kamuoyuna yapılan açıklamalar, aracın niteliği ve işletme için olan göreceli önemine uygun olarak yapılan sözel ve sayısal açıklamaları birlikte içerebilir.

54. Belirli finansal araçlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklanacak detayların düzeyinin belirlenmesinde, anılan araçların göreceli önemini hesaba katan bir muhakemede bulunulur. Finansal tabloların kullanıcılara fayda sağlamayacak şekilde gereğinden fazla detay içermesi ile özet bilgiler vermesi suretiyle önemli bilgilerin anlaşılmasını zorlaştırması arasında bir denge kurulmalıdır. Örneğin, işletmenin benzer özelliğe sahip çok sayıda finansal araca taraf olması ve hiçbir sözleşmenin işletme açısından tek başına önem arz etmemesi durumunda, araçların sınıflarına göre özetlenmesi uygun olur. Diğer taraftan, örneğin aracın işletmenin sermaye yapısının önemli bir unsuru olması durumunda, tek bir araca ilişkin bilgi önemli hale gelebilir.

55. İşletme yönetimi, finansal araçları, ilgili araçların niteliği ve uygulanan ölçüm esası gibi hususları da dikkate almak suretiyle, kamuoyuna açıklanan bilgilerin niteliğine uygun bir şekilde gruplandırabilir. Anılan sınıflamalar, genel olarak, maliyetinden veya itfa edilmiş maliyetinden ölçülen kalemlerin gerçeğe uygun değerinden ölçülen kalemlerden ayrıştırılması suretiyle oluşturulur. Bilançoda yer alan ilgili kalemlerle mutabakat sağlamaya yeter  düzeyde bilgi verilir. İşletmenin bu Standardın kapsamı haricindeki bir finansal araca taraf olması durumunda, anılan araçlar bu Standardın kapsamında yer alanlardan ayrı bir finansal varlık ya da finansal borç sınıfı veya sınıfları oluşturur. Bu finansal araçların kamuoyuna açıklanması diğer TFRS’lerde ele alınmaktadır.

Risk yönetim politikaları ve finansal riskten korunma (hedging) faaliyetleri

56. Bir işletme finansal risk yönetimi hedeflerini ve buna ilişkin politikalarını, finansal riskten korunma muhasebesinin kullanıldığı tüm tahmini işlemlerine ilişkin finansal riskten korunma politikalarını da içerecek şekilde kamuoyuna açıklar.

57. İşletme, finansal araçlara ilişkin belirli bazı bakiye ve işlemlere ilişkin bilgi vermesinin yanı sıra, hangi finansal araçların ne ölçüde kullanıldığı, bunlara ilişkin riskler ve kullanım amaçları hakkında da bilgi verir. Finansal araçlara ilişkin risklerin kontrol edilmesine yönelik olarak yönetim tarafından uygulanan politikaların açıklanması kapsamında, risk tutarından korunma, risk yoğunlaşmasından kaçınma ve kredi riskinin azaltılmasına yönelik teminat alma politikalarına da yer verilir. Bu açıklamalar, belirli bir zamanda elde bulundurulan veya bakiyesi bulunan araçlardan bağımsız olan önemli bir ek bakış açısı sağlar.

58. Bir işletme gerçeğe uygun değer, nakit akış ve yurtdışı bir işletmedeki net yatırım risklerinden korunma işlemlerini aşağıdaki biçimde ayrı ayrı kamuoyuna açıklar  (TMS 39 da belirtildiği üzere):

(a) Finansal riskten korunma işleminin tanımı,

(b) Finansal riskten korunma aracı olarak kullanılan finansal araçlar ve bunların bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri,

(c) Korunulan riskin niteliği,

(d) Nakit akış riskinden korunma işlemleri açısından, nakit akışlarının gerçekleşmesi beklenen dönemler, anılan nakit akışlarının kâr veya zararın tespitinde ne zaman dikkate alınmalarının beklendiği ve daha önce finansal riskten korunma muhasebesi uygulanan ancak tekrar ortaya çıkması beklenmeyen tahmini işlemler.

59. Nakit akış riskinden korunma aracından kaynaklanan kazanç veya kaybın özkaynaklar değişim tablosu yoluyla doğrudan özkaynaklarda muhasebeleştirilmesi durumunda, aşağıdakiler hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulur:

(a) Dönem içinde özkaynakta muhasebeleştirilen tutar;

(b) Dönem içinde özkaynaktan çıkarılıp kâr veya zarara aktarılan tutar; ve

(c) Dönem içinde özkaynaktan çıkarılan ve finansal riskten korunma konusu yapılmış gerçekleşmesi muhtemel tahmini işlemdeki finansal olmayan varlık ya da borcun edinme maliyetinin başlangıçtaki ölçümüne ya da diğer bir defter değerine eklenmiş bulunan tutar.

Kayıtlar (Kurallar), koşullar ve muhasebe politikaları

60. İşletme, her bir finansal varlık, finansal borç ve özkaynağa dayalı finansal araç sınıfı için aşağıdaki hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Gelecekteki nakit akışlarının tutarı, zamanı ve kesinliğini etkileyebilecek önemli kayıt ve koşulları da içerecek şekilde, finansal araçların düzeyi ve niteliği; ve

(b) Muhasebeleştirme koşulları ve uygulanan ölçüm esaslarını da içerecek şekilde, uygulanan muhasebe politikaları ve yöntemleri.

61. Muhasebe politikalarının kamuoyuna açıklanması işleminin bir parçası olarak, her bir finansal varlık sınıfı için, finansal varlıkların normal yoldan alımı ve satımı işlemlerinin ticari işlem tarihinde mi yoksa teslim tarihinde mi muhasebeleştirildiği hususunda kamuoyuna açıklama yapılır (bakınız: TMS 39 Paragraf 38).

62. Finansal aracın sözleşmeye bağlı kayıt ve koşulları, finansal araca taraf olanların gelecekteki nakit tahsil ve ödemelerinin tutarını, zamanını ve kesinliğini etkiler. Finansal araçların tek başına veya sınıf olarak, işletmenin finansal durumu ya da gelecekteki faaliyet sonuçları açısından önemli olmaları durumunda bunların kayıt ve koşulları kamuoyuna açıklanır. Araçlardan hiçbirinin tek başına işletmenin gelecekteki nakit akışları açısından önemli olmaması durumunda, anılan araçların temel özellikleri, ilgili benzer araç gruplarına atıfta bulunulmak suretiyle gösterilir.

63. İşletmenin elinde bulundurduğu veya ihraç ettiği finansal araçların, tek başına veya sınıf olarak, Paragraf 52’de belirtilen riskler açısından önemli bir potansiyel yarattığı durumlarda, araçlara ilişkin kayıt ve koşullardan kamuoyuna açıklanması gerekenler aşağıdaki gibidir:

(a) Vadeli faiz oranı takası (swapı) gibi bazı türev işlemlerinde olduğu gibi gelecekteki ödemelere esas teşkil eden (bazen türev ürün tutarı olarak da adlandırılır) anapara tutarı, kayıtlı tutar, itibari tutar veya benzeri tutarlar;

(b) Vade tarihi, işlemin geçersiz kalacağı tarih veya işlemin gerçekleştirileceği tarih;

(c) Kullanılabileceği tarih veya tarih aralığı ile kullanım fiyatı veya fiyat aralığını da içerecek şekilde, finansal araca taraf olanların sahip oldukları erken ödeme opsiyonları;

(d) Kullanılabileceği tarih veya tarih aralığı ile dönüştürme veya değişim/takas oranını da içerecek şekilde, finansal araca taraf olanlardan herhangi birinin ilgili finansal aracı başka bir finansal araca veya diğer bazı varlık veya borçlara dönüştürme veya bunlarla dağiştirme/takas opsiyonları;

(e) Taksitler halinde yapılanlar ve her türlü borç itfa fonu (sinking fund) veya benzeri gereklilikler de dahil olmak üzere, aracın belirli bir takvime bağlanmış gelecekteki anapara nakit tahsilat veya ödemelerinin tutarı ve zamanı;

(f) Kayıtlı/nominal oran ya da faiz tutarı, temettü tutarı ya da diğer dönemsel anapara getirileri ve ödemelerin zamanı;

(g) Finansal varlıklara karşılık alınan ve finansal borçlara karşılık rehnedilen teminatlar;

(h) Araca ilişkin nakit akışlarının işletmenin geçerli para biriminden farklı bir para biriminden tespit edilmiş olması durumunda tahsilatın ya da ödemenin yapılacağı para birimi;

(i) Aracın değişim/takas sağlaması durumunda, takas sonucunda edinilecek araca ilişkin olarak (a)-(h) maddelerinde açıklanan bilgiler;

(j) İhlali halinde diğer kuralları/kayıtları önemli ölçüde değiştirecek doğrudan veya dolaylı koşullar (örneğin bir tahvildeki azami borç/öz kaynak oranının ihlali halinde tüm anapara borcunun muaccel olması ve derhal ödenmesinin talep edilebilmesi).

64. Finansal aracın yasal şeklinin aracın bilançodaki sunumundan farklılık göstermesi durumunda, işletmenin aracın niteliğini dipnotlarda açıklaması beklenir.

65. Finansal araçların niteliği ve kapsamına ilişkin olarak açıklanan bilgilerin sağlayacağı fayda, araçlar arasında olup işletmenin gelecekteki nakit akışlarının tutarını, zamanını veya kesinliğini önemli ölçüde etkileyebilecek ilişkilerin gösterildiği durumlarda artar. Örneğin, işletmenin elinde bulundurduğu hisse senetlerine ilişkin olarak satın aldığı satım opsiyonunda olduğu gibi, finansal riskten korunma ilişkilerinin kamuoyuna açıklanması önemli olabilir. Varlık ve borçlar arasındaki ilişkiler nedeniyle risk tutarlarının hangi düzeyde değiştiği 63 üncü Paragraf kapsamında açıklanan türdeki bilgiler sayesinde finansal tablo kullanıcıları açısından anlaşılabilir olmakla birlikte bazı durumlarda daha fazla açıklamada bulunulması gerekir.

66. TMS 1’e göre, benimsenen genel ilkeler ve anılan ilkelerin işletmenin faaliyetlerinden kaynaklanan işlemler ile diğer olay ve koşullara uygulanması da dahil olmak üzere, önemli muhasebe politikalarının tamamının kamuoyuna açıklanması gerekir. Bu çerçevede finansal araçlar açısından yapılması gereken açıklamalar aşağıdakileri içerir:

(a) Finansal varlık veya borçların bilançoya yansıtılma ve bilanço dışı bırakılma zamanlarının belirlenmesinde kullanılan kriterler;

(b) Finansal varlık ve borçların ilk muhasebeleştirme sırasında ve sonrasında uygulanan ölçüm esasları;

(c) Finansal varlık ve borçlardan kaynaklanan gelir ve giderlerin muhasebeleştirilme ve ölçüm esasları;

(d) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanmış finansal varlık ve borçlar açısından:

(i) Anılan finansal varlık ve borçların ilk muhasebeleştirme sırasında bu şekilde sınıflanmasında kullanılan kriterler;

(ii) TMS 39 Standardının 9, 11A veya 12 nci Paragraflarındaki koşulların bu tür sınıflamalar açısından nasıl yerine getirildiği. TMS 39’un 9(b)(i) Paragrafına göre sınıflanan araçlar açısından yapılacak olan bu türden açıklamalarda, aksi halde ortaya çıkacak ölçüm ve muhasebeleştirme tutarsızlığının ardındaki nedenlere de yer verilir.  TMS 39’un 9(b)(i) Paragrafı uyarınca sınıflanan araçlar açısından yapılacak söz konusu açıklamada, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak yapılan sınıflamanın işletmenin belgelendirilmiş risk yönetimi ve yatırım stratejisiyle tutarlılığına ilişkin açıklamalara da yer verilir.

(iii) İşletmenin gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırdığı finansal varlık ve borçların niteliği.

Faiz oranı riski

67. İşletme, her bir finansal varlık ve borç sınıfı açısından maruz kalınan faiz oranı riskini aşağıdakileri de içerecek biçimde kamuoyuna açıklar:

(a) Sözleşmede yer alan yeniden fiyatlandırma/faiz yenileme veya vade tarihinden önce olanı; ve

(b) Mümkün ise, etkin faiz oranı.

68. İşletme, mevcut faiz oranlarının seviyesinde ileride oluşabilecek değişikliklerden etkilenme durumuna ilişkin bilgi verir. Piyasa faiz oranında meydana gelen değişimlerin, bazı finansal varlık ve borçların sözleşmeyle belirlenmiş nakit akışları üzerinde (nakit akış faiz oranı riski) ve diğer bazılarının gerçeğe uygun değerleri üzerinde (gerçeğe uygun değer faiz oranı riski) doğrudan etkisi bulunur.

69. Vade tarihlerine (ya da daha önce olması durumunda faiz yenileme tarihlerine) ilişkin bilgi faiz oranlarının sabit olduğu süreyi, etkin faiz oranına ilişkin bilgi ise faizlerin sabitlendiği seviyeyi gösterir. Bu bilgilerin kamuoyuna açıklanması, finansal tablo kullanıcılarının, işletmenin maruz kaldığı gerçeğe uygun değer faiz oranı riski ve dolayısıyla potansiyel kayıp ve kazancı değerlendirmeleri açısından bir temel sağlar. Vade tarihinden önce piyasa faiz oranına göre faiz oranı yenilenen araçlar için bir sonraki faiz yenileme tarihine kadar olan sürenin kamuoyuna açıklanması vade tarihine kadar olan sürenin açıklanmasından çok daha önemlidir.

70. İşletme, beklenen faiz yenileme ya da vade tarihlerinin sözleşmedeki tarihlerden önemli ölçüde farklılık göstermesi durumunda, sözleşmede yer alan faiz yenileme tarihleri ve vade tarihleri ile ilgili bilgileri tamamlamak için bu bilgileri kamuoyuna açıklamayı tercih edebilir. Örneğin işletmenin, vadesinden önce ödenecek sabit faizli konut kredilerinin tutarını makul düzeyde güvenilir bir biçimde önceden tahmin etmesi ve maruz olduğu faiz oranı riskini yönetmede anılan bilgiyi esas alması durumunda, söz konusu bilginin kamuoyuna açıklanması özellikle uygun olabilir. Verilen ilave bilgide, yönetimin gelecekteki olaylarla ilgili beklentisinin esas alındığına ilişkin bir açıklamaya, faiz yenileme ya da vade tarihleri ile ilgili olarak yapılan varsayımlara ve söz konusu varsayımların sözleşmedeki tarihlerden nasıl farklılık gösterdiğine yer verilir.

71. İşletme hangi finansal varlık ve borçlarının;

(a) Sabit faiz oranlı finansal varlık ve borçlardaki gibi, gerçeğe uygun değer faiz oranı riskine maruz olduğunu;

(b) Piyasa oranları değiştikçe faiz oranları yeniden belirlenen değişken faizli finansal varlık ve finansal borçlardaki gibi, nakit akım faiz oranı riskine maruz olduğunu; ve

(c) Özkaynağa dayalı finansal araçlara yapılan bazı yatırımlarda olduğu gibi, doğrudan herhangi bir faiz oranı riskine maruz olmadığını belirtir.

72. Paragraf 67(b)’de yer alan hüküm, gelecekte ödeme yapılmasını gerektiren ve paranın zaman değerine göre hamili açısından bir getiri, ihraççısı açısından ise bir maliyet yaratan tahviller, senetler, krediler ve benzeri finansal araçlar için uygulanır. Anılan hüküm, özkaynağa dayalı finansal araçlara yapılan yatırımlar ve türev araçlar gibi belirlenebilir bir etkin faiz oranı taşımayan finansal araçlar için uygulanmaz. Örneğin faiz oranı türevleri (swaplar, forward oranı anlaşmaları ve opsiyonlar dahil)  piyasa faiz oranlarındaki değişiklikler nedeniyle gerçeğe uygun değer ya da nakit akış riskine maruz olmalarına rağmen bunlara ilişkin etkin faiz oranı açıklamasında bulunulması gerekmez. Ancak işletme, etkin faiz oranına ilişkin bilgi sunması sırasında, vadeli faiz oranı swapları gibi finansal riskten korunma işlemlerinin işletmelerin maruz kaldığı faiz oranı riskine olan etkilerini kamuoyuna açıklar.

73. İşletme, bilançosunda finansal varlık ya da finansal borç oluşturmayan bir işlem sonucunda da faiz oranı riskine maruz kalabilir. Bu tür durumlarda işletme, maruz kaldığı riskin niteliği ve kapsamının finansal tablo kullanıcıları tarafından anlaşılmasına imkan veren bilgiyi kamuoyuna açıklar. Örneğin sabit faizli fon kullandırma taahhüdünde bulunan bir işletme tarafından kamuoyuna yapılacak açıklamalar, normal koşullarda, kayıtlı/belirlenmiş anapara tutarını, faiz oranını, verilecek borç tutarının vadesine kadar olan dönemi ve faiz oranı riskine neden olan işlemin önemli kurallarını/kayıtlarını içerir.

74. Faiz oranı riskine ilişkin bilgilerin yazılı olarak mı, tablolar aracılığıyla mı yoksa her ikisini birlikte içeren bir şekilde mi sunulacağını işletme faaliyetlerinin niteliği ve finansal araçlarla olan işlemlerinin düzeyi belirler. Bir işletmenin gerçeğe uygun değer ya da nakit akış faiz oranı riskine maruz farklı türde birçok finansal araca sahip olması durumunda, bilgilerin sunulmasında aşağıdaki yaklaşımlardan biri ya da daha fazlası kullanılabilir:

(a) Faiz oranı riskine maruz bulunan finansal araçların defter değerleri, bilanço tarihinden sonraki vadeleri veya faiz yenileme sürelerine göre aşağıdaki dönemler itibariyle gruplandırılmak suretiyle tablo halinde sunulabilir:

(i) 1 yıl ya da daha kısa;

(ii) 1 yıldan uzun 2 yıldan kısa;

(iii) 2 yıldan uzun 3 yıldan kısa;

(iv) 3 yıldan uzun 4 yıldan kısa;

(v) 4 yıldan uzun 5 yıldan kısa;

(vi) 5 yıldan uzun.

(b) İşletme performansının faiz oranı riskine maruz kalma düzeyinden veya maruz kalınan riskteki değişiklikten önemli ölçüde etkilenmekte olması durumunda, daha ayrıntılı bilgiler gerekli olabilir. Örneğin bir banka, finansal araçların defter değerlerini, vadeleri ya da faiz yenileme sürelerine göre aşağıdaki dönem itibariyle ayrı ayrı gruplar halinde kamuoyuna açıklayabilir.

(i) Bilanço tarihinden sonra 1 ay ya da daha kısa;

(ii) Bilanço tarihinden sonra 1 aydan uzun 3 aydan kısa; ve

(iii) Bilanço tarihinden sonra 3 aydan uzun 12 aydan kısa.

(c) Benzer olarak işletme, maruz bulunduğu nakit akış faiz oranı riskini, gelecekte farklı dönemlerde vadeleri dolacak olan değişken oranlı finansal varlık ve borçların toplam defter değerlerini gruplar halinde gösteren tablolar aracılığıyla sunabilir.

(d) Faiz oranı bilgisi finansal araçlar için münferiden kamuoyuna açıklanabilir. Alternatif olarak, her bir finansal araç sınıfı için ağırlıklı ortalama oranlar ya da belirli bir oran aralığı sunulabilir. Farklı para birimi cinsinden düzenlenmiş olmaları ya da kredi risklerinde önemli farklılıklar bulunması gibi etkenlerin ilgili araçların etkin faiz oranlarında önemli farklılıklara yol açması durumunda, işletme, sözü edilen araçları farklı sınıflarda gruplandırabilir.

75. Bazı durumlarda işletme, piyasa faiz oranlarında meydana geldiği varsayılan (hipotetik) bir değişimin finansal araçlarının gerçeğe uygun değerleri ve gelecekteki kâr veya zarar ile nakit akışları üzerindeki etkilerini göstermek suretiyle, maruz olduğu faiz oranı risklerine ilişkin kullanışlı bilgiler verme imkanına sahip olabilir. Bu tür bir bilgi, örneğin, bilanço tarihi itibariyle piyasa faiz oranında yüzde 1’lik (100 baz puan) bir değişim olduğu varsayımına dayanabilir. Faiz oranlarında meydana gelen değişikliklerin etkisi, değişken faizli finansal araçlarla ilgili faiz gelir ve giderlerindeki değişiklikleri ve sabit oranlı araçların gerçeğe uygun değerlerindeki değişimlerden kaynaklanan kazanç ve kayıpları kapsar. Raporlanan faiz oranı duyarlılığı, faiz oranı değişikliğinin, bilanço tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer alan faiz içeren finansal araçlar üzerindeki doğrudan etkileri ile sınırlandırılmış olabilir; çünkü oran değişikliğinin finansal piyasalar ile işletmeler üzerindeki dolaylı etkilerinin normal koşullarda güvenilir olarak tahmin edilmesi mümkün değildir. Faiz oranı duyarlılığına ilişkin bilginin kamuoyuna açıklanması sırasında, ilgili her türlü önemli varsayım da dahil olmak üzere, bilginin hazırlanmasında esas alınan unsurlara yer verilir.

Kredi riski

76. İşletme her bir finansal varlık sınıfı ve kredi riski bulunan diğer kalemler için maruz kaldığı kredi riskine ilişkin aşağıdaki bilgileri kamuoyuna açıklar:

(a) Diğer tarafların finansal araçlara ilişkin yükümlülüklerini yerine getirememeleri durumunda, hiçbir teminatın gerçeğe uygun değeri dikkate alınmaksızın bilanço tarihi itibariyle maruz bulunulan azami kredi riskini en iyi gösteren tutar; ve

(b) Kredi riskindeki önemli yoğunlaşmalar.

77. İşletme, kredi riskine ilişkin olarak sunduğu bilgilerde, karşı tarafların yükümlülüklerini yerine getirememeleri durumunda, bilanço tarihi itibariyle muhasebeleştirilmiş bulunan finansal varlıklardan elde edilecek gelecekteki nakit girişlerinde meydana gelebilecek azalışların veya kredi riski bulunan diğer kalemlerde (kredi türevi veya üçüncü tarafın yükümlülüklerine ilişkin verilmiş teminat gibi) oluşacak nakit çıkışlarının finansal tablo kullanıcıları tarafından değerlendirilmesine imkan sağlayan bilgilere yer verir. Söz konusu yerine getirilmeyen yükümlülükler, işletmenin zarar muhasebeleştirmesine neden olur. 76 ncı Paragraf bir işletmenin gelecekte ortaya çıkması muhtemel zararlarına ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuna açıklamasını gerektirmez.

78. Kredi riskine maruz tutarların, teminatın paraya çevrilmesinden/kullanılmasından elde edilecek olası geri kazanımları dikkate alınmaksızın (işletmenin maruz bulunduğu azami kredi riski) açıklanmasının nedenleri:

(a) Finansal tablo kullanıcılarına, finansal varlıkların kredi riskine maruz bulunan tutarları ile kredi riskine maruz diğer tutarların tutarlı bir ölçümünü sunmak; ve

(b) Maruz bulunan azami zararın bilanço tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer alan finansal varlıkların defter değerlerinden farklı olma olasılığını dikkate almaktır.

79. Kredi riski bulunan finansal varlıklar açısından, varlığa ilişkin zararlar için ayrılan karşılıklar sonrasında bilançodaki net defter değeri genellikle kredi riskine maruz tutarı ifade eder. Örneğin, kayıtlarda gerçeğe uygun değeriyle yer alan bir faiz oranı swapı açısından bilanço tarihi itibariyle maruz bulunan azami zarar, karşı tarafın temerrüde düşmesi durumunda piyasadaki oranlara göre işlemin yenileneceği maliyeti gösterdiğinden, normalde defter değeridir. Bu tür durumlarda bilançoda yer alanlar dışında bir hususun kamuoyuna açıklanması gerekmez. Diğer yandan, işletmenin bazı finansal araçlara ilişkin olarak maruz kalabileceği azami zarar söz konusu finansal araçların defter değerinden ve anapara tutarı veya gerçeğe uygun değer gibi kamuoyuna açıklanan diğer tutarlarından önemli ölçüde farklı olabilir. Bu tür durumlarda 76 ncı Paragrafın (a) maddesinin gereklerinin karşılanması için kamuoyuna ilave açıklamalar yapılması gerekir.

80. Hukuken bir finansal borçla netleştirilebilecek olan bir finansal varlık, ödemenin net esasa göre ya da eş zamanlı olarak yapılması düşünülen durumlar dışında, bilançoda finansal borçla netleştirilerek gösterilmez. Bununla birlikte, işletme, 76 ncı Paragrafa göre yapacağı açıklamalar sırasında, yasal olarak netleştirme hakkının bulunduğunu kamuoyuna açıklar. Örneğin, bir işletmenin finansal varlığı elden çıkarması sonucunda elde edeceği tutarı/kazanımları bu tutara eşit veya bundan daha büyük ve yasal olarak netleştirme hakkı bulunan bir finansal borcun ödenmesinden önce elde etmesi durumunda, işletme, karşı tarafın temerrüde düşmesi durumunda oluşacak zararı önlemek için netleştirme yapma hakkına sahiptir. Ancak, işletmenin, karşı tarafın temerrüde düşmesi durumunda, finansal varlığın ödenme koşullarını, ilgili kazanımların elde edilmesini/tahsilini finansal borcun ödeneceği tarihten sonraya erteleyecek şekilde yeniden belirlemesi veya belirleyeceğinin beklenmesi durumunda kredi riski devam edecektir. Finansal varlığın belirlenen koşullarda tahsil edilmesinin beklenmesi durumunda, işletme, netleştirme hakkını ve etkilerini, belirli bir zaman itibariyle maruz kalınan kredi riskinin azaldığı düzey konusunda finansal tablo kullanıcılarını bilgilendirmek amacıyla kamuoyuna açıklar. Karşılığında netleştirme hakkının bulunduğu bir finansal borcun ilgili finansal varlığın tahsilinden önce ödenecek olması durumunda, borç ödendikten sonra karşı tarafın temerrüdü halinde işletme, varlığın defter değerinin tamamı kadar bir kredi riskiyle karşı karşıyadır.

81. İşletme, maruz bulunduğu kredi riskini azaltmaya yönelik olan ancak netleştirme koşullarına uymayan, bir veya birden fazla karşılıklı işlemin netleştirilmesine imkan veren bir anlaşma yapmış olabilir. Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşmanın, anlaşmanın karşı tarafına olan finansal borçla netleştirilmeyen finansal varlıklara ilişkin kredi riskini önemli ölçüde azaltması durumunda, işletme, anlaşmanın etkilerine ilişkin ek bilgiler verir. Kamuoyuna açıklanacak söz konusu bilgiler aşağıdakileri içerir:

(a) Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşmanın ilgili bulunduğu finansal varlıklara ilişkin kredi riskinin, sadece, karşı tarafa olan finansal borcun ilgili varlıkların elde edilmesinden sonra yerine getirilecek olan kısmı dışındaki bölümüne kadar olan tutarının bertaraf edilebileceği; ve

(b) Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşma aracılığıyla işletmenin toplam kredi riskinin azaltıldığı düzeyin bilanço tarihini takip eden kısa bir dönem içerisinde önemli ölçüde değişebileceği. Nitekim sözü edilen kredi riski, anlaşma konusu her bir işlemden etkilenir.

Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşmanın kredi riskindeki azalmanın düzeyini belirleyen hükümlerinin işletme tarafından kamuoyuna açıklanması da yerinde olur.

82. İşletme, finansal teminat ya da kredi türev sözleşmesi gibi, bilançoya bir finansal varlık yansıtılmasıyla sonuçlanmayan bir işlem dolayısıyla kredi riskine maruz kalmış olabilir. Başka bir tarafın yükümlülüğünün garanti edilmesi, garantiyi veren açısından bir borç oluşmasına sebep olur ve anılan şahsı/işletmeyi 76 ncı Paragraf uyarınca kamuoyuna yapılan açıklamalarda dikkate alınması gereken bir kredi riskine maruz bırakır.

83. Karşı tarafların temerrüde düşmeleri durumunda önemli ölçüde zarara yol açacak olup işletme faaliyetlerinin niteliği ve işletmenin finansal durumu hakkında kamuoyuna açıklanan bilgilerden anlaşılamayan kredi risk yoğunlaşmaları ayrıca kamuoyuna açıklanır. Bu türden risk yoğunlaşmalarının belirlenmesi işlemi, işletme yönetiminin, işletme ve borçlularının içinde bulunduğu koşulları dikkate alan bir muhakemede bulunmasını gerektirir. “TMS 14 Bölümlere Göre Raporlama” Standardı, kredi risk yoğunlaşmalarının olaşabileceği faaliyet alanları ve coğrafi bölümlerin belirlenmesinde yol gösterir.

84. Kredi risk yoğunlaşmaları, tek bir borçluya ya da ekonomik veya diğer koşullardaki değişikliklerin yükümlülüklerini yerine getirmelerini benzer şekilde etkileyeceği borçlu gruplarına ilişkin risklerden oluşabilir. Faaliyet gösterilen sektör, coğrafi alan ve borçlu gruplarının kredi değerliliği, risk yoğunlaşmalarını belirleyen özelliklerdir. Örneğin, petrol sektörü için makine/teçhizat üreten bir firmanın, normal olarak, satışlarından kaynaklanan ticari alacakları olacaktır. Bu durumda, petrol sektöründeki ekonomik değişiklikler anılan ticari alacakların ödenmeme riskini etkiler. Uluslararası ölçekte kredi kullandıran bir bankanın az gelişmiş ülkelere kullandırdığı krediler olabilir ve bankanın söz konusu kredileri tahsil kabiliyeti yerel ekonomik koşullardan olumsuz şekilde etkilenebilir.

85. Kredi risk yoğunlaşmalarına ilişkin olarak kamuoyuna yapılan açıklamalar, her bir risk yoğunlaşmasını belirleyen ortak özellikler ve söz konusu ortak özellikleri taşıyan finansal varlıkların tamamına ilişkin azami kredi risk tutarlarına ilişkin bilgileri içerir.

Gerçeğe uygun değer

86. Paragraf 90 ve 91A’da belirtilen durumlar haricinde, işletme, her bir finansal varlık ve borç sınıfının gerçeğe uygun değerini, anılan değerin bilançoya yansıtılan defter değeriyle karşılaştırılmasına imkan verecek şekilde kamuoyuna açıklar (TMS 39 gerçeğe uygun değerin belirlenmesinde yol gösteren hükümler içerir).

87. Gerçeğe uygun değer bilgisi, işletmenin nihai finansal durumunun belirlenmesinde ve finansal araçlarla ilgili münferit kararlar alınmasında işletmeler tarafından yaygın olarak kullanılır. Gerçeğe uygun değer, çoğu zaman finansal piyasaların araca ilişkin gelecekteki tahmini nakit akışlarının bugünkü değerine yönelik görüşlerini yansıttığından, finansal tablo kullanıcılarının aldığı birçok karar açısından da kullanışlıdır. Gerçeğe uygun değer bilgisi, sahip olduğu ekonomik özellikler neredeyse birbirinin aynı olan finansal araçların, bunların hangi amaçla elde tutuldukları ve ne zaman ve kim tarafından ihraç edildikleri ya da edinildiklerine bakılmaksızın birbirleriyle karşılaştırılmalarına imkan verir. Gerçeğe uygun değer, işletme yönetiminin finansal varlık satın alma, satma veya elde bulundurmayı sürdürmeye yönelik kararları ile finansal borç yüklenme, bu borçları yüklenmeye devam etme veya anılan borçları ödemeye yönelik kararlarının etkilerini gösterdiğinden, yönetimin idarecilik yeteneğinin değerlendirilmesinde doğal bir temel oluşturur. İşletme bilançosunda gerçeğe uygun değerinden ölçülmemiş bir finansal varlık veya borç bulunması durumunda, gerçeğe uygun değer bilgisine, yapılacak tamamlayıcı açıklamalarda yer verilir.

88. Kısa vadeli ticari alacak ve borçlar gibi finansal varlıklar açısından, ilgili defter değerinin gerçeğe uygun değere makul düzeyde yakın olduğu durumlarda herhangi bir gerçeğe uygun değer bilgisinin kamuoyuna açıklanması gerekmez.

89. Gerçeğe uygun değerlerin kamuoyuna açıklanması sırasında, işletme, finansal varlık ve borçları sınıflar itibariyle gruplandırır ve bunları ilişkili oldukları defter değerlerinin bilançoda netleştirildiği ölçüde netleştirir.

90. Piyasada kayıtlı bir fiyatı bulunmayan özkaynağa dayalı finansal araçlara yapılan yatırımların veya bu tür özkaynağa dayalı finansal araçlarla ilişkilendirilmiş bulunan (bunlara bağlı) türev ürünlerin gerçeğe uygun değerlerinin güvenilir olarak ölçülememeleri nedeniyle TMS 39 çerçevesinde maliyetlerinden ölçülmeleri durumunda, anılan hususun, finansal araçların özellikleri, defter değerleri, gerçeğe uygun değerlerinin güvenilir olarak ölçülememesinin nedeni ve mümkünse gerçeğe uygun değerin gerçekleşeceği beklenen tahmini değer aralığı ile birlikte kamuoyuna açıklanması gerekir. Buna ek olarak, gerçeğe uygun değeri daha önce güvenilir olarak ölçülemeyen bir finansal varlığın satılması durumunda, anılan husus, söz konusu finansal varlığın satıldığı zamanki defter değeri ve muhasebeleştirilen kazanç veya kayıp tutarı kamuoyuna açıklanır.

91. Piyasada kayıtlı bir fiyatı bulunmayan özkaynağa dayalı finansal araçlara yapılan yatırımların veya bu tür özkaynağa dayalı finansal araçlarla ilişkilendirilmiş bulunan türev ürünlerin gerçeğe uygun değerlerinin güvenilir olarak ölçülememeleri nedeniyle TMS 39 çerçevesinde maliyetlerinden ölçülmeleri durumunda, bunlar açısından, 86 ve 92 nci Paragraflarda yer alan gerçeğe uygun değer bilgisinin kamuoyuna açıklanması gerekmez. Bunun yerine, söz konusu finansal varlık ve borçların defter değerleri ile gerçeğe uygun değerleri arasındaki muhtemel farkların boyutu konusunda finansal tablo kullanıcılarının kendilerinin yapacakları değerlendirmelerde bunlara yardımcı olacak bilgiler sunulur. Finansal araçların değerleriye bağlantılı temel özellikleri ile gerçeğe uygun değerlerinin kamuoyuna açıklanmama nedenlerine ilişkin olarak yapılması gereken açıklamalara ek olarak, söz konusu araçların piyasası hakkında da bilgi verilir. Bazı durumlarda, araçların kayıt ve koşullarına ilişkin olarak 60 ıncı Paragraf uyarınca yapılan açıklamalar yeterli düzeyde bilgiyi sağlayabilir. İşletme yönetimi, makul bir dayanağının bulunduğu durumlarda, gerçeğe uygun değerini güvenilir olarak tespit edemediği finansal varlık ve borçların defter değeri ile gerçeğe uygun değerleri arasındaki ilişkiye dair görüşlerine de yer verebilir.

91A. Bazı finansal varlık ve borçlar, “TFRS 4 Sigorta Sözleşmeleri” Standardında açıklandığı üzere isteğe bağlı katılım özelliği içerirler.  Söz konusu özelliğin işletme tarafından güvenilir olarak ölçülememesi durumunda, anılan hususun, ilgili sözleşmenin özellikleri, defter değeri, gerçeğe uygun değerinin güvenilir olarak ölçülememesinin nedeni ve mümkünse gerçeğe uygun değerin gerçekleşeceği beklenen tahmini değer aralığı ile birlikte kamuoyuna açıklanması gerekir.

92. İşletme, aşağıda yer alan hususlarda kamuoyuna açıklamada bulunur:

(a) Önemli finansal varlık ve borç sınıfları açısından ayrı ayrı olmak üzere, finansal varlık ve borçların gerçeğe uygun değerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemler ve önemli varsayımlar (Paragraf 55 finansal varlık sınıflarının belirlenmesinde yol gösteren hükümler içerir).

(b) Finansal varlık ve borçların gerçeğe uygun değerlerinin, bütünüyle veya kısmi olarak, aktif bir piyasada kayıtlı bulunan fiyatlar aracılığıyla mı belirlendiği ya da bir değerleme tekniği kullanılarak mı tahmin edildiği (bakınız: TMS 39 Paragraf UR 71-UR 79).

(c) İşletme finansal tablolarında, gerçeğe uygun değerlerinden ölçülen ancak ilgili gerçeğe uygun değerleri, kısmen veya tamamen, gözlemlenebilir piyasa fiyatları ya da oranlarıyla desteklenmemiş varsayımlara dayanan bir değerleme yöntemi kullanılarak tespit edilmiş finansal araçlar bulunup bulunmadığı. Söz konusu varsayımlarda makul düzeyde olası bir değişiklik yapılması durumunda gerçeğe uygun değerin önemli ölçüde farklılaşacak olması halinde, işletme anılan hususu ve makul düzeyde olası alternatif varsayımların gerçeğe uygun değer üzerindeki etkilerini kamuoyuna açıklar. Söz edilen önemlilik, kâr veya zarar ile toplam varlık veya toplam borçlara göre belirlenir.

(d) Kullanılan değerleme yöntemine göre tahmin edilen gerçeğe uygun değerdeki toplam değişimin dönem kâr veya zararına yansıtılan tutarı.

93. Kamuoyuna açıklanan gerçeğe uygun değer bilgisi, gerçeğe uygun değeri belirlemede kullanılan yöntem ve yöntemin uygulanmasında kullanılan önemli varsayımları içerir. Örneğin işletme, önemli olmaları durumunda, peşin ödeme oranlarına, tahmini kredi zarar oranlara ve faiz veya iskonto oranlarına ilişkin varsayımlarını kamuoyuna açıklar.

Açıklanacak diğer hususlar

94. Bilanço dışı bırakma

(a) İşletme, bir finansal varlık devretmiş (bakınız: TMS 39 Paragraf 18) veya ilgili anlaşmanın finansal varlığın devredilmesi işlemi olarak nitelendirilme koşullarını taşımadığı TMS 39 Paragraf 19’da belirtilen türde bir anlaşma yapmış olabilir. İşletmenin anılan varlığın tamamını ya da varlık üzerinde devam eden ilgisi kadarlık kısmını (bakınız: TMS 39 Paragraf 29 ve 30) muhasebeleştirmeye devam etmesi durumunda, her bir finansal varlık sınıfına ilişkin olarak aşağıdaki hususlarda kamuoyuna açıklama yapılır:

(i) Varlıkların niteği;

(ii) İşletmenin halihazırda maruz bulunduğu, mülkiyetten kaynaklanan risk ve yararlar;

(iii) İşletmenin varlığın tamamını muhasebeleştirmeye devam etmesi durumunda, varlığın ve bununla ilişkili borcun defter değeri; ve

(iv) İşletmenin varlık üzerinde devam eden ilgisi tutarındaki bölümü muhasebeleştirmeye devam etmesi durumunda, varlığın toplam tutarı, varlığın işletme tarafından muhasebeleştirilmeye devam edilen tutarı ve bununla ilişkili borcun defter değeri.

Teminat

(b) İşletme, borçları ve koşullu borçları açısından teminat/rehin olarak vermiş bulunduğu finansal varlıkların defter değerleri ile söz konusu varlıkların önemli kayıt ve koşullarını (Paragraf 60 (a) ve 63 (g) ile tutarlı olarak) kamuoyuna açıklar.

(c) İşletmenin teminat sahibi temerrüde düşmeksizin ilgili teminatı satma veya yeniden teminat/rehin olarak verme hakkının bulunduğu bir teminat kabul etmesi durumunda, aşağıdaki hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklamada bulunulur:

(i) Kabul edilen teminatın (finansal veya finansal olmayan varlıklar) gerçeğe uygun değeri;

(ii) Satılan veya yeniden teminat/rehin olarak verilen bu tür teminatın geçeğe uygun değeri ve işletmenin ilgili teminatı geri verme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı; ve

(iii) Söz konusu teminatın işletme tarafından kullanımına ilişkin önemli kural ve koşullar (60 (a) ve 63 (g) Paragrafları ile tutarlı olarak)

Çoklu saklı türev ürünler içeren bileşik finansal araçlar

(d) İşletmenin hem bir borç hem de bir özkaynak bileşeni içeren bir araç ihraç etmesi (bakınız: Paragraf 28) ve anılan aracın, değerleri birbirine bağlı olan çoklu saklı türev ürün özelliğinin bulunması (alım opsiyonlu dönüştürülebilir borçlanma aracı gibi) durumunda, işletme, söz konusu özelliklerin varlığını ve borç kalemine (ayrı bir şekilde muhasebeleştirilen saklı türev ürünler hariç) ilişkin etkin faiz oranını kamuoyuna açıklar.

Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlıklar ve finansal borçlar (bakınız: Paragraf UR40)

(e) İşletme, aşağıdakilerin defter değerlerini kamuoyuna açıklar:

(i) Alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflandırılan finansal varlıklar;

(ii) Alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflandırılan finansal borçlar;

(iii) İlk muhasebeleştirme sırasında, işletme tarafından, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırılan finansal varlıklar (diğer bir ifadeyle, bunlardan, alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflanan finansal varlıklar dışındakiler).

(iv) İlk muhasebeleştirme sırasında, işletme tarafından, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanan finansal borçlar (diğer bir ifadeyle, bunlardan, alım satım amaçlı elde tutulan olarak sınıflanan finansal borçlar dışındakiler).

(f) İşletme, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanan finansal varlık ve borçlara ilişkin net kazanç ve kayıpları ayrı ayrı kamuoyuna açıklar.

(g) Bir kredi veya alacağın (veya kredi ya da alacak grubunu), gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanmış olması durumunda aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklama yapılır:

(i) İlgili kredi veya alacağa (veya kredi ya da alacak grubuna) ilişkin raporlama tarihi itibariyle maruz kalınan azami kredi riski tutarı (bakınız: Paragraf 76(a)).

(ii) Sözü edilen azami kredi riski tutarının herhangi bir kredi türevi veya benzeri bir araçla azaltılabilecek kısmı.

(iii) Anılan kredi veya alacağın (veya kredi ya da alacak grubunun) gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin kredi riskindeki değişimlerle ilişkilendirilebilen kısmının, ilgili varlığın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişimler ile ilişkilendirilemeyen kısmının belirlenmesi suretiyle ya da varlığın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin kredi riskindeki değişimlerle ilişkilendirilebilen kısmını daha doğru bir şekilde yansıtan alternatif bir yöntem aracılığıyla tespit edilen, dönem içerisinde gerçekleşen tutarı ve birikmiş tutarı.

(iv) İlişkili olduğu herhangi bir kredi türevi veya benzeri bir aracın gerçeğe uygun değerinde dönem içerisinde meydana gelen değişim tutarı ile kredi veya alacağın sınıflandığı tarihten bu yana söz konusu türev ürün veya aracın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen birikmiş değişim tutarı.

(h) Bir finansal borcun, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflanmış olması durumunda aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak kamuoyuna açıklama yapılır:

(i) Anılan finansal borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin kredi riskindeki değişimlerle ilişkilendirilebilen kısmının, ilgili borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişimler ile ilişkilendirilemeyen kısmının belirlenmesi suretiyle (bakınız: Paragraf UR 40) ya da borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin kredi riskindeki değişimlerle ilişkilendirilebilen kısmını daha doğru bir şekilde yansıtan alternatif bir yöntem aracılığıyla tespit edilen, dönem içerisinde gerçekleşen tutarı ve birikmiş tutarı;

(ii) Finansal borcun defter değeri ile işletmenin sözleşmeye bağlı olarak yükümlülük sahibine vadesinde ödemesi gereken tutar arasındaki fark.

(i) İşletme, aşağıdakilere ilişkin olarak kamuoyuna açıklamada bulunur:

(i) (g) (iii) ve (h) (I) deki hükümlerin yerine getirilmesinde kullanılan yöntemler;

(ii) İşletmenin (g) (iii) ve (h) (I) deki hükümlerin yerine getirilmesi amacıyla kamuoyuna yaptığı açıklamaların, ilgili finansal varlık veya borcun gerçeğe uygun değerindeki değişikliğin bunlara ilişkin kredi riskinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanan kısmını güvenilir olarak göstermediği kanısına varması durumunda, anılan kanıya ulaşılmasının nedenleri.

Yeniden sınıflandırma

(j) İşletmenin bir finansal varlığı, gerçeğe uygun değer yerine (bakınız: TMS 39 Paragraf 54) maliyetinden veya itfa edilmiş maliyetinden ölçmek suretiyle yeniden sınıflandırmış olması durumunda, söz konusu işlemin nedeni hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulur.

Gelir tablosu ve özkaynak

(k) Finansal varlık ve borçlardan kaynaklanan gelir, gider, kazanç ve kayıplara ilişkin önemli kalemler, anılan kalemlerin kâr veya zararda ya da özkaynağın ayrı bir unsuru olarak dikkate alınmış olup olmadıklarına bakılmaksızın kamuoyuna açıklanır. Bu amaçla kamuoyuna yapılacak açıklamada en azından aşağıdaki hususlara yer verilir:

(i) Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılmayan finansal varlıklar ve finansal borçlara ilişkin toplam faiz geliri ve toplam faiz gideri (etkin faiz yöntemi kullanılarak hesaplanan);

(ii) Satılmaya hazır finansal varlıklar için dönem içerisinde doğrudan özkaynaklarda muhasebeleştirilmiş bulunan kazanç veya kayıplar ile özkaynaklardan çıkarılıp döneme ilişkin kâr veya zararda muhasebeleştirilen tutarlar; ve

(iii) Değer düşüklüğüne uğramış finansal varlıklara ilişkin olarak TMS 39 Paragraf UR 93 uyarınca tahakkuk eden faiz geliri.

Değer düşüklüğü

(l) İşletme, önemli her bir finansal varlık sınıfı için ayrı ayrı olmak üzere, finansal varlıklara ilişkin olarak kâr veya zararda muhasebeleştirdiği değer düşüklüğü zararının niteliği/içeriği ve tutarını kamuoyuna açıklar (Paragraf 55 finansal varlık sınıflarının belirlenmesinde yol gösteren hükümler içerir).

Temerrüt ve ihlaller

(m) Bilanço tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer almakta olan kredi borçlara ilişkin olarak dönem içerisinde anapara, faiz, itfa fonu (sinking fund) veya itfa hükümlerinde meydana gelen temerrütler ile kredi anlaşmalarına ilişkin olarak dönem içerisinde meydana gelen ve borç verene ilgili borcun geri ödenmesini talep etme imkanı veren diğer her türlü ihlal (bilanço tarihinde veya daha öncesinde giderilmiş bulunan temerrütler ya da anılan tarihler içerisinde şartları yeniden görüşülmüş/belirlenmiş bulunan krediler hariç) için aşağıdaki hususlarda kamuoyuna açıklamada bulunulur:

(i) Anılan ihlallere ilişkin ayrıntılar;

(ii) İhlallerin olduğu kredi borçlarına ilişkin olarak bilanço tarihi itibariyle finansal tablolarda yer alan tutar;

(iii) (ii)’de kamuoyuna açıklanan tutarların ilişkili bulunduğu temerrüdün finansal tabloların yayınlanmak üzere onaylanmasından önce giderilip giderilmediği veya anılan işlem/tarih öncesinde ilgili kredi borçlarına ilişkin şartların yeniden görüşülüp görüşülmediği.

95. Kredi anlaşmalarına ilişkin ihlallerin Paragraf 94 (j) çerçevesinde kamuoyuna açıklanmasında, kredi borçları ifadesi, borçlanma araçlarını ve normal kredi koşullarına sahip kısa vadeli ticari borçlar dışındaki finansal borçları içerir. Bu tür bir ihlalin dönem içerisinde ortaya çıkmış olması ve bilanço tarihi itibariyle ilgili ihlalin giderilmemiş veya ilgili kredi borçlarına ilişkin koşulların yeniden görüşülmemiş olması durumunda, söz konusu ihlalin, borcun kısa veya uzun vadeli olarak sınıflandırılmasına olan etkisi TMS 1’e göre belirlenir.

Yürürlük tarihi

96. Bu Standart, 1 Ocak 2005 tarihinden sonra başlayan yıllık dönemler için uygulanacak olup, anılan tarihten önce uygulanması teşvik edilir. İşletme, Mart 2004 tarihinde yayımlanan değişiklikleri de içeren TMS 39 Standardını (…) uygulamadığı sürece, 1 Ocak 2005 tarihinden önce başlayan yıllık dönemler için bu Standardı uygulayamaz. İşletmenin bu Standardı 1 Ocak 2005 tarihinden önce başlayan bir dönemde uygulaması durumunda, anılan durum kamuoyuna açıklanır.

97. Bu Standart geriye dönük olarak uygulanır.

Diğer bildirilerin iptali

98. “-”

99. “-”

100. “-”

Ek

Uygulama Rehberi

TMS 32 Finansal Araçlar: Sunum

Bu Ek, Standardın ayrılmaz bir parçasıdır.

UR1. Bu Uygulama Rehberi, Standardın belirli yönlerinin uygulanmasına ilişkin açıklamalarda bulunur.

UR2. Söz konusu Standart, finansal araçların muhasebeleştirilmesi veya ölçülmesi ile ilgilenmez. Finansal varlık ve borçların muhasebeleştirilmesi ve ölçülmesine ilişkin hükümler “TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme” Standardında yer alır.

Tanımlar (Paragraf 11-14)

Finansal varlıklar ve finansal borçlar

UR3. Para (nakit) bir finansal varlıktır; çünkü bir değişim aracını temsil eder ve dolayısıyla bütün işlemlerin ölçülmesi ve finansal tablolara yansıtılmasında esas teşkil eder. Bir banka ya da benzeri bir finansal kuruluş nezdindeki nakit mevduat bir finansal varlıktır, çünkü sahibine, sözleşmeden doğan, kuruluştan nakit çekme veya bakiyesine karşılık kredi veren lehine bir finansal borcun ödenmesinde kullanılacak çek veya benzer bir araç keşide etme hakkını temsil eder.

UR4. Gelecekte sözleşmeden doğan nakit alma hakkını temsil eden finansal varlıklar ile gelecekte sözleşmeye bağlı nakit ödeme yükümlülüğünü temsil eden finansal borçların bilinen örnekleri şunlardır:

(a) Ticari alacaklar ve borçlar;

(b) Alacak ve borç senetleri;

(c) Kredi alacak ve borçları; ve

(d) Alacak ve borç tahvilleri.

Her durumda, bir tarafın sözleşmeden doğan nakit alma hakkı (veya ödeme yükümlülüğü) diğer tarafın buna karşılık gelen ödeme yükümlülüğü (veya alma hakkı) ile eşleştirilir.

UR5. Finansal aracın diğer bir çeşidi, nakit dışındaki bir finansal varlığın elde edilecek veya vazgeçilecek ekonomik fayda olarak kararlaştırıldığı araçlardır. Örneğin, devlet tahvili olarak ödenecek bir borç senedi, hamiline, sözleşmeye bağlı olarak nakit değil devlet tahvili alma hakkı verir. Senedi düzenleyene ise sözleşmeye bağlı olarak nakit değil devlet tahvili verme yükümlülüğü doğurur. Tahviller finansal varlıklardır; çünkü tahvili çıkaran devletin nakit ödeme yükümlülüğünü temsil ederler. Bu nedenle senet, senet hamilinin finansal varlığı, senedi düzenleyenin ise finansal borcudur.

UR6. Daimi borçlanma araçları (daimi bonolar, tahviller ve sermaye senetleri gibi) genellikle hamiline sözleşmeden doğan, belirsiz bir gelecekte sabit tarihlerde faiz ödemeleri elde etme hakkı sağlar. Bu hak; anaparayı geri alma hakkını ya hiç içermez ya da anaparayı geri almayı mümkün kılmayan veya ancak çok uzak bir gelecekte gerçekleşebilir hale getiren koşulları içerir. Örneğin, işletme, 1000 PB2 tutarında anaparaya uygulanacak %8 faiz oranı üzerinden hesaplanan daimi yıllık ödemelerde bulunmayı zorunlu kılan bir finansal araç ihraç edebilir. İlgili araç ihraç edildiğinde %8’in piyasa faiz oranı olduğunun varsayılması durumunda, ihraççı, ilk muhasebeleştirildiğinde gerçeğe uygun değeri (bugünkü değer) 1000 PB olan gelecekteki faiz ödemelerine ilişkin sözleşmeden doğan bir yükümlülük üstlenir. Anılan finansal aracın hamili ve ihraççısı, sırasıyla, bir finansal varlık ve finansal borca sahiptir.

UR7. Finansal araçların alınmasına, verilmesine veya değiştirilmesine ilişkin sözleşmeden doğan hak ya da sözleşmeye dayalı yükümlülüğün kendisi bir finansal araçtır. Sözleşmeden doğan haklar veya sözleşmeye dayalı yükümlülükler zinciri, sonucunda bir nakit elde edilmesine veya ödemesine ya da özkaynağa dayalı bir finansal araç edinilmesine veya ihraç edilmesine neden olması durumunda finansal araç tanımına uyar.

UR8. Sözleşmeden doğan bir hakkın kullanılması veya sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğün yerine getirilmesi kesin olabilir veya gelecekte koşullu bir olayın meydana gelmesine bağlı olabilir. Örneğin bir finansal teminat, borç alanın yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda borç verenin garantörden nakit almasını sağlayan sözleşmeden doğan bir haktır ve aynı şekilde garantörün, borç verene ödeme yapmak için sözleşmeye bağlı bir yükümlülüğüdür. Borç verenin hakkını kullanması ve garantörün yükümlülüğünü yerine getirmesi koşulu, borçlunun yükümlüğünü yerine getirmemesi gibi gelecekteki bir olaya bağlı olsa da, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülük geçmişteki bir işlemden veya olaydan (garantinin üstlenilmesi) dolayı mevcuttur. Her zaman finansal tablolarda gösterilmeseler bile, koşullu hak ve yükümlülükler finansal varlık ve finansal borç tanımına uyarlar. Sözü edilen koşullu hak ve yükümlülüklerden bazıları TFRS 4 kapsamındaki sigorta sözleşmeleri olabilir.

UR9. “TMS 17 Kiralama İşlemleri” Standardına göre finansal kiralama işlemi, esas olarak, kiraya verene bir kredi sözleşmesinde olduğu gibi anapara ve faiz ödemelerinin bileşiminden oluşan bir ödemeler serisini elde etmeye ilişkin bir hak, buna karşılık kiracıya ise söz konusu ödemelerde bulunma yükümlülüğü veren bir işlem olarak nitelendirilir. Kiraya veren, kiraladığı finansal kiralama konusu varlığın kendisini değil finansal kiralama sözleşmesinde yer alan alacak tutarındaki yatırımını muhasebeleştirir. Diğer yandan faaliyet kiralaması esasen, kiraya verenin, herhangi bir hizmet karşılığında yapılan ücret ödemesine benzer şekilde, ödenen tutar karşılığında gelecekte bir varlığın kullanımını sağlamayı taahhüt ettiği, tamamlanmamış bir sözleşme olarak kabul edilir. Kiraya veren, sözleşmede yer alan gelecekteki alacak tutarının yerine kiralama konusu varlıkları muhasebeleştirmeye devam eder. Dolayısıyla finansal kiralama bir finansal araç olarak kabul edilirken, faaliyet kiralaması bir finansal araç olarak kabul edilmez (halihazırda muaccel hale gelmiş ve ödenecek olan taksitler hariç).

UR10. Maddi varlıklar (stoklar ve maddi duran varlıklar gibi), kiralama konusu varlıklar ve maddi olmayan duran varlıklar (patentler ve ticari markalar gibi) finansal varlık değillerdir. Söz konusu maddi varlıkların ve maddi olmayan duran varlıkların kontrolü, bir nakit girişi sağlamaya veya başka bir finansal varlık elde etmeye imkan yaratır; fakat nakit veya başka bir finansal varlık elde etmeye yönelik mevcut bir hak sağlamaz.

UR11. Gelecekte sağlayacağı ekonomik fayda, nakit veya başka bir finansal varlık elde etme hakkı yerine hizmet veya mal alımı olan varlıklar (peşin ödenmiş giderler gibi) finansal varlık değildir. Benzer şekilde, ertelenmiş gelir ve teminat yükümlülükleri gibi kalemler de finansal borç değildir. Bunun nedeni, söz konusu yükümlülüklere ilişkin ekonomik faydaların, nakit veya başka bir finansal varlığın ödenmesine ilişkin sözleşmeden doğan bir yükümlülük olarak değil, mal veya hizmet verilmesi şeklinde işletmeden çıkmasıdır.

UR12. Sözleşmeye bağlı olmayan varlık ve yükümlülükler (devlet tarafından konulan yasal zorunlulukların bir sonucu olarak ortaya çıkan gelir vergileri gibi) finansal varlık veya finansal borç değildir. Gelir vergilerine ilişkin muhasebe işlemleri “TMS 12 Gelir Vergileri” Standardı kapsamındadır. “TMS 37 Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar” Standardında tanımlanan zımni kabulden doğan yükümlülükler de sözleşmeden doğmazlar ve finansal borç değillerdir.

Özkaynağa dayalı finansal araçlar

UR13. Özkaynağa dayalı finansal araçlara örnek olarak; satılamayan adi hisse senetleri, bazı imtiyazlı hisse senetleri (bakınız: Paragraf UR 25 ve UR 26), hisse alım hakkı veren finansal araçlar, veya bir finansal varlık veya sabit tutarda bir nakit karşılığında, bir işletmenin ihraç ettiği sabit sayıdaki satılamayan adi hisse senedine alım için başvurmak veya satın almak konusunda hamiline imkan veren yazılı alım opsiyonları gösterilebilir. İşletmenin, sabit tutarda bir nakit veya finansal varlık karşılığında belirli miktarda özkaynağına dayalı finansal araç satın alma veya ihraç etme yükümlülüğü, anılan işletmenin özkaynağına dayalı finansal aracıdır. Bununla birlikte, bu tür bir sözleşmenin işletme için nakit veya başka bir finansal varlık verme yükümlülüğünü içermesi durumunda, anılan sözleşme geri satın alınan tutarın bugünkü değerine ilişkin bir borç da yaratır (bakınız: Paragraf UR 27 (a)). Satılamayan adi hisse senedi ihraç eden bir işletme, dağıtım yapmak için resmi olarak harekete geçtiğinde bir yükümlülük üstlenir ve hissedarlara karşı buna uygun olarak davranması kanunen zorunlu hale gelir. Bu durum temettü dağıtımında bulunulacağının duyurulmasından sonra veya işletmenin tasfiye edilip borçlarının ödenmesinden sonra kalan aktiflerin ortaklara dağıtılabilir olması durumunda geçerli olabilir.

UR14. İşletmeye sabit tutarda bir nakit veya başka bir finansal varlık karşılığında belirli miktarda özkaynağına dayalı finansal araçı yeniden edinme hakkı veren satın alınmış bir alım opsiyonu veya benzer diğer bir sözleşme, işletme için bir finansal varlık değildir. Bu tür bir sözleşme için ödenen tutar özkaynaktan düşülür.

Türev finansal araçlar

UR15. Finansal araçlar, asıl araçlar (alacaklar, borçlar ve hisse senedine dayalı finansal araçlar gibi) ile türev finansal araçları (finansal opsiyonlar, vadeli işlem sözleşmeleri-futures sözleşmeler ve forward sözleşmeler, vadeli faiz oranı takasları ve döviz takasları gibi) içerir. Türev finansal araçlar, finansal araç tanımına uyar ve dolayısıyla bu Standart kapsamında yer alır.

UR16. Türev finansal araçlar, aracın tarafları arasında üzerine yazıldığı asıl finansal aracın bir veya daha fazla finansal riskini nakletme etkisine sahip hak ve yükümlülükler yaratır. Başlangıçta türev finansal araçlar bir tarafa, potansiyel olarak lehte koşullarda, finansal varlık veya borçların karşı tarafla sözleşmeye dayalı olarak el değiştirme hakkını veya potansiyel olarak aleyhte koşullarda, finansal varlık veya borçların karşı tarafla sözleşmeye dayalı olarak el değiştirme yükümlülüğünü verir. Ancak, genellikle3  söz konusu hak ve yükümlülükler sözleşmenin başında üzerine yazıldığı asıl finansal aracın devrine yol açmadığı gibi bu devrin mutlaka sözleşmenin vadesinde olmasını da gerektirmez. Bazı araçlar hem takas yapma hakkını hem de takas yapma yükümlülüğünü içerir. Takasın koşulları, türev aracın oluşumunda belirlendiğinden finansal piyasalarda fiyatlar değiştikçe bu koşullar lehte veya aleyhte olabilir.

UR17. Finansal varlık veya borçların takasına dayalı bir satım veya alım opsiyonu (yani işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçları dışındaki finansal araçlar) opsiyon sahibine sözleşmenin üzerine yazıldığı finansal aracın gerçeğe uygun değerindeki değişimlerden kaynaklanan muhtemel gelecek ekonomik faydayı elde etme hakkı verir. Bunun tersine, opsiyonu yazan, ilerideki potansiyel ekonomik yarardan feragat etme yükümlülüğünü veya üzerine yazıldığı finansal aracın gerçeğe uygun değerindeki değişmelerden doğan ekonomik yararların potansiyel kaybına katlanmayı kabul eder. Opsiyon hamilinin sözleşmeye dayalı haklarıyla opsiyonu yazanın sözleşmeye dayalı yükümlülükleri, sırasıyla, finasal varlık ve finansal borcun tanımına karşılık gelir. Bir opsiyon sözleşmesinin üzerine yazıldığı finansal araç, diğer işletmelerdeki hisseler ve faizli araçlar da dahil olmak üzere her türlü finansal varlık olabilir. Opsiyon, opsiyon yazıcısının bir finansal varlık devretmesi yerine bir borçlanma aracı ihraç etmesini gerektirebilir; fakat opsiyonun kullanılması halinde opsiyonun üzerine yazılı olduğu araç opsiyon hamilinin bir finansal varlığı haline gelecektir. Opsiyon hamilinin potansiyel olarak lehte koşullarda finansal varlıkları takas hakkı ve opsiyonu yazanın potansiyel olarak aleyhte koşullarda finansal varlığı takas etme yükümlülüğü, opsiyonun kullanılmasıyla takas edilen opsiyonun üzerine yazıldığı finansal varlıktan bağımsızdır. Opsiyon hamilinin hakkı ve opsiyonu yazanın yükümlülüğü opsiyonun kullanıp kullanmama olasılığından etkilenmez.

UR18. Türev finansal araçların bir diğer örneği; altı ay vadeli ve bir tarafın (satın alan) 1.000.000 PB nominal tutarlı sabit faizli devlet tahvili karşılığında 1.000.000 PB nakit vermeyi taahhüt ettiği; diğer tarafın (satıcı) ise 1.000.000 PB nakit karşılığında 1.000.000 PB nominal tutarlı sabit faizli devlet tahvili vermeyi taahhüt ettiği bir forward sözleşmesidir. Altı ay süresince iki tarafın da finansal araçların takası için sözleşmeye dayalı hak ve yükümlülükleri vardır. Devlet tahvillerinin piyasa fiyatının 1.000.000 PB’nin üzerine çıkması durumunda, söz konusu durum satıcının aleyhine alıcının ise lehine olacaktır; piyasa fiyatının 1.000.000 PB’nin altına düşmesi durumunda ise, bunun tersi olacaktır. Alıcının, elde tutulan alım opsiyonundaki hakka benzer sözleşmeye dayalı bir hakkı (bir finansal varlığı) ve yazılan satım opsiyonundaki yükümlülüğe benzer sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğü (bir finansal borcu) vardır. Satıcının ise elde tutulan satım opsiyonundaki hakka benzer sözleşmeye dayalı bir hakkı (bir finansal varlığı) ve yazılan alım opsiyonundaki yükümlülüğe benzer sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğü (bir finansal borcu) vardır. Opsiyonlarda olduğu gibi söz konusu sözleşmeye dayalı hak ve yükümlülükler üzerlerine yazıldıkları finansal araçlardan (takas edilecek tahvil ve nakit) ayrı ve bağımsız olarak finansal varlık ve finansal borç meydana getirirler. Bir opsiyon sözleşmesindeki yükümlülüğün yerine getirilmesi, sadece opsiyon hamilinin opsiyonu kullanmayı tercih etmesiyle gerçekleşirken; bir forward sözleşmesinin tarafları işlemi kararlaştırılan zamanda yerine getirme yükümlülüğü taşırlar.

UR19. Vadeli faiz oranı ve döviz swapları, faiz oranı tavanları, oran makasları (collars) ve taban oranlar, kredi taahhütleri, bono ihraç imkanları ve akreditifler de dahil olmak üzere, birçok diğer türev araç gelecekteki bir takas işlemi için bir hak veya yükümlülük içerir. Bir vadeli faiz oranı swap sözleşmesi, birisi değişken diğeri sabit faiz oranlarını referans alan gelecekteki bir dizi nakit değişimlerini gerçekleştirmek için tarafların anlaştığı bir forward sözleşmesi türü gibi görülebilir. Futures sözleşmeler, esas farkları sözleşmelerin Standart olması ve bir pazarda alınıp satılmaları olmak üzere forward sözleşmelerinin bir diğer türüdür.

Finansal olmayan kalemlerin alım satımına ilişkin sözleşmeler (Paragraf 8-10)

UR20. Finansal olmayan kalemlerin alım satımına ilişkin sözleşmeler finansal araç tanımına uymaz; çünkü taraflardan birinin finansal olmayan bir varlık veya hizmet alınmasına yönelik sözleşmeye dayalı hakkı ile karşı tarafın buna tekabül eden borcu, taraflardan hiçbirine bir finansal varlığın alınması, verilmesi veya takasına ilişkin mevcut bir hak veya yükümlülük doğurmaz. Örneğin, sadece finansal olmayan bir varlığın alınmasına veya verilmesine dayanan sözleşmeler (örneğin gümüş üzerine yazılı opsiyon, futures veya forward sözleşmeleri) finansal araç değildir. Birçok ticari mal sözleşmesi bu türdendir. Bazıları standart yapıdadır ve tıpkı bazı türev finansal araçlar gibi organize pazarlarda alınıp satılırlar. Örneğin, bir ticari mal vadeli işlem (futures) sözleşmesi hemen nakit karşılığı alınıp satılabilir, çünkü bir pazarda alınıp satılmak üzere kayıtlıdır ve birçok kez el değiştirebilir. Ancak sözleşmeyi alıp satan taraflar esasen sözleşmenin üzerine yazıldığı ticari malı alıp satmaktadır. Bir mal sözleşmesinin nakit karşılığında alınıp satılabilmesi, anılan sözleşmenin alım satım kolaylığı, malın alım ya da satımına ilişkin yükümlülüğün nakit olarak yerine getirilmesine ilişkin pazarlık imkanının olması, sözleşmenin ana özelliğini bir finansal araç meydana getirecek biçimde değiştirmez. Öte yandan, net tutar üzerinden veya finansal araçların takası şeklinde ödenebilen ya da içerisindeki finansal olmayan kalemin halihazırda nakte dönüştürülebildiği bazı finansal olmayan kalem alım satım sözleşmeleri sanki finansal araçlarmış gibi bu Standart kapsamında yer alırlar (bakınız: Paragraf 8).

UR21. Maddi varlıkların alınmasını veya verilmesini içeren bir sözleşme, anılan varlıkların devredildiği tarihin ötesine ertelenmiş bir ödeme olmadıkça, bir tarafın finansal varlığı ve diğer tarafın finansal borcu sayılmaz.  Ticari krediyle yapılan mal alım satımında da durum bu şekildedir.

UR22. Bazı sözleşmeler ticari mala bağlıdır; ancak bir malın fiziki olarak alınması veya teslimi yoluyla yerine getirilmezler. Söz konusu sözleşmeler, sözleşmedeki bir formüle göre belirlenen nakit ödemeler yoluyla yerine getirilirler. Örneğin, bir tahvilin anapara tutarı, petrolün tahvilin vade tarihindeki piyasa fiyatı ile sabit bir petrol miktarının çarpımı ile hesaplanabilir. İlgili anapara tutarı bir ticari mal fiyatına endekslenmiştir; fakat ödeme sadece nakit şeklinde olur. Böyle bir sözleşme bir finansal araçtır.

UR23. Finansal araç tanımı, finansal varlık veya finansal borç doğuran sözleşmelere ek olarak, finansal olmayan bir varlık veya finansal olmayan bir borç doğuran sözleşmeleri de kapsar. Bu tür finansal araçlar genellikle bir tarafa finansal bir varlığı finansal olmayan bir varlıkla takas etme opsiyonu verir. Örneğin, petrole endeksli bir bono, hamiline, anapara tutarını sabit bir petrol miktarıyla takas etme opsiyonu ile birlikte, periyodik olarak sabit faiz ödemeleri elde etme ve vade sonunda sabit bir nakit tutar alma hakkını verebilir. Bu opsiyonun kullanılma isteği, petrolün gerçeğe uygun değeri ile petrolün bonoda yazılı nakit karşılığı takas oranının (takas fiyatı) göreceli değerlerine bağlı olarak zaman içerisinde değişiklik gösterecektir. Bono hamilinin opsiyonu kullanıp kullanmama eğilimi, opsiyonu oluşturan aktif kalemlerin varlığını etkilemez. Bono hamilinin finansal varlığı ve ihraççının finansal borcu, yaratılan diğer varlık ve borçların çeşidine bakılmaksızın, ilgili bonoyu bir finansal araç yapar.

UR24. Bu Standart finansal araç tanımına girmeyen veya Paragraf 8 kapsamında yer almayan ticari mal sözleşmeleri veya diğer sözleşmelere uygulanmak için oluşturulmuş olmasa da, işletmeleri bu Standardın uygun olan açıklama hükümlerini anılan türden sözleşmeler için de uygulamayı uygun bulabilirler.

Sunum

Borçlar ve özkaynak (Paragraf 15-27)

Nakit veya başka bir finansal varlığın verilmesine ilişkin sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğünün bulunmaması (Paragraf 17-20)

UR25. İmtiyazlı hisse senetleri değişik haklarla ihraç edilebilirler. Bir imtiyazlı hisse senedinin finansal borç mu yoksa özkaynağa dayalı finansal araç mı olduğunun belirlenmesinde, ihraççı, hissenin finansal borcun temel özelliklerini sergileyip sergilemediğini belirlemek için hisseye bağlı olan özel hakları göz önünde bulundurur. Örneğin, belirli bir tarihte ya da hisse senedi hamili tarafından belirlenen bir tarihte geri satın alınan bir imtiyazlı hisse senedi finansal borç içerir; çünkü ihraççının hisse senedi hamiline finansal varlık devretme yükümlülüğü vardır. İhraççının fon eksikliği, yasal bir sınırlama olması veya kâr ya da yedeğin yetersizliği dolayısıyla, imtiyazlı hisse senedinin geri satın alınmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirememe olasılığının bulunması, sözleşmeden doğan yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. İhraççının hisseyi nakit karşılığı geri satın alması opsiyonu finansal borç tanımı için yeterli değildir, çünkü ihraççının hissedarlara finansal varlıkların devri için mevcut bir yükümlülüğü yoktur. Bu durumda, hisselerin geri satın alınması tamamen ihraççının elindedir. Ancak, ihraççının, genellikle hisseleri geri satın alma niyetine ilişkin olarak hissedarları resmi bir biçimde bilgilendirmesi yoluyla opsiyonunu kullanması durumunda, bir yükümlülük doğabilir.

UR26. İmtiyazlı hisse senetlerinin geri satın alınamaz olmaları durumunda, uygun sınıflandırma şekli imtiyazlı senede bağlı diğer haklara göre belirlenir. Yapılan sınıflandırmada, sözleşmeye bağlı düzenlemelerin özü ile finansal borç ve özkaynağa dayalı finansal aracın tanımı esas alınır. Birikimli olsun ya da olmasın, imtiyazlı hisse senedi sahiplerine yapılacak ödemelerin ihraççının isteğine bağlı olması durumunda, anılan hisseler özkaynağa dayalı finansal araçtır. Bir imtiyazlı hisse senedinin özkaynağa dayalı finansal araç ya da finansal borç olarak sınıflandırılmasında aşağıdakilerin etkisi bulunmaz; örneğin:

(a) Geçmişte yapılan ödemeler;

(b) Gelecekte ödeme yapma niyeti;

(c) Ödeme yapılmaması durumunun (adi hisse senetlerine temettü ödemesindeki sınırlamalar dolayısıyla, imtiyazlı hisse senetlerine temettü ödenmemesi durumunda) ihraççının adi hisse senetlerinin fiyatına olası negatif etkisi;

(d) İhraççının yedeklerinin tutarı;

(e) İhraççının bir döneme ilişkin kâr ya da zarar tahmini; veya

(f) İhraççının dönem kâr ya da zararının tutarına etki edebilmesi veya edememesi.

İşletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarıyla yapılan ödeme (Paragraf 21-24)

UR27. Aşağıda yer alan örnekler, işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlarına ilişkin farklı türden sözleşmelerin nasıl sınıflandırılacağını gösterir:

(a) İşletmenin belirli sayıdaki kendi hissesini gelecekte başka bir ödeme olmaksızın alması ya da vermesi; veya belirli sayıdaki kendi hissesini nakit ya da başka bir finansal varlık karşılığında değiştirmesi ile yerine getirilecek olan bir sözleşme, özkaynağa dayalı bir finansal araçtır. Buna göre, bu tür bir sözleşme için alınan ya da ödenen herhangi bir bedel doğrudan özkaynağa eklenir veya özkaynaktan düşülür. Karşı tarafa sabit tutarda bir nakit karşılığı işletmenin belirli sayıda hissesini alma hakkı veren ihraç edilmiş bir hisse opsiyonu buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak, sözleşmenin işletmenin kendi hisselerini belirli ya da belirlenebilen bir tarihte veya talep edildiğinde geri satın almasını (bedelini ödeyerek geri almasını) gerektirmesi durumunda, işletme için aynı zamanda geri satın alma tutarının bugünkü değeri kadar bir finansal borç doğmuş olur. İşletmenin, bir forward sözleşmesi uyarınca belirli miktar bir nakit karşılığında kendi hissesinin belirli bir ksımını geri alma yükümlülüğü buna örnek olarak verilebilir.

(b) İşletmenin geri satın alma yükümlülüğü olan hisselerin adedi sabitlenmemiş ya da yükümlülük karşı tarafın geri satma hakkını kullanmasına bağlı dahi olsa, bir işletmenin nakit karşılığı kendi hisselerini satın alma yükümlülüğü geri satın alma tutarının bugünkü değeri kadar bir finansal borç doğurur. Karşı tarafın opsiyonu kullanması durumunda işletmenin kendi hisselerini nakit karşılığı geri satın almasını gerektiren ihraç edilmiş bir opsiyon, koşullu yükümlülük için bir örnektir.

(c) Alınacak ya da verilecek nakit veya başka bir finansal varlık tutarı işletmenin kendi hisse senedinin piyasa fiyatındaki değişikliklere bağlı olsa dahi, nakit ya da başka bir finansal varlık olarak yerine getirilecek olan sözleşme bir finansal varlık veya bir finansal borçtur. Net nakit ödemeli hisse opsiyonu buna bir örnektir.

(d) Bir işletmenin, değeri sabit bir tutara ya da sözleşmede yazılı olan değişkene (örneğin bir ticari mal fiyatına) endeksli bir tutara eşit olan değişken sayıdaki kendi hissesi aracılığıyla yerine getirilecek olan bir sözleşme, bir finansal varlık ya da bir finansal borçtur. Kullanılması halinde, işletmenin sözleşmenin değerine eşit miktarda kendi aracını vermesiyle net olarak ödenen altın satın alım opsiyonu buna bir örnektir. Bu tür bir sözleşme, sözleşme konusu değişken, altın yerine işletmenin kendi hisse fiyatı olsa dahi bir finansal varlık ya da finansal borçtur. Benzer şekilde, işletmenin sabit sayıda kendi hissesiyle ödenecek olan, ancak bu hisselere bağlı hakların ödeme değerinin sabit bir tutara ya da sözleşme konusu değişkendeki değişikliklere dayanan bir tutara eşit olacak şekilde çeşitlendirileceği sözleşme, bir finansal varlık ya da bir finansal borçtur.

Koşullu ödeme hükümleri (Paragraf 25)

UR28. Paragraf 25’e göre, nakit ya da başka bir finansal varlıkla (ya da aracın finansal bir borç olması sonucunu doğuracak başka bir yolla) ödenmesi gereken bir koşullu ödeme hükmünün bir bölümünün gerçekleşebilir mahiyette olmaması durumunda, ilgili ödeme hükmünün finansal aracın sınıflandırmasını etkilememesi gerekir. Dolayısıyla nakden ya da işletmenin değişken sayıda hissesiyle ödeme yapılmasını, sadece, oldukça nadir, çok anormal ve gerçekleşme olasılığı çok az olan bir olayın gerçekleşmesi halinde gerektiren bir sözleşme özkaynağa dayalı finansal araçtır. Benzer şekilde, ödemenin işletmenin sabit sayıda hissesiyle yapılması işletmenin kontrolü dışındaki durumlarda sözleşmeyle engellenmiş olabilir; ancak anılan durumların gerçekte meydana gelme olasılığı bulunmaması durumunda, hisse senedine dayalı finansal araç olarak sınıflandırma yapılması uygundur.

Konsolide finansal tablolardaki uygulama

UR29. İşletme, azınlık haklarını-yani diğer tarafların özkaynaklarındaki ve iştiraklerinin geliri üzerindeki paylarını- “TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu” ve “TMS 27 Konsolide ve Bireysel Finansal Tablolar” Standartlarına uygun olarak sunar. İşletme, bir finansal aracını (ya da bunun bir unsurunu) konsolide finansal tablolarında sınıflandırması sırasında, grubun tümünün nakit ya da araçla ilgili başka bir finansal varlık verme veya ilgili aracın yükümlülük olarak sınıflandırmasıyla sonuçlanacak bir şekilde ödeme yapma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığını belirlerken, grup ile aracın hamili arasında üzerinde anlaşılan tüm kayıt ve koşulları dikkate alır. Gruptaki bir iştirakin finansal bir araç ihraç etmesi ve ana ortaklık ya da başka bir grup işletmesinin doğrudan bu aracın sahipleriyle birtakım ek koşullar (örneğin garanti) üzerinde mutabakata varması durumunda, grubun ödeme ya da geri satın alma konusunda tek başına karar verme yetkisi bulunmayabilir. İştirak anılan ek koşulları dikkate almaksızın kendi finansal tablolarında aracı doğru olarak sınıflandırsa dahi, konsolide finansal tabloların grupça girişilen sözleşme ve işlemleri bir bütün olarak yansıtmasını teminen, grup üyeleriyle araç sahipleri arasındaki diğer anlaşmaların etkisi de dikkate alınır. Bu tür bir yükümlülük veya ödeme karşılığı olması halinde araç (ya da aracın yükümlülük konusu unsuru) konsolide finansal tablolarda finansal borç olarak sınıflandırılır.

Bileşik finansal araçlar (Paragraf 28-32)

UR30. Paragraf 28 yalnızca türev olmayan bileşik finansal araçları ihraç edenler için uygulanır. Paragraf 28 finansal aracın hamili yönünden bileşik finansal araçlara değinmez. TMS 39 saklı türev ürünlerin, borç ve sermaye bileşeni içeren bileşik finansal araçların hamilleri açısından ayrıştırılmasını gösterir.

UR31. Adi hisseye dönüştürülebilir bono gibi saklı değiştirme hakkı olan ve başka hiçbir saklı türev özelliği olmayan borçlanma araçları, bileşik finansal araçların sık rastlanan bir türüdür. Paragraf 28, bu tür bir finansal araç ihraç edenin, ilgili işlemin borç ve özkaynak bileşenini aşağıdaki belirtildiği üzere ayrı ayrı bilançoda sunmasını gerektirir:

(a) İhraççının plana bağlı faiz ve anapara ödemelerini gerçekleştirme yükümlülüğü, ilgili araç dönüştürülmediği sürece var olan bir finansal borçtur. Borç bileşeninin ilk muhasebeleştirmedeki gerçeğe uygun değeri, sözleşmeyle belirlenmiş gelecekteki nakit akışlarının, karşılaştırılabilir kredi statüsünde olan ve aynı koşullar altında büyük ölçüde aynı miktar nakit akışı sağlayan, dönüştürme hakkı olmayan araçlara piyasada uygulanan faiz oranı ile iskonto edilmesi sonucunda belirlenen bugünkü değeridir.

(b) Özkaynağa dayalı finansal araç, borcu, aracı ihraç edenin hisse senedine dönüştüren saklı bir opsiyondur. Opsiyonun gerçeğe uygun değeri, varsa, zaman değerini ve uygulama fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki farkı (intrinsic value) içerir. Bu opsiyon, asli değersiz (işleme konulması halihazırda rasyonel olmayan/out of money) olsa dahi ilk muhasebeleştirmede bir değere sahiptir.

UR32. Dönüştürülebilir bir aracın vadesinde dönüştürülmesi işleminde, işletme, aracın borç bileşenini bilanço dışı bırakır ve özkaynak olarak muhasebeleştirir. Orjinal özkaynak bileşeni özkaynak olarak kalır (özkaynak altındaki bir kalemden bir diğerine aktarılmış olsa dahi). Vade tarihinde gerçekleştirilen dönüşüm işlemi bir kazanç ya da kayıp doğurmaz.

UR33. Bir işletme dönüştürülebilir bir aracı, vadesinden önce erken geri satın alma yoluyla ya da orjinal dönüşüm imtiyazlarının değişmediği bir geri satın alma işlemiyle sonlandırırsa, işlem tarihinde, ödeme ya da geri satın alma işlemindeki işlem maliyetlerini ve ödenen karşılığı, aracın borç ve özkaynak bileşenlerine dağıtır. Ödeme tutarının ve işlem maliyetlerinin farklı bileşenlere dağıtımında kullanılan yöntem, Paragraf 28-32 ile uygun şekilde, çevrilebilir araç ilk ihraç edildiğinde işletmece elde edilen tutarların ayrı bileşenlere orjinal dağıtımında kullanılan yöntemle uyumludur.

UR34. Ödeme tutarı bir kez dağıtıldığında, ortaya çıkan kazanç ya da kayıp, ilgili kaleme uygulanan muhasebe ilkeleriyle uyumlu olarak aşağıdaki şekilde işlem görür:

(a) Borç bileşeni ile ilgili kazanç ya da kayıp, kâr veya zararda muhasebeleştirilir; ve

(b) Özkaynak bileşeni ile ilgili olarak ödenen tutar, özkaynakta muhasebeleştirilir.

UR35. İşletme, örneğin belirlenen günden daha önce dönüşüm halinde daha iyi bir dönüşüm oranı teklif etmek ya da ek teminat vermek gibi erken dönüşümü teşvik eden unsurlar aracılığıyla dönüştürülebilir aracın koşullarında değişiklik yapabilir. Araç hamilinin, koşulların değiştirildiği tarih itibariyle, yeni koşullar çerçevesinde aracın dönüşümünden elde edeceği ödemenin gerçeğe uygun değeriyle orjinal koşullarda elde edeceği ödemenin gerçeğe uygun değeri arasındaki fark, kayıp olarak kâr veya zararda muhasebeleştirilir.

İşletmenin geri satın alınan kendi hisseleri (Paragraf 33 ve 34)

UR36. Her ne sebeple geri alınmış olursa olsun, bir işletmenin özkaynağına dayalı finansal araçlar finansal bir varlık olarak dikkate alınmaz. Paragraf 33 özkaynağına dayalı finansal araçları yeniden satın alan bir işletmenin söz konusu araçları özkaynaktan düşmesini gerektirir. Ancak örneğin müşterisi adına kendi hisse senedini elinde tutan finansal bir kurum gibi, bir işletmenin başkaları adına kendi hisse senedini elinde tutması durumunda ortada bir acentelik ilişkisi vardır ve dolayısıyla elde tutulan söz konusu araçlar işletmenin bilançosuna dahil edilmez.

Faizler, temettüler, kayıp ve kazançlar (Paragraf 35-41)

UR37. Takip eden örnek, 35 inci Paragrafın bir bileşik finansal araca uygulanmasını gösterir. Birikimli olmayan bir imtiyazlı hisse senedinin beş yıl içinde nakden geri satın alınmasının zorunlu olduğunu, ancak geri satın alma tarihinden önce temettü ödenmesinin işletmenin tercihinde olduğunu varsayalım. Bu tür bir araç, borç bileşeninin geri satın alma değerinin bugünkü değeri olduğu bir bileşik finansal araçtır. Anılan bileşendeki iskontonun itfası kâr ya da zararda muhasebeleştirilir ve faiz gideri olarak sınıflandırılır. Ödenen her türlü temettü özkaynak bileşeni ile ilgilidir ve dolayısıyla kâr dağıtımı ya da zarar olarak muhasebeleştirilir. Benzer türden bir işlem, geri satın almanın zorunlu olmadığı ancak araç hamilinin ihtiyarında olduğu ya da hissenin, sabit bir miktara ya da sözleşme konusu değişkendeki (örneğin ticari mal) değişikliklere dayanan bir miktara eşit olacak şekilde hesaplanan değişken sayıda adi hisse senedine zorunlu olarak çevrilebilir olduğu durumda da uygulanır. Ancak ödenmeyen herhangi bir temettü tutarının geri satın alma tutarına eklenmesi durumunda, aracın tamamı bir borçtur. Bu tür bir durumda, tüm temettüler faiz gideri olarak sınıflandırılır.

Finansal varlık ve borçların birbirinden mahsup edilmesi (netleştirilmesi) (Paragraf 42-50)

UR38. Finansal varlık ve finansal borcun netleştirilmesi için, işletmenin muhasebeleştirilmiş tutarları netleştirebilmesi için halihazırda uygulanabilir yasal bir hakkının olması gerekir. Karşılıklı işlemlerin netleştirilmesine imkan veren anlaşmalarda ya da bazı rücu edilmeyen borç türlerinde olduğu gibi, işletmenin muhasebeleştirilen tutarları netleştirmesi için koşullu bir hakkı olabilir; fakat bu tür haklar, genellikle karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirememesi gibi, ancak gelecekteki bir olayın olması halinde uygulanabilir. Dolayısıyla, bu tür anlaşmalar netleştirme koşullarını sağlamaz.

UR39. Bu Standart, “sentetik türev ürünler” olarak nitelendirilen ve başka bir aracın özelliklerini göstermesi için edinilen ve elde tutulan birbirinden bağımsız finansal araç grupları açısından özel bir uygulama gerektirmez. Örneğin, değişken ödemeler elde edilmesini ve sabit ödemelerde bulunulmasını içeren bir vadeli faiz oranı takasıyla birleştirilmiş uzun vadeli değişken faizli bir borç, uzun vadeli sabit faizli bir borç oluşturur. Birlikte “sentetik türev ürün” oluşturan finansal araçların her biri, kendi kayıt ve koşulları olan, sözleşmeye dayalı bir hak ya da yükümlülük oluşturur ve her biri ayrı ayrı devredilebilir ya da ödenebilir. Her bir finansal aracın maruz kaldığı risk, diğer finansal araçların maruz kaldığı risklerden farklı olabilir. Bu çerçevede, “sentetik türev ürün”de yer alan finansal araçlarından biri varlık diğeri borç ise, anılan araçlar Paragraf 42’de yer alan netleştirme kriterlerini karşılamadıkları sürece netleştirilmez ve işletme bilançosunda net esasta gösterilmez. Her bir finansal aracın önemli kayıt ve koşulları hakkında kamuoyuna açıklamada bulunulması gerekmekte olup, işletmenin, bu açıklamalara ek olarak, bireysel bazda araçlar arasındaki ilişkinin niteliğine yönelik açıklamada bulunması da mümkündür.

Açıklama

Gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlıklar veya finansal borçlar (bakınız: Paragraf 94(f))

UR40. İşletmenin bir finansal borcu veya kredi ya da alacağı (veya kredi ya da alacak grubunu) gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıflandırması durumunda, ilgili finansal varlığın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimlerin kredi riskindeki değişimlerle ilişkilendirilebilen kısmının kamuoyuna açıklanması gerekir. Söz konusu tutarı daha güvenilir olarak gösteren alternatif bir yöntem bulunmadığı sürece, ilgili tutarın, finansal varlığın gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişimin piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişimlerle ilişkilendirilemeyen kısmının hesaplanması suretiyle belirlenmesi gerekir. Piyasa riskine yol açan piyasa koşullarındaki değişimler; gösterge faiz oranları, mal fiyatları, döviz kurları, veya fiyat ya da oran endekslerinde meydana gelen değişimleri içerir. Birim birleştirici özelliği bulunan sözleşmeler açısından, piyasa koşullarındaki değişimler, ilgili dahili veya harici yatırım fonunun performansındaki değişimleri içerir. Piyasa koşullarında meydana gelen değişimlerden finansal borcu ilgilendiren tek değişimin gözlemlenen (gösterge) faiz oranında meydana gelen değişim olması durumunda, bu tutar aşağıdaki şekilde hesaplanabilir:

(a) İşletme, ilk olarak, borcun dönem başındaki gözlemlenen piyasa fiyatını ve sözleşmeye dayalı nakit akışlarını kullanmak suretiyle ilgili borcun dönem başındaki içsel getiri oranını (internal rate of return) hesaplar. Anılan getiri oranından dönem başındaki gözlemlenen (gösterge) faiz oranını çıkarmak suretiyle içsel getiri oranının araca özgü bileşenine ulaşır.

(b) Daha sonra, borcun dönem sonundaki sözleşmeye dayalı nakit akışları ile dönem sonundaki gözlemlenen (gösterge) faiz oranı ve (a)’da belirlenen içsel getiri oranının araca özgü bileşeninin toplamına eşdeğer bir iskonto oranını kullanarak borç ile ilişkili nakit akışlarının bugünkü değerini hesaplar.

(c) Ardından, (b)’de tespit edilen tutar, dönem içerisinde söz konusu borca ilişkin olarak ödenen veya elde edilen nakit tutarlara göre düzeltilir ve sözleşmeye dayalı nakit akışlarının vadelerine bir dönem daha yaklaşmış olmaları nedeniyle ilgili borcun gerçeğe uygun değerinde meydana gelen artışı yansıtmak üzere arttırılır.

(d) Borcun dönem sonundaki gözlemlenen piyasa fiyatı ile (c)’de hesaplanan tutar arasındaki fark, gerçeğe uygun değerde meydana gelen değişimlerin gözlemlenen (gösterge) faiz oranlarındaki değişimlerle ilişkilendirilemeyen kısmı/tutarıdır. Açıklanacak olan tutar bu tutardır.

Bu örnekte, gerçeğe uygun değerde meydana gelen ve aracın kredi riskindeki ya da faiz oranlarındaki değişimlerden kaynaklanmayan değişimlerin önemli düzeyde olmadıkları varsayılmıştır. Örnekteki aracın saklı türev ürün içermesi durumunda, ilgili saklı türev ürünün gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişim, Paragraf 94 (h) (i) uyarınca açıklanacak tutarın belirlenmesinde dikkate alınmaz.

EK 3

TFRS 7 Standardını 31/12/2006 tarihli finansal tablolarında uygulamayan işletmeler için, TMS 39 Standardının sadece 31/12/2006 tarihli finansal tablolarda uygulanacak olan Paragrafları

Paragraf 1

“1. Bu Standardın amacı; finansal varlıkların, finansal borçların ve finansal olmayan kalemlerin alım veya satımına ilişkin sözleşmelerin muhasebeleştirme ve ölçülmesine yönelik ilkeleri belirlemektir. Finansal araçlarla ilgili bilgilerin sunumu ve açıklanmasına ilişkin hükümler “TMS 32 Finansal Araçlar: Sunum ve Açıklamalar” Standardında yer almaktadır.”

Paragraf 9’un “gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan finansal varlık ve finansal borçlar” alt başlığının (b) (ii) den sonra gelen ilk Paragrafı

“TMS 32’nin 66, 94 ve UR 40 ıncı Paragrafları, bir işletmenin gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan olarak sınıfladığı finansal varlık veya finansal borçları hakkında, bunların gerekli koşulları ne şekilde yerine getirdiği de belirtilmek suretiyle, kamuoyuna açıklamada bulunmasını gerektirir. Anılan kamuoyuna açıklamada bulunma yükümlülüğü, yukarıda yer alan (ii) numaralı alt Paragraf kapsamındaki araçlar açısından, gerçeğe uygun değer farkı kâr veya zarara yansıtılan şeklinde yapılan bir sınıflamanın işletmenin belgelendirilmiş risk yönetim veya yatırım stratejisi ile ne kadar uyumlu olduğuna ilişkin açıklamada bulunulmasını da içerir.”

Paragraf 45’in son cümlesi

“İşletme, TMS 32 uyarınca kamuoyuna açıklanması gereken bilgileri dipnotlarında kamuoyuna açıklar.”

Paragraf 48

“48. Bu Standart veya TMS 32 Standardının uygulanması açısından, bir finansal varlık veya finansal borcun gerçeğe uygun değerinin tespit edilmesi sırasında işletme, Ek A Paragraf UR 69-UR 82’de yer alan açıklamaları dikkate alır.”

Ek A Uygulama Rehberi Paragraf UR 29

“UR 29. Tek bir araçta bulunan çoklu saklı türev ürünler, genellikle, tek bir bileşik saklı türev ürün olarak kabul edilirler. Buna karşılık, özkaynak olarak sınıflandırılan saklı türev ürünler (bakınız: TMS 32 Finansal Araçlar: Açıklamalar ve Sunum) varlık veya borç olarak sınıflandırılanlardan ayrı olarak muhasebeleştirilirler. Buna ek olarak, bir finansal aracın birden fazla saklı türev ürün içermesi ve söz konusu türev ürünlerin farklı risklerle ilgili olmaları ve istenildiğinde ayrıştırılabilir ve birbirlerinden bağımsız olmaları durumunda, birbirlerinden ayrı olarak muhasebeleştirilirler.”

——–

1   Bu Standartta yer alan parasal tutarlar “para birimi (PB)” olarak ifade edilmiştir.

2    Bu Rehberde yer alan parasal tutarlar “para birimi (PB)” olarak ifade edilmiştir.

3    Bu durum türev ürünlerin tamamı için değil ancak çoğunluğu için böyledir; orneğin farklı para birimlerine ilişkin bazı vadeli faiz oranı swaplarında anapara başlangıçta el değiştirir (ve vadesi geldiğinde yeniden el değiştirir).

_____

Print Preview

Site içeriği Mali Müşavir İsmail ŞENGÜN tarafından sağlanmaktadır. Hizmet sağlayıcı İzmir merkezlidir.

Detaylı bilgi için ortakmusavir.com adresini ziyaret ediniz.

© 2009 - 2018 vergiburosu.com
- Tüm hakları saklıdır.

modul
single - 19 - 0,071